Necla Şengül, cezaevlerinde yaşanan işkencelerin boyutuna dikkat çekerken, verdiği iki örnek ise işkencenin cezaevlerinde rutin hale getirildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. 

Şengül, Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan ilçesinin Rubarok beldesinde 8 Eylül’de çıkan çatışmada yaralı olarak gözaltına alınan Saime Avşin’e işkence edildiğini anımsattı. 

Kadın gardiyan

Avşin’in Van M Tipi Cezaevi’nde Nilgün adındaki gardiyan tarafından işkenceye maruz kaldığını kaydeden Şengül, işkencenin boyutunu şu sözlerle dile getirdi: “Saime Avşin ağır yaralı olarak yakalandı. Nilgün adındaki gardiyanın ağır işkenceleri sonucu Avşin’in ayağındaki platin yerinden çıkmış. Avşin işkence ve darp edildiği için şimdi cezaevinde tekerlekli sandalye ile yaşamak zorunda.”

Avşin’in durumunun daha da ağırlaşmaması ve ameliyat edilmesi için destek verilmesi gerektiğinin altını çizen Şengül, “Avşin’in kesinlikle ameliyat olması gerekiyor. İşkence ve darptan sonra ayağındaki platin yerinden çıkmış. Platinin tekrar takılması için Avşin’in ivedilikle ameliyata alınması gerekiyor. Arkadaşlarımız cezaevine gittiler ve Avşin ile bir görüşme yapabildiler. Gardiyan Nilgün hakkında suç başvurusunda bulundular” diye konuştu.

Midyat Cezaevinde de işkence 

Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki ihlaller ile ilgili olarak bir rapor hazırladıklarını da belirten Şegül, raporu önümüzdeki hafta paylaşacaklarını söyledi. 

Şengül, ayrıca Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi’nde de tutsaklara yönelik işkenceye değinerek, yaralı olarak gözaltına alınan Sevda Deli’nin de işkence gören bir başka isim olduğunu aktardı. 

Şengül, birçok cezaevinde tutulan onlarca tutsağın tedavilerinin yapılmadığını hatırlattı. Şengül, şöyle devam etti: “Hükümetin bir an önce tutsakların sağlık ve güvenlikleri için adım atması gerekiyor. Tutsakların can güvenliği hükümetin sorumluluğundadır. Hükümet, tutsaklara karşı geliştirilen saldırıların bitirilmesi için adım atmalıdır.”

Ölüm riski var

Ordu E Tipi Cezaevi’nde tutulan epilepsi hastası İrfan Özeken için “Tam teşekküllü bir hastaneye yatırılmazsa bir sonraki nöbet ölümle sonuçlanabilir” çağrısı yapıldı.
Tutuklu bulunduğu Ordu E Tipi Cezaevi’nden koğuş arkadaşı epilepsi hastası tutsak İrfan Özenken’in durumuna ilişkin mektup gönderen Ercan İşcan, Özeken’in durumunun her geçen gün daha da ağırlaştığını belirterek, duyarlılık çağrısında bulundu. 
Özeken’in bir süre önce Şırnak T Tipi Cezaevi’nden Ordu E Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiğini aktaran İşcan, OHAL süreciyle birlikte cezaevine çok sayıda hasta tutsak getirildiğini ve birçok tutsağın durumunun ise ağır olduğunun altını çizdi. Özeken’in hastalığı nedeniyle ancak koğuş arkadaşlarının yardımıyla temel ihtiyaçlarını karşılayabildiğini belirten İşcan, Özeken’in cezaevinde bulunduğu süre içinde iki kez kalp krizi geçirdiğini söyledi. İşcan, şöyle devam etti: “Arkadaş hem epilepsi hem de astım hastası. Ayrıca iki kez kalp krizi geçirdi. En son epilepsi krizine girdiğinde kalp krizi geçirdi, hepimiz öldü sandık. Burada tam teşekküllü bir hastane yok ve ambulans gelene kadar çok uzun bir zaman geçiyor.” 
Konuyla ilgili dilekçe yazdıkları cezaevi yönetiminin kendilerine, “Elimizden ancak bu kadar geliyor” cevabını verdiğini kaydeden İşcan, Özeken’in acilen tam teşekküllü bir hastaneye yatırılması gerektiğini vurguladı. Özeken’in tam teşekküllü bir hastaneye yatırılmadığı takdirde bir sonraki epilepsi nöbetinin ölümle sonuçlanacağı uyarısında bulunan İşcan, “Artık acilen sevkinin yapılması için Bakanlık nezdinde girişimlerde bulunmanız gerekiyor. 15 ay cezası kalmış ve durumu kritiktir. Bir sonraki nöbet ölümle sonuçlanabilir” diye ifade etti. 

Adıyaman’da 25. gün
Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi’nde artan hak ihlallerine karşı tutsakların 30 Eylül’de başlattıkları 5 kişilik, 5’er günlük dönüşümlü açlık grevi sürüyor. Cezaevinde artan baskılar tutsak ailelerini de kaygılandırıyor. 
8 aydır tutuklu olan Eğitim Sen üyesi İzzet Karadağ’ın eşi Semra Karadağ (48), yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı: “Haftalık olan telefon görüşmesi iki haftalığa, aylık olan açık görüş hakkı iki aya çıkarıldı. Azadiya Welat gibi gazeteler verilmiyor. Cezaevinde kapasitesinin çok üstünde tutuklu bulunuyor. Günde iki defa ‘kontrol’ gerekçesiyle odalar basılıyor. Revire çıkmada ve ilaç temin etmede ciddi sorunlar yaşanıyor. Sosyal etkinlikler keyfi bir şekilde engelleniyor.” 
“Sadece tutsaklar değil aileleri de cezalandırıyorlar” diyen Karadağ, görüş günü sudan gerekçelerle geri gönderildiklerini söyledi.

Adım adım ölüme

Menemen R Tipi Cezaevi’nde hücrede tutulan ve elleri olmayan hasta tutsak Ergin Aktaş, telefonla görüştüğü babasına, “Adım adım ölüme yaklaşıyorum” dedi. 
Menemen R Tipi Cezaevi’nde hücrede tutulan Koah hastası tutsak Ergin Aktaş’ın durumu her geçen gün ağırlaşıyor. Aktaş’ın babası Tahir Aktaş, telefonda yaptığı son görüşmede oğlunun kendisine, “Adım adım ölüme yaklaşıyorum” dediğini aktardı. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde tek başına kalamaz” raporuna rağmen serbest bırakılmayan oğlunun durumunun her geçen gün daha da kötüye gittiğini dile getiren baba Aktaş, “Ergin yalnızca benim oğlum değil, o vicdanlı olan her yurtseverin oğludur. Buradan İHD başta olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerine, vicdanı olan herkese sesleniyorum. Ergin her an ölebilir, şu an Ergin için bir şey yapmayan Ergin öldükten sonra da sahip çıkmasın” dedi.