Türkiye’de faşizmin başardığı en iyi şey; tüm gündemi ve tartışmaları yanlış üzerinden yürütme kabiliyetidir. Erdoğan’ın kendi rejimini ve iktidarını yaratma, Türkiye’yi tüm kurumlarıyla gasp etme ve tek adam yönetimi-halifelik hayalini gerçekleştirmek için yarattığı kaos, çatışma ve cinnet hali yaşanmaktadır. Erdoğan için tekçi-otoriter, faşizan iktidar hevesi tam patolojik sorundur.

Bu iktidar hastalığının ortaya çıkardığı sorunlar, artık bir kişinin iktidarda kalma durumunu çoktan aştı. İktidar ısrarı Türkiye’yi karşı karşıya getirdiği büyük sorunlar yaşanmaktadır.  İktidar; biriktirilen para-sermaye ve güç durumudur. Erdoğan’ın 13 yıllık iktidarında biriktirdiği iktidar birikimi; para-sermaye, kirli-yanlış ilişkiler ve güçtür. Biriktirilen sadece bununla da sınırlı değil; Türkiye’nin DNA’sıyla oynama ve demokratik değerleri erozyona uğratıp, dejenere ederek faşizmin yeni halini yaratma durumudur. Demokrasinin, hukukun ve toplumsal ahlak değerlerinin ölçüsü Erdoğan’a biat etme, methiyeler dizme ve iktidarda kalmasını sağlama ölçüsüne indirgenmiş durumdadır. Erdoğan iktidarına biat etme; vekilleri, vekillerini korumak için Erdoğan’a slavat ile niyaz etmesine vardıracak duruma getirdi. Bir kadın, kadınlar için mücadele günü olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü öncesi Erdoğan’a biat etme ruh halini yansıtan, yaşamını ona adayacak düzeyde söz söyleyecek derece düşürülme noktasıdır. O Erdoğan ki, ‘Kadın ve erkeğin eşitliği fıtrata terstir’ diyendir. Daha da çoğaltılacak örnekler üzerinden oluşan iktidar çarkı, korku, sindirme ve tabi kılma durumunu yaratmaktadır. Bu yanlışlara itiraz yok, tam tersi medya üzerinden büyük doğrular olarak gündemleştirilmektedir. Tek doğruymuş gibi algı yaratılmak istenmektedir.

Kürt sorunun noktasında da çok daha fazla yanlış bir tartışma, değerlendirme ve gündem oluşturuldu. Kürt sorunun çözümü noktasında yaratılmak istenilen ciddi bir kafa karışıklığı ve daha doğrusu zihin çarpıtmasıdır. Sonuçlar üzerinden yanlış bir tartışma yürütülmektedir. Öz yönetim neden ilan edildi, Kürt gençleri neden hendek ve barikat kurma ve mücadele etme ihtiyacı duydu? Bunlar hiç tartışılmadan, ‘neden hendek ve barikat var, devletin resmi silahlı güçleri dışında, silahlı güç olmaz’ tartışması da bu anlamda yanlış bir tartışma ve değerlendirmedir. Türkiye’de yaşanan sorunların aşılması ve Kürt sorunun çözümü açısından bu tür değerlendirmelerin bir değeri ve çözüme katkısı yoktur. Yanlış tartışmadan, doğru sonuçlar çıkmaz. 100 yıllık inkar, ret, asimilasyon ve soykırım politikalarının Erdoğan hükümet sürecinde nasıl bir muhteva kazandığı anlaşılmak durumundadır. Israrlı bir biçimde oyalama tutumu neden aşılamadı. Çözüm sürecinden kurulmak istenen masa neden oluşturulamadı, kurulacak gibi davranıp, neden masa sorunun çözümü için değil de derinleştirilmesi için kullanıldı. 5 Nisan 2015’den beri Önderliğimizle var olan ilişkiler-görüşme neden kesildi ve önderliğimize karşı ağır tecrit geliştirildi? Bunun Erdoğan’ın kendi iktidarını kalıcılaştırmak için oyalama tutumu ile ilgisi nedir? 7 Haziran seçimleri ile iktidarının riske girdiğini görünce, gözü kara biçim de, açık biçimde demokrasi karşıtlığını gözü kara biçimde neden geliştirdi. 24 Temmuz 2015’de Medya savunma alanlarına karşı tarihinin en büyük hava saldırısını geliştirmenin mantığı neydi, bununla amaçlanmak istenen neydi? Tüm bunların toplamı olarak bu gün içerde ve dışarda, siyasal, toplumsal, diplomatik ve ekonomik olarak yaşanan sorunların esas nedeni nedir?

Soruyu doğru sormak ve çözümü de oradan oluşturmak sorunların çözümünde esas yöntemdir. Kimse doğru soruyu sorma cesareti göstermiyor ya da bu cesareti gösteren çok az sayıda insandır. Faşizmin en iyi yaptığı şeylerden biri de doğruların tartışılmasını önlemek üzerinden suni gündem yaratmadır. Doğru gündem oluşturmaya cesaret edenleri de susturmaktır. Otoriter, tekçi ve faşizan iktidarların soruları doğru soranları ‘vatan, millet, ülke ve milli değerlerin karşıtı-düşmanı’ ilan ederek, onları korkutarak, sindirerek önlemek istemektedir. Bu soruları sormadan, tartışmadan ve Kürtler neden kendi savunmak için mücadele ediyor, kendini savunuyor demek sorunu saptırmaktır. Hendek ve barikatlar kabul edilemez demek bu anlamda yanlışı bilinçli bir temelde tartışmaktır. HDP’li vekilleri siyasetten linç etmek için, sudan gerekçeleri öne sürerek dokunulmazlıklarını kaldırma tehdidiyle yıldırmak, işte belirttiğim bu yanlışların bilinçli olarak tartışılmasıyla ilgilidir. Bu durumdan çıkmama hali sadece Erdoğan’ın kurmak istediği rejimin oluşturduğu yanlış gündemi aşamama hali değil, aynı zamanda iktidar odaklı yaşanan patolojik durumun bir parçası haline gelmedir. 

Zaman geçirmeden gündemi ve tartışmaları doğrular üzerinden oluşturmak Türkiye’nin geleceği açısından gereklidir. Kürt sorunu ve Türkiye’nin demokratikleşme sorunu doğru çözmek esas gündem olursa, Türkiye yaşadığı sanrı halini aşabilir. Kürt sorununu doğru tartışmış ve çözmüş bir Türkiye yanlıştan kurtulur. İçerde Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye, kendisine karşı dışardan kullanılacak esas sorundan kurtulmuş olacak. İçerdeki sorunu yok sayarak, dış güçlere bağlama yerine, dış güçlerin içerde kullanmak isteyeceği sorunu çözmeye odaklanmalıdır. Türkiye Erdoğan’ın iktidar hırsına ve patolojik durumuna kurban edilmek istenmiyorsa, aklı başında olanların gündemi doğru oluşturup, geliştirmeleri gerekir. Yanlışı doğru olarak tartışma yerine, bedeli göze alarak, doğruları tartıştırmayı ve savunmayı göze almak önemlidir. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve var olan kaos-kriz halini aşmak için sorumluk üstlenerek, bunu geliştirmek var olan durumu aştırabilir. 

8 Mart Dünya Emekçiler Gününü kutluyorum. Yürütülen mücadele bu gün 8 Mart’ların bu düzeyde kutlanmasını sağlamıştır.