
Kürt siyasetçi Metin Aydın, Almanya Federal Savcılığı’nın talebi üzerine 20 Haziran 2011’de İsviçre’de tutuklandı. Almanya’ya verilmemesi için açlık grevine giren Aydın, 54. gününde durumu ağırlaşınca ambülansla klinik yerin eAlmanya sınırında Alman Kriminal Dairesi polislerine teslim edildi. Hohenasperg’in ardından uzun süre Schwaebisch-Hall Kapalı Cezaevi’nde tecritte tutulan Metin Aydın, 15 Ağustos 2013’de başlayan mahkemesi için Stuttgart- Stammheim Cezaevi’ne getirildi. Komalên Ciwan Avrupa Sorumlusu olmakla suçlanan Aydın, Almanya Terörle Mücadele Yasası’nın 129b Maddesi gereğince yargılanıyordu.
Aydın, 35 duruşma boyunca Kürt sorunu, Kürt mücadelesi ve kendi duruşunu anlatarak, terörizm ve şiddet suçlamasını reddetti. Stuttgart Eyalet Yüksek Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nde önceki gün görülen son duruşmada karar verildi. Mahkeme Başkanı Hermann Wiland, 129b Maddesi’nden 4 yıl 6 aylık cezaya hükmettiklerini açıkladı. Wiland, Aydın’ın Diyarbakır’da gözaltına işkence gördüğünü, devlet güçlerince köylerinin yıkıldığını, Kürt halkının demokratik hakları ve kimliğinin yasaklı olduğunu; bu durum karşısında mücadele ettiğini gözönünde bulundurduklarını, ancak yine de Aydın’a ‘Avrupa’da terörist bir örgütün gençlik kolu sorumlusu olması’ nedeniyle, 129b Maddesine dayanarak, 4 yıl 6 aylık cezayı verdiklerini söyledi. Savcı, iddianamesinde Aydın için 5 yıl 9 aylık hapis cezası talep etmişti.
TAK’a ilişkin tespit
Savcılık iddianamesinde Aydın’ın aynı zamanda TAK’ın üyesi olduğu da iddia ediliyordu. Mahkeme heyeti, bu iddiayı kabul etmedi.
Adalet Bakanlığı kararı
Kararın açıklanması anına kadar serbest bırakılacağını düşünen Aydın, hakkındaki hükmün adil olmadığını ve söz konusu cezanın Almanya Adalet Bakanlığı’nın direktifi olduğunu söyledi. Aydın, şunları söyledi: “Mahkeme heyetine diyecek bir şey bulamıyorum. Biliyorum ki, eğer heyete kalsaydı, bana bu tür bir ceza vermezlerdi. Çünkü, bana bu cezayı vermeleri için hiç bir delil yok. 11 yaşındaki kız çocuğu Fatma Erkan’ı ‘terörist’ deyip öldürenler, 38 köylüyü savaş uçaklarıyla kadledenler, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’a 13 kurşu sıkanlar mı terörist, ben mi teröristim.”
Davadan sonra görüşlerine başvurduğumuz Aydın’ın avukatı Thomas Scherzberg, “Mahkeme TAK’ın PKK’ye bağlı olduğuna dair ciddi tereddütler olduğunu bu konuda yeterince delillerin olmadığını söylüyor. Savunma olarak, davada bu konuda başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz” dedi.
Bir hafta için yapılmak kaydıyla itiraz yolu açık olan kararın adil olmadığını belirten Aydın’ın avukatları, temyize başvurdu.
Ne olacak?
Savunma avukatlarının itirazı üzerine eğer dava bozulmazsa,
alınan cezanın 2/3 oranında indirimi düşünüldüğünde Aydın, 4 ay sonra serbest bırakılacak.
Fransa’da oturumu olan 15 Şubat 1984 Eruh doğumlu Metin Aydın, şu anda tutuklu bulunduğu Stammheim Cezaevi’nden iki hafta içinde Schwaebisch-Hall Kapalı Cezaevi’ne gönderilebilir.
Anayasa ihlal edildi
Kararı “hukuki skandal” olarak niteleyen Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) Eşbaşkanı Yüksel Koç, kurum olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını vurguladı. Almanya’nın dava açmasının başından beri yanlış olduğunu belirten Koç, şunları söyledi: “Davanın kendisi hukuksuz bir dava. Tamamen siyasi bir dava. Almanya’daki bu dava, bu konuda dünyadaki skandalları temsil edecek davalardan biridir. Anayasa’nın birinci maddesinde insan haklarının ve hukukun korunmasına vurgu yapılıyor ama burada ihlal edildi. Tamamen keyfi gerekçelerle düşünce mahkum ediliyor.”
Türk devletine hizmet
Davanın Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etme gayesi taşıdığını savunan Koç, “Davada gerekçe yok, delil yok. Böyle bir dava Almanya’da olmamalıydı” dedi.
PKK yasağıyla ilişkili
Davanın PKK yasağıyla ilişkisine de dikkat çeken Koç, kurum yöneticilerinin, Kürt yurtseverlerinin söylediklerinin, yazdıklarının, aktivitelerinin bu kapsama alınarak cezalandırıldığını hatırlattı. Koç, şunları söyledi: “Bu yasakla hukuk siyasallaştırılıyor ve siyasal bir yorumla cezalar veriliyor. Öyle skandal gerekçeler var ki davalarda. Dernek yöneticilerimizin Alman kurumlarıyla düşüncelerini paylaşması dahi suç kapsamına alınıyor. Bu durum günümüz Almanya’sına da yakışmıyor. Türk devleti, Sayın Öcalan ile görüşmeler yaparken Alman devleti halen tek yanlı, Kürtleri ve demokrasiyi dışlayan; hukuku çiğneyen yaklaşımını sürdürüyor. Almanya’nın artık bu politikasını gözden geçirmesi gerekiyor.”
Öcalan’ın sunduğu Newroz Deklarasyonu’na Almanya’nın da Dışişleri Bakanlığı düzeyinde destek verdiğini hatırlatan Koç, “Eğer Almanya samimiyse bir tek şey yapmalı; Kürtler üzerindeki kriminalizasyonu ve PKK yasağını kaldırmalı. Kriminalizasyon politikası, Kürtlere yönelik siyasallaştırılmış hukuk uygulaması, Kürt sorununun demokratik çözümüne zarar veriyor” dedi.
Eylem planı yapılıyor
Metin Aydın’a verilen cezaya ve Kürtlere yönelik son dönemde sıkça gündeme gelen “oturuma el koyma” gibi uygulamalara ilişkin harekete geçeceklerini kaydeden Koç, şunları paylaştı: “Yönetim Kurulu toplantımızda bunları değerlendireceğiz ve hem sayın Aydın’a hem de diğer arkadaşlarımıza yönelik hukuksuz kararlarla ilgili eylem planlaması yapacağız. Bu zorlama kararlar hukuksuzdur ve bunu kabul etmemiz mümkün değil. Alman demokrasisinin de kabul etmesi mümkün değildir. Alman demokratlarının da konuya duyarlı davranacağını düşünüyorum. Stuttgart ve Heilbronn’da yaptığımız toplantılarda da üç aşamalı bir eylem planı önümüze koymuştuk. Bu doğrultuda kamuoyuyla paylaşma ve demokratik eylemlerle protesto etme konusunda gerekenleri yapacağız.”
GÜL GÜZEL/STUTTGART