Birinci vahşet bodrumunda katledilen Sakine Şiray, cenazesi teşhis edildikten sonra Batman’da kadınların omuzlarında uğurlandı. Siirt’te doğmuştu Sakine ancak daha bebekken köydeki evleri 3 defa yakılmıştı. Sürgün yolları gözükmüştü ailesine. Türk güçlerinin baskı ve zulmüne dayanamamış göçe zorlanmışlardı. Dedesi de saldırılarda şehit düşmüştü.

Daha 2 yaşındayken Kürdistan köylerinde 90’lardaki zulüm politikalarıyla tanışmıştı. Devlet baskısı altında olan ailesi sürekli göç halinde olduğu için Sakine’yi ve 2 kardeşini halasına bırakmışlardı. Sakine 10 yıl boyunca ailesinden uzak büyümüştü. Mücadeleyi çocukken öğrenen Sakine, liseyi bitirdikten sonra Celal Bayar Üniversitesi Hemşirelik bölümünü kazandı ve okumaya başladı. Sakine geçen yıl 10 Ekim’de Ankara’daki patlamada yaralanmıştı. Cizre’deki sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı kalkınca sağlıkçı olmasından dolayı Cizre’de yaralananlara yardım etmek için gitmişti. Ancak Sakine ve arkadaşları Cizre’ye girdikten sonra yeniden uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağıyla birlikte bodrumlara sıkıştırılmıştı. Birinci vahşet bodrumu olarak bilinen bodrumda katledildi Sakine. Sürgünlerin ardından annesinden bir kez daha koparıldı.


Yaşatmak için gitmişti, öldürüldü

Annesi Hediye Şiray, Sakine’nin Cizre’de yaşananlara sessiz kalmadığını söyleyerek, “Cizre’deki yaralılar için, onları yaşatmak için gitmişti. Ama var olan zulüm onları da buldu. Hepsini o bodrumda sıkıştırıp çıkmalarına izin vermediler. Her geçen gün onların üzerindeki baskıyı ve işkenceyi arttırdılar, taa ki onları bombalayarak katledene dek. Hepsini katlettiler. Sakine her gün bizi arardı. ‘Bizi bir bodrumda sıkıştırıp etrafımızı sarmışlar. Çoğumuz öğrenci, Cizre’deki yaralılar için gelmiştik ama bizi burada mahsur bıraktılar. Bu zulüm bitince, yasak kalkınca döneceğiz’ diyordu. Yasak kalkmadı, Sakine ve arkadaşları dönmedi, hepsini katlettiler. Onlar yaralıları kurtarmak için gitmişti...” diye konuştu.


O da dedesi gibiydi

“Ne yaparsa yapsın asla vazgeçmeyeceğiz” diyen Hediye, “Biz Agit’lerden bugüne dek davamızı sahiplendik bundan sonra da sahipleneceğiz. Sakine’nin dedesi de 20 sene önce bu dava uğruna şehit düşmüştü, mezarı Garzan Şehitliği’nde. O da dedesi gibi bu dava şehit oldu. Bu mücadele var olduğundan beri Sakine’nin ailesi de bu davanın içinde mücadele verdi. Kanımızdan, davamızdan, şehitlerimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. 


Ankara’da yaralanmıştı

Halası Taybet Çetinkaya ise devletin zulmünü bugün değil 1988’den bu yana gördüklerini söyledi. Sakine’nin Ankara’daki patlamada da yaralandığını aktaran Taybet, şöyle devam etti:  “Sakine’nin yarası iyileştikten sonra yaralılar için Cizre’ye gitti. Ancak yaralılar için gittikleri Cizre’de mahsur kaldılar. Onlar da yaralandı işkenceye maruz kaldılar. Onların ‘su’ diyerek inlemelerini tüm dünya duydu. Meclis’in kendisi bile onların inlemelerini çığlıklarını duydu. O kadar insanı katlettiler, birinin bile üzerinde bir tek silah mermi gördüler mi?


Devletin istediği olmayacak

Cenaze teşhisleri için Silopi’ye gittik, ailelere yanmış kafaları gösteriyorlardı. Anne babalar evlatlarını teşhis edemiyorlardı. Yanmış kafalardan, küle dönmüş kemiklerden nasıl teşhis edilir. Onlara bağırdım ‘vicdansızlar elimize yanmış kafaları küle dönmüş kemikleri vererek acı çekmemizi mi istiyorsunuz’ dedim. Acı çekmeyeceğiz, sizin vahşetiniz karşısında acı çekmeyeceğiz, gözyaşı dökmeyeceğiz, küle çevirdiğiniz bu cenazelerle gurur duyuyoruz, dedim. Onların cenazelerden bile ödü kopuyor.


Sıcak klimaları açıyorlardı

Kürtler ne yapmış, onların kentini işgal edip hakaret mi ettiler. Bu insanlar kendi topraklarında kendi evlerinde öldürülüyor. Köylerimizi yakıp bizi defalarca kentlere sürgün ettiler. Şimdi ise bizi kentlerden sürgün etmeye çalışıyorlar. Bundan sonra nereye gidebiliriz. Cenazelerimizi şehirlere dağıttılar ki imkanı olmayanlar gidemesin, kemiklerimizi birbirine karıştırdılar ki insanlar cenazelerini teşhis edemesin. Cenazeleri morglara koyarak sıcak klimaları açıyorlardı. Amaçları cenazeler koksun ki aileler daha çok acı çeksin. Bunlar insanlıktan çıkmış durumda. Bu uygulamalarla bize boyun eğdiremeyecekler.”



ZEYNEP AKIN/JINHA/ÊLIH