İsviçre Gündemi


İsviçre’de 90 bin “kağıtsız” yani oturum izni olmadan İsviçre’de kalan yabancı yaşamaktadır. “Kağıtsızlar”ın büyük çoğunluğu uzun yıllardır bu ülkede yaşamakta, çocukları burada doğmakta, gençleri burada yetişmektedir. Son bir kaç yıl öncesine kadar ise bu aileler, çocukları ile en sefil koşullarda gizlenerek yaşamak zorunda kalıyorlardı. Büyük çoğunluğu yıllar boyu hem kaçak ve hem de modern köleler gibi çok ucuza çalıştırıldı. Bir ekmeğe muhtaç ve kaçak bu insanlar, her koşullu ve şartı kabul ederek yıllarını eskittiler. Doğan çocuklar bugün birer genç oldu ve adeta bir İsviçreli gibi ülke dilini konuşur, bir Avrupalı gibi entegre oldular. Kaderleri asla değişmedi. Onlar hala “kağıtsız!”
‘Kağıtsızlar’ın burada doğup büyüyen çocukları, anne babalarının kaderini hala sırttında taşır. Onlarca yürüyüş, kanun teklifi, panellerden sonra bu gençlere eğitim hakkı tanındı. Sayıları 10 bini geçen bu gençler her hangi bir okulu en iyi derece ile bitirseler bile “kağıtsız” damgasıyla iş bulamıyor. İsviçreli işverenler ve hatta yabancı ticari kuruluşlar bile oturum izni olmayan bu gençlere kapılarını kapatmakta, kaderleriyle baş başa bırakmaktadır. Hafızası zayıf toplumlardan geldiğimiz söylenir. Büyük acılar yaşadığımızda yardımımıza koşmayanları lanetleriz, ama başkaları bize ihtiyaç duyduğunda ise lanetlediklerimizin kimliğine bürünürüz.
Sadece sürgün yollarında, mülteci anılarımızda binlerce kişinin ölümünü taşırız. Yüzlercesi Akdeniz’de boğularak, onlarcası gizlendikleri tırlarda inleyerek, yüzlercesi sınırlarda vurularak katledilmiştir. Biz bunlardan geriye kalan yaşayanları olmuşuz. Kendimizi kurtarmış olduğumuzun sevinciyle, ölümlere sırt dönmüş, yüreklerimizde mezara gömmüşüz. Bu nedenle mültecilerin, kağıtsızların sorunlarına Avrupalı böbürlenmesiyle duyarsız ve ilgisiz kalarak eskitmişiz yıllarımızı.
Demem şu ki, eylemlerimiz, karekterimizin aynasıdır. Elbette Avrupa sisteminin handikaplarıdır söz konusu olan. Ama mülteci sorunları, kağıtsızların sorunları biz sustukça artmış, arttıkça kurbanları çoğalmıştır. Yine demem şu ki; Onlar biziz. Hep ramak kalmışızdır kağıtsız kalmaya. Kimileri şanslı, kimileri şansızdır sadece bu ayırımda.
Mültecilerin aslında tümü kağıtsızdır, vanatsızdır. Bunun için mülteci olarak kabul edilirler.
Kağıtlı olmanız asla kağıtsız kalma ihtimalinizin garantisi değildir. Hepimizin mülteci-yabancı olma gerçeği değişmeyecek. Kimisi kağıtlı, kimisi kağıtsız ama mülteciyiz bizler.
Mülteci yoldaşlarımıza dönmeliyiz bazen yüzümüzü. Orada kendimizi buluruz. Yaşadıklarımızı hatırlarız. Onlara yardım edenlere güç veririz, sorunlarına bir nebze de olsa ortak oluruz. Ve belki de kendimiz oluruz.
Mülteci yanımızla yüzleşmekten korkmayalım.