
Osmaniye T-2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan siyasi tutsaklara dönük hak ihlalleri artarak devam ediyor. 3 kişilik koğuşlarda 14 ile 15 kişinin kaldığı cezaevinde, birçok tutsak yerlerde yatıyor. Hasta tutsakların tedavi edilmediği, yarılı olarak cezaevine getirilenlerin revire götürülmediği, götürülenlerin ise tehdit ve hakaretlere maruz kaldığı cezaevinde tutsaklar ile görüşen İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör, cezaevi idaresinin hukuksuzluklarına karşı tepki gösteren tutsakların disiplin soruşturmalarına maruz kaldığını anlattı.
23 tutsak tecrit altında
Nisêbîn’de sıkıyönetim saldırılarının ardından YPS güçlerinin çekilmesi ile birlikte “Teslim oldular” mizanseni ile gözaltına alınarak tutuklanan 23 sivil de Osmaniye T-2 Tipi Cezaevi’nde. Av. Öngör, söz konusu 23 kişinin cezaevine getirildikleri sırada çıplak aramaya tabi tutularak, darp edildiğini dile getirdi. 23 kişinin diğer tutsaklarla bir araya gelmesinin engellendiğini, haftalık sohbetlere çıkmalarına izin verilmediğini aktaran Öngör, söz konusu tutsaklara yetersiz yemek verilmek suretiyle tecrit uygulandığını söyledi. 23 tutsak arasında 5’inin yaralı olduğunu ve tedavilerinin yapılmadığını kaydetti.
‘İstediğimizi yaparız’
Öngör söz konusu cezaevinde yaşananları şöyle anlattı: “Nurullah Akyüz’ün kolunda mermi yarası mevcut. Sadece bir defa revire götürülen ve tedavisi yapılmayan Akyüz’e revire götürülürken, gardiyanlar ‘Bu sizin yanınıza kalmayacak. Sizlere burada istediğimizi yaparız. Kimsenin haberi olmaz’ şeklinde tehditlerde bulunuyor. Osman Bozkurt, Nusaybin’de gözünden yaralandı. Tedavisi yapılmayarak, direk cezaevine getirildi. Gözünü kaybetme riski ile karşı karşıya. Mahsun Çay’ın bacağında şarapnel parçası mevcut, Mehmet Faruk Engin’in bacağında mermi yarası, Fırat Çiftçi’nin elmacık kemiğinde kırık var. Bu tutsakların da tedavisi yapılmıyor.”
Öngör, tutsakların durumuna ilişkin Türk Tabipler Birliği (TTB) ile birlikte çalışma yürüteceklerini ve Osmaniye T Tipi Cezaevi’nde yaşanan durumu ulusal ve uluslararası kamuoyunun gündemine taşıyacaklarını dile getirdi.
DİHA/OSMANİYE
7 çocuk suçsuz yere yatıyor
Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde “sokağa çıkma yasağı”nın devam ettiği 27 Aralık 2015 tarihinde evlerine yapılan baskınla tutuklanan ve yaşları 15 ile 17 arasında değişen 7 çocuk aylardır suçsuz yere cezaevinde. Perşembe günü Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmaları görülen çocukların tutukluluk hallerinin devamına karar verilerek dava 29 Eylül’e ertelendi.
Özel hareket polisleri tarafından gözaltına alınan K.S., F.T., İ.A., M.T.,Ö.K., R.A., B.A’nın işkenceye maruz kaldıkları doktor raporlarıyla sabit. Çocukların beline sardığı sarı, kırmızı ve yeşil renkli kemeri boğazlarına geçirerek yerlerde sürükleyen polisin sistematik işkence yaptığı öğrenildi. Kararı değerlendiren dava avukatı Kübra Demir, çocukların tutuklu kalmasının Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocukları Koruma Kanunu’na aykırı olduğunu ve bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.
İşkence izlerinin uzun süre çocukların yüzünde kaldığını söyleyen Av. Demir, çocukların kendisine aktardığı bilgiye göre, gözaltı yapan polis ekibinin kendi aralarında “Bunları infaz edelim” tartışmasının yaptığını vurgulayarak çocukların şans eseri infazdan kurtulduğunu ifade etti.
Bir ay Midyat M Tipi Cezaevi’nde kaldıktan sonra Şakran Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edilen çocukların aleyhine tek bir somut delilin olmadığına işaret eden Av. Demir, “Bir kadın tarafından ihbar edildikleri söyleniyor ama o kadının gerçekte olup olmadığı şüpheli. Çünkü ‘tanık koruma kanunu’ kapsamında mahkemeye getirilmiyor!” şeklinde kaygılarını dile getirdi.
Gardiyanların çocuklara “teröristler” diye hitap ettiklerini aktaran Demir, şunları kaydetti: “Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocukları Koruma Kanunu gözetilerek çocuklar yargılanmalı. Normalde bu sözleşmelere göre çocuklar için tutuklama kararının en son karar olması gerekirdi. Yine çocukların sürgün edilmesi ve ailelerinden uzak kalması da bir başka ihlaldir.”