Gever’de ayarca süren soykırım saldırılarında şehit düşen 19 yaşındaki Yanar, genç yaşına hem direnişi hem de cesareti sığdırdı. 1994 yılında Çelê’ye bağlı Marinos köyündeki evleri devlet güçleri tarafından yakılan 9 kişilik Yanar ailesinin çocuğu olarak 1997 yılında dünyaya gelen Yanar, daha çocuk yaşta devletin zulmüyle karşılaşır. Evleri yakıldıktan sonra Gever’e göç eden Yanar ailesini devlet baskısı burada da rahat bırakmaz. Yanar okulu küçük yaşlarda bırakarak ev ekonomisine katkı sunmak için yıllarca farklı işlerde çalışır. Bir yandan da gençlik faaliyetlerine aktif şekilde katılır. Çevresi ve arkadaşları tarafından fedakarlığı ve çalışkanlığıyla bilinen Yanar, soykırım ve inkar saldırılarına karşı ilan edilen öz yönetimlerin ardından YPS’ye katılır. 


Yoldaşlarını seçti

Direnişin 13’üncü günü olan 25 Mart’ta toprağa düşerek ölümsüzleşen kardeşini anlatan Ağabeyi Hüseyin Yanar, “Zeydan, halkı için kendini ateşe atardı” diyor. Ağabey Yanar, Kürt Özgürlük Hareketine henüz küçükken bile toz kondurmadığını söyleyerek “Yoldaşları için yapamayacağı şey yoktu ve en sonunda da zaten yoldaşlarının yanını seçti” dedi. 

Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 13 Mart günü kardeşi Zeydan ile arasında geçen son diyaloğu anlatan Yanar “Sokağa çıkma yasağı gelmeden önce zorla zaten herkes evlerinden çıkartıldı. Yasağın ilan edildiği gün biz de çıkmak zorunda kaldık. Yasak günü bende ona, ‘Hadi bizim eşyaları getir de biz de Colemêrg’e gidelim’ dedim. O da bana, ‘Benim Colemêrg’de işim yok. Ben gelmiyorum, burada arkadaşlarımın yanında kalacağım. Benim yerim yoldaşlarımın yandır’ dedi. Bu sözlerden sonra ben diyecek bir şey bulamadım ve helalleştik” ifadelerini kullandı. 

Ağabey Yanar sözlerini şu mesajla tamamladı: “Bu yol şeref ve namus yoludur. Bu yol şeref yolu olduğu için aile olarak bu şeref yolundan ayrılmadık.”


‘Hakkımı helal ettim’

76 yaşındaki anne Sefira Yanar ise, oğluyla son konuşmasını şu sözlerle anlattı: “Yasağın geldiği gün gel bizimle dedim, ne yaptıysam gelmedi. Şehit düşeceksin dedim. O da, ‘Böyle bir ölüm herkese nasip olmaz. Bu ölüm onurlu bir ölümdür’ dedi. Bana böyle deyince artık ben de gelmesinde ısrar etmekten vaz geçtim. Hakkımı helal ettim ve ayrıldım ondan.”