Sanırım ikinci kere bir arabaya biniyordum. Araba dediğim inişli çıkışlı tozlu yoldan sarsılarak ilerleyen kasası açık kamyon! Ev eşyalarımız kamyonun kasasını doldurmamıştı! Eşyaları saran kalın urgana sıkı sıkıya tutunduğumu ve yolda fena halde midemin bulandığını hatırlıyorum. Dönüşü olmayan yolculuk hakkında bildiğim tek şey "Malatya’ya göçüyoruz!" Bu göçümüzün dördüncü göç olduğunu çok sonraları anamdan öğrenecektim. Doğduğum ve üç yaşımdayken "Göçtüğümüz" Kevrispî’yi 14 yaşında gördüm. Kevrispî (Yüce devlet adını Aktaş yapmış!) birkaç evden oluşan bir mezra. Bir karış ekilecek arazi yok, dağ taş meşe ormanı!
Önceki üç göçün nedeni de "Geçim derdiymiş!" Ama dördüncüsünün "Son olmasını" umut ediyor anam. Ne de olsa şehre göçüyoruz! Çocukları okuyup "Adam" olacak, kendisi de bu konargöçer hayattan kurtulacak! Ama ben köyden ayrıldığımız için çok üzülüyorum. Öyle bir üzüntü ki yıllarca Türkmen köyünü rüyamda gördüm, rüyadan uyandığımda "Neden gerçek değil?!" diye ağlamaklı oldum.
Mahallemizin adı "Gavur Mezarlığı!" Dinlerinin "Hakiki tek din" olduğunu düşünenler mahallenin ortasındaki Ermeni mezarlığından dolayı bu adı vermişler. Anamın babamın şehir yaşamıyla ilgili ilk dersi "Sakın okulda soranlara Arguvanlıyız demeyin!" Niye ki?! Diye sormadım! Ama niye ki olduğunu "Ramazan orucu tutmuyorum" diye bir grup tarafından fena halde dövüldüğümde öğrenmiştim. Yaşadığımız Türkmen köyünde ve Arguvan’da cami yoktu. Camiyi şehirde gördüm, ezanı şehirde duydum! Mahallemizde (Sonradan adı Kiltepe oldu) Aleviler ve Sünniler kümelenerek yerleşmişler. Görünüşte "Hiçbir sorun yok" gibi! Ama dipten kaynayan bir kazan var. Bize Rafızi (Yoldan çıkmış) diyorlar. Sünniler büyük çoğunluğu MHP, MSP az bir kısmı da AP taraftarı. Aleviler için "Umudumuz Ecevit!" Yıl 1976 5. Sınıftayım, bizi bir "Mitinge" götürdüler. İnanılır gibi değil! Hayatımda ilk defa bu kadar insanı bir arada görüyorum! İnsanlar hep bir ağızdan "6 Haziran Ecevit Başbakan!" diye bağırıyor.
Bunca kitlenin hiç şaşırmadan ritmik olarak aynı şeyi söylemesinden çok etkilenmiştim. Bizi götüren ağabeylerden biri "Biz de slogan atalım!" dedi. Slogan ne ki? Derken bir alkış tufanı, bir kıyamet! Meğer Karaoğlan ve eşi Rahşan Hanım kürsüye çıkıyormuş! "Karaoğlan" diyorlar ya, içimden "Biraz yakında olsaydım kara mı değil mi görürdüm!" diyorum. Ama epey uzaktayım! Zaten çocuk boyumla pek bir şey gördüğüm yok! Bir ara yakınımda bir itiş kakış olunca kenara çıktım. Meğer devrimciler Yılmaz Güney’i kastederek "Yılmaz'a özgürlük" sloganı atınca Karaoğlan kızmış, Karaoğlan’ın kızmasına destek verenler de slogan atanları susturmaya çalışıyormuş!
Taşındığımız Türkmen/Alevi köyünde bizi "Pis Kürt" diye ötekinin ötekisi yapanlara babamın, "Ev Tirk insanetiyê nizanin!" sözündeki siyasi boyutu anlamasam da Alevi olduğumuzu biliyorum, ağabeylerden "Devrimci" lafını duymuşum, e bir de mitinge gitmiş, slogan öğrenmişim daha ne olsun?! Artık siyasi sayılırım değil mi ama? Ancak bu dönemde en çok tedavülde olan Alevi, Sünni kelimeleri giderek daha tehlikeli bir hal almaya başladı! "Mahalle basılacak" diye bir laf dolaşıyor. Büyüklerimiz silahlanıp geceleri nöbetleşe mahalle bekçiliği yapıyor. Büyülü kutu televizyon yeni gelmiş ama bizimki yok! Komşuya doluşmuş "Uzay 1999" dizisini izliyoruz! Dizinin heyecanını bölen silah sesi çok yakından geliyordu. Hemencecik herkes evine dağıldı. Kahve alışkanlığı hemen hiç olmayan babam o akşam mahalle kahvesine gitmişti. Nefes nefese eve geldi ve "Kahveyi taradılar. Bir ölü ve yaralılar var! Ben geç gelirim. Siz çıkmayın!" dedi ve gitti. Çarşıda hamallık yapan ve 7 çocuğu olan komşumuzu kaybettik! Ertesi gün bilerce kişinin katıldığı bir cenaze töreni yapıldı. Kortej evimizin önünden geçerken yüz metresine katıldığım ilk yürüyüşümdür.
Sonra… 17/18 1978 Nisan Malatya Katliamı! 4 Eylül 1978 Sivas Katliamı! 19/26 Aralık 1978 Maraş Katliamı! 3/4 Ağustos 1980 Çorum Katliamı… 12 Eylül faşizmi! Madımak, Gazi, Ümraniye, Gezi, tehdit şantaj, ev işaretlemelerden, 3 Haziran 2009 "Alevi Açılımına!..." Devlet eliyle yürütülen sistematik Alevi katliamlarının 36. Yılındayız. Bu kere devlet/hükümet 36. Yılda Alevilere ve Türkiye’nin ötekilerine dönük kültürel katliam yapıyor. Bedenimiz, bilincimiz, duygumuz, tarihimiz… Kimliğimiz YARALI!...