AKP hükümetinin son yayınladığı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) AKP’ye biat sayesinde devlet ile iş yapan sermayedarlara yaradı. Özel sektörün kamuya borcu için kur yıl sonuna kadar 3.53 liraya sabitlendi, konut satışında alımdan vazgeçen vatandaşın müteahhitlere ödeyeceği tazminat miktarı ise arttırıldı. Kamu bankalarına da alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satma imkanı getirildi.

KHK ile “kur sabitlemesi”, 683 sayılı kararnamenin 6. maddesinde düzenleniyor. Buna göre, tüm kamu idareleri ve bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, KİT’ler ve ortaklıkları, özelleştirme programındaki kuruluşlar, kamu kontrolündeki işletmeci kuruluşlar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve sermayesinde doğrudan veya dolaylı kamu payı olan anonim ortaklıklara borcu olanlar, isterlerse borçlarını 2 Ocak 2017 tarihli döviz alış kuru üzerinden ödeyebilecek. Bu kur da, Merkez Bankası’nın 2 Ocak günü yayımladığı listeye göre dolar 3.5338 TL, euro ise 3.70 düzeyinde bulunuyor. 2 Ocak’tan bugüne dek 23 gün içinde, dolar 23, Avro 34 kuruş arttı. Söz konusu madde kapsamına, Başbakanlık, Hazine, Milli Savunma Bakanlığı gibi tüm genel idarelerin yanı sıra Özelleştirme İdaresi, Karayolları Genel Müdürlüğü gibi özel bütçeli kuruluşlar da giriyor.

Kur sabitlemesi, zorunluluk içermiyor. Uygulamanın nasıl olacağı sorusuna da uzmanlar, “Borçlu şirket diyelim ki 5 ay sonra dolar kuru 4 lira oldu, isterse borcunu sabitlenmiş kur 3.53 liradan ödeyebilecek. Ama diyelim ki kur düştü, 3.30 lira oldu. Bu sefer de kur sabitlenmiş kurdan daha düşük olduğu için dolar olarak borcu ödemeyi tercih edebilecek” yanıtını veriyor.

İki şirket örneği

Cumhuriyet yazarı Çiğdem Toker, döviz alacaklarında kur sabitlemesinin ne anlama geldiğini somut bir örnekle izah etti: 

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 26 Ağustos 2015’te 4.5 G ihalesi yaptı. 4 milyar euro bedelle sonuçlanan bu ihalenin son taksidi Nisan’da yapılacak. 

Vodafone ödedi diğerleri ödemedi

Vodafone kendine düşen ihale bedelini peşin ödemişti. 
Turkcell ile bu ihaleye o zamanki Avea markası altında giren Türk Telekom’un Nisan’da ödeyeceği taksidin toplam tutarı: 657 milyon 171 bin euro. 4.5G ihalesinden devlete gelecek 657 milyon 171 bin euroluk son taksidin iki şirket arasındaki dağılım şöyle: 

* Türk Telekom: 243 milyon 349 bin euro

* Turkcell: 413 milyon 822 bin euro 

Bugünkü kuru esas alarak basit bir hesap yapalım: 

* Türk Telekom, Nisan taksidini eğer bugünkü euro kuru üzerinden ödemek istese 983.1 milyon TL ödemesi gerekiyor. Ancak son OHAL KHK’si sayesinde Nisan’da 3.70 TL üzerinden 900 milyon 391 bin TL ödeyecek. Aradaki fark: 82 milyon 738 bin TL. 

* Turkcell, Nisan taksidini bugün ödeyecek olsa 1 milyar 671 milyon 840 bin TL ödemesi gerekiyor. Ancak Turkcell, Nisan geldiğinde OHAL KHK’sinin sağladığı imkândan yararlanarak (2 Ocak 2017 tarihli kur üzerinden) 1 milyar 531 milyon 141 bin TL ödeyecek. Aradaki fark: 140.7 milyon TL. 

Böylece AKP iktidarının OHAL düzenini kullanarak iki şirkete yapacağı servet transferinin toplamı 223.4 milyon TL olacak. 

Gazeteci Toker’e göre; sözde bütçe hesaplarıyla ilişkilendirilmeyecek bu 223 milyon TL’lik kur zararını BTK elbette ki bir yerlere yazacak. Kurum çalışanları aralarında para toplayıp ödemeyeceklerine göre, zarar şu ya da bu isim altında eninde sonunda bütçeden ödenecek. OHAL KHK’sinin getirdiği sabit kurla Hazine’nin gireceği zararın sadece bir örneği böyle. Bunun BOTAŞ’ı, Milli Savunma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi, diğer enerji şirketleri var. 

Yine Gazeteci Toker’e göre; TL’ye dönüş adıyla perdelenirken, iki şirkete avantaj sağlayan bu düzenleme, aynı zamanda devletin içine girdiği tahsilat sıkıntısının resmi belgesidir.

Konutta tüketiciye pranga

KHK’larla, konut sektöründe tüketicinin cayma hakkı yeniden düzenleniyor. Ön ödemeli konut satışında devir veya teslim tarihine kadar olan tüketicinin cayma hakkı 24 ayla sınırlandırılıyor. Sözleşmeden dönülmesi durumunda satıcının isteyeceği tazminatın tutarı da artırılıyor. Bu hafta başına kadar kadar söz konusu oran, sözleşme bedelinin yüzde ikisiyle sınırlıydı. Pazartesi itibariyle ise bu rakam, sözleşme tarihinden ilk 3 ay içinde dönülmesi halinde yüzde 2; 3 ila 6 ay arasında yüzde 4; 6 ila 12 ay arasında ise yüzde 6 oldu. 12 ile 24 ay arasında ise bu tutar yüzde 8’e kadar çıkacak. Sözleşmeden dönülmesi durumunda, müteahhitlerin tüketiciye 90 gün içinde ödeme yapması şartı da, 180 güne çıkartıldı.

Varlık Fonu’na aktarım

Varlık Fonu’na yeni kurumlarının devrinin de önü açıldı. Daha önceki KHK’lerle, şans oyunları ve at yarışları yeni kurulan Varlık Fonu’na devredilmişti. Son KHK ile de bundan sonra ise iktisadi devlet teşekkülleri, sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete veya diğer kamu tüzel kişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlarındaki hisse ve varlıklar veya devletin diğer iştiraklerinden kamu payları ve Hazine’ye ait paylar, Bakanlar Kurulu kararıyla Varlık Fonu’na aktarılabilecek.

Devlet bankalarının varlıkları

Kamu bankaları veya kamu tarafından kontrol edilen bankaların alacakları da artık varlık yönetim şirketlerine devredilebilecek. Bununla ilgili esasları BDDK belirleyecek. Son verilere göre bankacılık sistemindeki sorunlu kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 3.2. Buna varlık yönetim şirketlerine devredilen krediler de eklendiğinde oran yüzde 4.6 olarak hesaplanıyor.

KHK ile Merkez Bankası’nın teknolojiye, güvenliğe, banknot ve kıymetli evrak üretimi ve basımına ilişkin mal ve hizmet alımları, dış kaynak temini ve danışmanlık hizmet alımları Kamu İhale Yasası’ndan muaf oldu.

Muhaliflere ihale yok

22 Kasım’da çıkarılan KHK ile, “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan gerçek ve tüzel kişiler” etiketiyle AKP’li veya devletçi olmayanların ihalelere katılamayacağı öngörülmüştü. Bu düzenleme genişletildi. Buna göre, bu kapsama yurtdışı bağlantılı gerçek ve tüzel kişiler de girecek. Yurt içindekilerle ilgili istihbaratı Emniyet, yurtdışındakilerle ilgili bilgiyi ise MİT verecek.  


Ahlaksız iktidarın krizi

Merkez Bankası (MB) son on gündür sürekli palyatif yaklaşımlarla kur-enflasyon sarmalına müdahale etmeye çalışıyor. HDP’ye göre; faiz artırımının bundan üç ay önce ve uzmanların dile getirdiği biçimiyle radikal bir şekilde olması gerekirken, faiz lobisi takıntısı olan siyasi iktidarın dayatması ile hareket eden MB treni kaçırmışa benziyor. Son on gün boyunca yaptığı müdahalelerle sonuç alamazken, elindeki müdahale araçlarının da gücünü zayıflatmakta. Tek derdin referandumdan tek adamlık rejimi geçirmek olan iktidarın güdümüne girmiş olan MB, küresel ve ülke gerçeğindeki gelişmeleri okumaktan uzak kalmıştır. MB’nın bu politikalarının sonucuna maalesef toplum katlanmakta. Artan fiyatlar bunun en önemli göstergesidir. 

Krizin boyutu gösteriyor

Geçen yılın Ekim-Aralık döneminde 562 bin kişinin 2,4 milyar lira kredi kartı borcu yapılandırıldı. Aynı dönemde 456 bin kişinin ise 6,4 milyar TL tutarındaki tüketici kredisinin yapılandırıldığı görüldü. Yeniden yapılandırmalarda vade ortalama olarak kredi kartlarında 23, tüketici kredilerinde ise 37 ay olarak gerçekleşti. Borç yapılandırması ile ekonomiyi ayakta tutmaya çalışan siyasi iktidar sadece üç ayda yarım milyonun üzerinde insan için kredi kartı borcu için yapılandırmaya gitti. Borçluların borcunu ödeyemez hale gelmesi ve bu oranın hızla yükselmesi ekonomideki krizin boyutunu sergiliyor. Yapılandırma politikalarının birçok alanda sürdüğü, SGK, Bağ-Kur, Vergi borcu yapılandırmaları ile yaygınlaştırıldığını izledik. Yine de tüm bu gelişmelerin ekonomiye olumlu bir yansıması söz konusu olmadı. Yapılandırılan borçların dahi ödenemez oluşu gelecekle ilgili beklentileri daha da kötümser yorumlanmasına neden olmakta. 

Ahlaki şuurunu tümüyle yitirdi

Cazibe Merkezleri Programı kapsamında, ön taleplerin alındığı 28 Kasım 2016-11 Ocak 2017 döneminde 23 il için müracaat sayısı bin 200. Toplam yatırım tutarı 19 milyar 600 milyon. Öngörülen istihdam 112 bin 400. 

“Ahlaksız Teklif” filmini çağrıştırırcasına yeni teşvik politikasına isim koyan siyasi iktidar artık ahlaki şuurunu tümüyle yitirmiştir. Kürt sorununun güvenlikçi politikalar ve rüşvet temelinde çözmek gibi bir zihniyete sahip olanların çıkmaz sokakta olduğunu bu paket ile bir kez daha gördük. Teşvik paketi özellikle yıkımların ve yerinden edilmelerin yaşandığı bölgeleri öncelikle hedef almakta, yeni bir yerleşim ve nüfus politikasını sürdürmek amacıyla iktisadi alt yapı hazırlamayı amaçlamaktadır. Bu politikalar asimilasyon siyasetinin yeni versiyonları olarak okunabilir. İktisadi olarak hiçbir karşılığının olamayacağı geçmiş teşvik uygulamalarında zaten fazlasıyla görüldü. Bir kez daha ısrarla hatırlatmakta fayda var: Kürt sorununun çözümü politiktir; siyasal, sosyal ve iktisadi hakların demokratik bir cumhuriyet perspektifiyle ele alınması yoluyla ancak bu konuda yol almak mümkündür. 

İşsizlikte üçüncü sıra

DİSK geniş tanımlı işsiz sayısını 6 milyonun üzerinde gösteriyor. İşsizlik artmaya devam ediyor, bu rakamlar yılın son aylarında da yükseldi, önümüzdeki aylarda o rakamları da göreceğiz. Tabi TÜİK bir mucize gerçekleştirmezse! İşsizliğin ölçüm hataları da hesaba katıldığında ortaya çıkan rakamlar ürkütücüdür. Avrupa’da üçüncü sıraya yükselen bir işsizlik oranıyla karşı karşıyayız. Bu işsizliğin yanında, işsizlik rakamlarına girmeyen işsizlerin olduğunu da düşündüğümüzde, krizin toplumsallaşmasının gerçek boyutu ortaya çıkıyor. İşgücüne katılma oranı Türkiye’de çok düşük. Özellikle kadınlarda bu oran yüzde 30’ların altında. Bu, işsiz olduğu halde işsiz kategorisinde değerlendirilmeyen bir nüfusu ifade ediyor. Aynı zamanda yoksulluğun boyutunu da bize gösteriyor. 

Türkiye’de haftalık 50 saat ve üzerinde çalışanların oranı yüzde 43’ü geçiyor. “İş ve yaşam dengesi”nde en kötü performansı sergileyen Türkiye’yi yüzde 28,8 ile Meksika, yüzde 27,1 ile Güney Kore izliyor. 

Kapasite kullanımı düştü

Kapasite kullanım oranı ocak ayında yüzde 75,5 seviyesine geriledi. 

2017 yılı Ocak ayında imalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı, bir önceki aya göre 1 puan azalarak yüzde 75,5 seviyesinde gerçekleşti. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, imalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ise bir önceki aya göre 1 puan azalarak yüzde 74,3 seviyesinde geldi. 2017 yılı Ocak ayında mal gruplarına göre kapasite kullanım oranları değerlendirildiğinde, tüm mal gruplarında azalış gözlendi.

Reel kesim güveni azaldı

Reel Kesim Güven Endeksi, ocak ayında 1,4 puan azalarak 97,0 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ocak ayına ilişkin Reel Kesim Güven Endeksini açıkladı.2017 yılının ilk ayında reel kesim güveni, bir önceki aya göre 1,4 puan azalarak 97,0 seviyesinde gerçekleşti. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda bir ay öncesine kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 4,7’ye, aynı kaldığını belirtenlerin oranı yüzde 63,8’e gerilerken, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 31,5’e yükseldi.


Dolar 3.82’yi aştı


PPK faiz kararları ardından dolar fiyatları güne 3.78 seviyesinden başlarken ilerleyen saatlerde kur yeniden yükselişe geçerek 3.82 seviyesinin üzerini; euro ise en yüksek 4.1037 seviyesini gördü.

Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini sabit tutarak koridorun üst bandı ve geç likidite penceresi faizini artırdığı PPK toplantısı ardından dolar fiyatları güne 3.7850 seviyesinden başladı. Kur ilerleyen saatlerde yeniden yükselişe geçerek gün içerisinde en yüksek 3.8261 seviyesinin üzerini gördü. Dolar/TL saat 12.15’de bankalararası piyasada 3.8210 seviyesinden işlem gördü.

Güne 4.05 seviyesinden başlayan euro fiyatları da yükselişe geçti. Kur en yüksek 4.1037 seviyesini gördü. 

Piyasalar Cuma günü Fitch’ten gelecek not kararını bekliyor. Türkiye’ye yatırım yapılabilir notu veren tek kuruluş olan Fitch’in kararı kurun seyrinde etkili olacak.

Borsa İstanbul 100 endeksi, güne yüzde 0,09 azalışla 84 bin 129 puandan başladı. Endeks ilerleyen saatlerde düşüşünü hızlandırarak kayıp yüzde 1’i geçti. Borsa İstanbul, saat 12.03 itibari ile yüzde 1.11 azalışla 83 bin 274 puandan işlem görüyor.

Repo ihalesi açmadı

Merkez Bankası (TCMB) haftalık repo ihalesinde piyasayı yüzde 8 faizle fonluyordu. TCMB’nin dün haftalık vadede miktar yöntemiyle dönüşü bulunmuyordu. TCMB’nin BIST kotasyon yoluyla 38 milyar TL, bankalararası para piyasalarından 9,055 milyar TL, geç likidite imkanı ile 33,047.4 milyar TL civarında dönüşü bulunuyordu.

TCMB geçen hafta Perşembe gününden beri miktar yöntemiyle bir hafta vadeli repo ihalesi açmadı. TL’nin dolar karşısındaki sert değer kayıpları likidite adımlarının desteğiyle kısmen azaldı. Ancak negatif ayrışma trendi son bulmadı.

TCMB verilerine göre, piyasa 45,595.9 milyon lira eksi rezervle açıldı. Bankaların serbest depo bakiyeleri 29,930.9 milyon lira oldu. Piyasa dün 49,308.4 milyon lira eksi rezervle açılmış, bankaların serbest depo bakiyeleri ise 24,865.4 milyon lira olmuştu.

Öte yandan, TCMB daha önce açıkladığı üzere döviz satım ihalesinde minimum satış tutarını sıfır olarak belirledi.

Dolar, kısa zamanda 4 TL olabilir


TCMB’nin faiz kararı yurt dışı bankalar değerlendirmelerde bulundu. Bazı bankalara göre dolar/TL, birkaç ay içinde 4 TL’yi görecek. 

İngiltere merkezli HSBC, TCMB’nin kararının geleneksel olmayan politika çerçevecesine bağlı olduğunu gösterdi. HSBC, “Dolar/TL’nin daha yukarı gitmesinden endişe ediyoruz. Önümüzdeki aylar için kur tahminimiz 4 TL” açıklamasını yaptı.

Commerzbank, faiz koridorunun genişletilmesi gibi esnekliklerin liraya yardımcı olmadığını vurgulayarak, “Türk lirasının performansı ABD dolarının ne yapacağına ve liraya baskının ne zaman geri döneceğine bağlı” değerlendirmesini yaptı.

Morgan Stanley, TCMB’nin gecelik borç verme ve geç likidite faiz oranlarını yükselterek basitleştirme sürecinin sona erdirdiğini bildirdi. Banka, “Merkez’in TL’de oynaklığı daha iyi yönetmesine yeni araçlar kadar yardım edeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Goldman Sachs’ın değerlendirmesi ise şöyle: “Bizim görüşümüze göre piyasa faiz koridorunda açık bir yukarı kaymayı tercih ederdi. Bu durum, kurda oynaklığın yüksek kalmaya devam etmesinin muhtemel olduğuna işaret ediyor.”

“Bu karar, TCMB’nin kuru savunmak için eğrinin önüne geçmeye istekli olduğunu göstermedi” diyen Nomura, Merkez’in cari politika çerçevesinin gelecek 3 ayda ABD Doları/Türk Lirası paritesini 4’e çıkartabileceğini düşündüklerini bildirdi.

Bu adımların yeterli olmadığının altını çizen Danske Bank Analisti Jakob Christensen, “TL üzerindeki baskının hafiflemesi için faizin 200 ile 300 baz puan arasında yükselmesi gerektiğini düşünüyoruz. TCMB gönülsüz bir tepki verdi. Merkez Bankası açıkça gerekeni yapacak kadar bağımsız değil” diye konuştu.

Dövizdeki dalgalanma özel sektörün borcunu son 6 ayda 150 milyar lira artırdı. Özel Sektörün dış borcu 2003-2016 arasında 7 kat arttı.

MB döviz rezervi 3 milyar eridi

Merkez Bankası döviz rezervi bir haftada 3 milyar dolar azaldı.

Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervi bir haftada 2 milyar 996 milyon dolar düşüş gösterdi. Bir önceki hafta 95 milyar 292 milyon dolar olan rezerv, 20 Ocak ile sona eren haftada 92 milyar 296 milyon dolara geldi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervi 110 milyar 559 milyon dolardan 107 milyar 563 milyon dolara indi.

Yabancılar vazgeçiyor

Türkiye genelinde 1.34 milyon konutun satıldığı 2016 yılında yabancılara satışlar yüzde 20.3 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde satılan konutların 449 bin 508 tanesi “ipotekli” olarak adlandırılan banka kredili olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde 2016 yılında yabancılara satılan konut sayısı yüzde 20.3 azalarak 18 bin 189 adete geriledi. Yabancılara yapılan konut satışlarında 2016 yılında ilk sırayı 5 bin 811 konut ile İstanbul, ikinci sırayı 4 bin 352 konut ile Antalya aldı. 

Irak vatandaşları 2016 yılında Türkiye’den 3 bin 36 ile en çok konut satın alanlar oldu. Irak’ı bin 886 konut ile Suudi Arabistan, bin 744 konut ile Kuveyt, bin 224 konut ile Rusya Federasyonu ve bin 205 konut ile Afganistan izledi. 

Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 34.4 olarak gerçekleşti. Diğer konut satışları Türkiye genelinde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8.5 azalarak 93 bin 637’ye düştü. 

Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3.0 azalarak 71 bin 792’ye geriledi ve toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 50.3 oldu. 


65 Suriyeli işçi öldü

2016 yılında en az 96 göçmen işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin raporuna göre, 2016 yılında en az 96 göçmen işçi iş cinayeti sonucu hayatını kaybetti. 2013’te en az 22, 2014’te en az 53, 2015’te ise en az 67 göçmen işçi yaşamını yitirmişti. İş cinayetlerinde can veren göçmenlerin yüzde 61’i Suriyeli, yüzde 12’si Afgan, yüzde 5’i Gürcü işçilerdi.

Rapora göre, geçmiş yıllarda en çok göçmen işçi ölümünün yaşandığı tarım işkolu, 2016 yılında yerini inşaata bıraktı. İşçilerin yüzde 38’i inşaatta, yüzde 24’ü tarımda çalışırken hayatını kaybetti. Metal, taşımacılık, gemi-tersane, belediye-genel işler, gıda-şeker ve çimento-cam işkollarında da ölümler meydana geldi.

Raporda göçmenlerin emek yoğun sektörlerde güvencesiz şekilde, asgari ücretin altında ya da düşük yevmiyelerle çalıştırıldığına da vurgu yapıldı.

Yaşamını yitiren göçmen işçilerin büyük çoğunluğunu gençler oluşturdu. İşçilerin yüzde 34’ü 18-27 yaş arasında, yüzde 38’i ise 28-50 yaş arasındaydı.

Türkiye’de 2016 yılında iş cinayetlerinde can veren 56 çocuk işçiden 7’si göçmendi. 



Bankalar 29 milyar TL kar etti


Türkiye’de faaliyet gösteren 52 bankanın üçüncü çeyrek itibarıyla toplam aktif büyüklüğü 2,5 trilyon TL’ye ulaşırken sektörün 9 aylık kârı ise 29 milyar TL oldu.

KPMG Türkiye, 2017 Bankacılık Sektör Raporu’nu açıkladı. Bankacılıkta 2016 değerlendirmesine yer verilen rapora göre, Türkiye’de faaliyet gösteren 52 bankanın üçüncü çeyrek itibarıyla toplam aktif büyüklüğü 2,5 trilyon TL’ye ulaştı. Bunun yüzde 64’ünü oluşturan krediler aynı dönemde yüzde 8,4 artarak 1,6 trilyon TL’ye ulaştı. Toplam aktif içerisindeki yabancı para oranı yüzde 38,9 olurken sektörün geçtiğimiz yılın 9 ayında 29 milyar TL kar elde etti.

Çalışan sayısı geriledi

Türk bankacılık sektöründe 2016 yılı Eylül ayı itibariyle 34 adet mevduat, 13 adet kalkınma yatırım ve 5 adet katılım bankası olmak üzere 52 bankanın faaliyet gösteriyor. Türkiye’deki bankaların şube sayısı geçen seneye göre azalarak 11 bin 926 adet olurken, bankalarda toplam çalışan sayısı da geçen seneye göre düşüş göstererek 211 bin 673 kişi seviyesinde oldu.

Devlet bankalarının kârı

2016’nın ilk 9 aylık döneminde kârını oransal bazda en hızlı artıran bankalar yüzde 66 ile yerli özel bankalar olurken, yabancı bankaların kârı yüzde 60,5, kamu bankalarının kârı ise yüzde 41 artış gösterdi. 

Türk bankacılık sektöründe 2016 yılında artan karlılık oranları ve sermaye yeterlilik oranlarının yükselmesi artılar hanesine yazılırken, takibe dönüşüm oranları yükseldi. Sektörde son dönemde döviz kurlarında meydana gelen önemli artışlar sebebiyle firmaların bilançolarında meydana gelen bozulmalar takibe dönüşüm oranlarının yükselmesinde etkili rol oynadı. TL’nin değer kaybetmesi ile birlikte 2017 yılında da söz konusu oranda artış öngörülüyor.

Önümüzdeki dönemde faiz artışları olmasa bile, kredi mevduat oranının yüksek seyri ve ek kaynak yaratmada doğabilecek zorluklar kredi büyüme hızında yavaşlamaya sebep olabilir. Bu, karlılık konusunda 2016’ya göre daha zorlu bir yıl yaşanacağına işaret ediyor.


 HABER MERKEZİ