Türk devleti, Van’daki depremzedeleri mağdur ettiği gibi HDP’nin yardımlarını da engelliyor.
9 kişinin yaşamını yitirdiği onlarca kişinin yaralandığı, yüzlerce evin yıkıldığı depremin ardından gerekenleri yapmayan Türk devleti, yeterli çadır bile vermedi.
Kuzey Kürdistan ile Doğu Kürdistan sınırında merkez üssü Xoy kenti olan 5.9 şiddetindeki deprem Van’ın Başkale ilçesinin dört köyünde yıkıma neden oldu; enkaz altında kalıp geciken kurtarma çalışması ve hastaneye nakillerden dolayı 9 yurttaş yaşamını yitirdi, 9’u ağır 37 kişi de yaralandı. 23 Şubat’taki depremin ertesi günü 5.8 şiddetinde ikinci bir deprem ve yüzlerce sarsıntı yaşandı.
Yıkımların en büyüğü ise Qîratî (Gelenler) Mahallesi’nde yaşandı. Kimsenin yaşamını yitirmediği mahallede neredeyse tüm ev ve ahırlar yıkıldı. Büyük bir tahribatın yaşandığı mahallede yüzlerce hayvan yıkılan ahırların enkazı altında kalarak öldü. Depremin ikinci gününde mahallede çadırlar kurulmaya başlanırken, etkili olan soğuk havadan dolayı yeni doğan onlarca kuzunun öldüğü belirtildi.
Çadırlar yetersiz
Depremin yol açtığı yıkım mahallenin iç kısımlarında çok daha ağır olurken, özellikle briket ve kerpiçten yapılan evlerin tamamının yıkıldığı görüldü. Yıkılan bu evlerden bazılarında sabah kahvaltısı için kurulan sofralar hala olduğu yerde. Bazılarının duvarlarda asılı fotoğraflar ise depremin yarattığı tahribatı gösteriyor. Kendileri için kurulan çadırların yeterli olmamasından şikayet eden mahalle sakinleri, özellikle hayvanları için çadır kurulmasını istiyor.
Yaşadıklarını anlatan depremzedelerden Şükrü Aldemir, “8 çocuğumun var. Depremin yaşandığı an eşim dışarıda ekmek pişiriyordu. O sırada tandır evinin olduğu yer yıkıldı. Eşime bir şey olmadı. Sadece bir çocuğumun kolundan yaralandı” diye belirtti.
Bu halde ne yapacağız
Deprem sonrası gelen yetkililerin beraberlerinde getirdikleri çadırları kurmadan yola bırakıp gittiğini söyleyen Aldemir, “Ben bu çadırı nasıl kuracağım? Biz burada bu halde ne yapacağız? Deprem günü bir çadır verdiler ve 8 aile bir çadırda kaldık. Çadır o kadar soğuktu ki çocuklar uyuyamadı. Çadırlarımızın kurulmasını ve yardımların tam olarak yapılmasını istiyoruz” dedi.
Tandırda ekmek pişirdiği sırada yıkılan barakanın altında kalıp, çocuklarının yardımı ile bulunduğu yerden çıkarılmış eşi Pembe Aldemir ise yaşadığı onları “Çocuklarım o sırada ‘annemiz enkazın altında kaldı’ diye bağırdılar ve hepsi merdivenlerden atladı. Biraz uğraşın sonunda zor da olsa enkazdan çıktım” sözleriyle dile getirdi. Çadırda kaldıkları geceyi çok zor geçirdiklerini söyleyen Aldemir, “Hayvanlarımız enkazın altında kaldı. Durumuz şuan çok kötü ve acilen barınmamız için bir çare bulunmasını istiyoruz” diye belirtti.
Kendimiz değil, hayvanlar için
Depremzedelerden Salih Kaya ise, şu ana kadar çadır alamamış olmaktan şikayetçi. Kaya, yetkililere şu sözlerle seslendi: “Onlardan tek ricamız hayvanlarımız için çadır kurmalarıdır. Bizler bir battaniye ile idare edebiliriz ama hayvanlarımız karın üstünde kalıyor ve hepsi ölecekler. Akşam hayvanlarımız karın üstünde kaldı ve birçok kuzumuz öldü. Biz insanlar yine bir şekliyle idare edebiliriz ama hayvanlarımız ölürse biz ne yapacağız? Çünkü bizim işimiz, gücümüz ve hayatımız bu hayvanlara bağlı. Bir kez daha söylüyoruz; çadır gelmezse hayvanlarımızın tamamı ölecek. Burası akşamları çok soğuk oluyor. İlk akşam 10 kuzu soğuktan öldü. Bu nedenle hayvanlarımız ölmeden çadırın kurulmasını istiyoruz.”
Çocuklarımız perişan
Mahalle sakinlerinden Dindar Gürgüz’ün sahip olduğu 100 hayvandan 50’si enkaz altında kalarak telef olmuş. Kuzularının ise soğuktan öldüğünü söyleyen Gürgüz, “Şuan hiç kuzum kalmadı. Çadırımız yok, çocuklarımla karın üstünde perişan bir durumdayız. Çadır getirmişler ama daha kurmamışlar. Hayvanlarımız karın üstünde bu geceyi geçirecek. Bir an önce bu sıkıntılarımızın giderilmesini istiyoruz” dedi.
Depremzedelerden Sadi Tekin “Bir kısım hayvanım enkaz altında kaldı kuzularımız da soğuktan ölüyor. Halen hayvanlar için çadır vermediler. Bize verilen çadırlar da sıcak değil. Hayvanlarımız dışarıda üşüyor” diyerek, kendileri ve hayvanlarının barınabileceği sıcak yerler inşa edilmesini istedi.
9 kişinin yaşamını yitirdi
Başkale ilçesine bağlı Özpınar Mahallesi’nde 9 kişi yaşamını yitirdi. Mahallede ev ve ahırların büyük bir bölümü yıkılırken, yurttaşlar enkaz altında kalan hayvanlarını ve eşyalarını kurtarmaya çalışıyor.
Enkazın etkilerinin fotoğraflandığı Özpınar Mahallesi’nde birçok kişi ilçe merkezlerine yakın köylerde kalmak zorunda kaldı. Yurttaşların birçoğu soğuğa rağmen enkaz altında kurtardığı hayvanları bırakmadı. Köye gelen yardımlar yurttaşlara ulaşmazken, AFAD tarafından verilen çadırlar ise henüz kurulmadı. Kendi imkanları ile çadır kuran yurttaşların çadırlarında soba yok. Havaların iyice soğuduğu Başkale’de çadır yardımının yapılmaması ile yurttaşlar soğuk havaya rağmen sokakta kalıyor.
Tek geçim kaynakları hayvancılık olan yurttaşlar, deprem sonrası zarar gören ahırlarda hayvanlarının telef olmaması için can güvenliklerini tehlikeye atarak hayvanların başından ayrılmadı. Evlerinin yıkılmasından kaynaklı giyecek, kendilerini sıcak tutacak battaniye ve giysi gibi temel ihtiyaç malzemeleri enkaz altında kalırken, depremzedeler insani ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda.
Mağduriyet içinde mağduriyet
Elektriğin olmadığı köyde bir kez daha insanlar mağdur ediliyor. Akşamdan itibaren dışarıda kalan köy halkı kendi imkânları ile ısınmaya çalıştı. Van ve ilçelerinde yağan yoğun kâr yağışı nedeniyle sokaklar ve mahalle araları kârların erimesiyle çamurun içinde kaldı. Geceden itibaren köy halkı naylon çadırlara yer yatakları bırakarak çocuklarını yatırmaya çalıştı. Evleri hasarlı olan birçok kişi de evinde yaktığı odun sobasını dışarıya taşıyarak ısınmaya çalıştı.
Çadırlar kışlık değil
Emine Aslan adlı yurttaş, AFAD’ın kurduğu çadırların merkezden uzak olduğu için ihtiyaçlarını karşılamadığını belirterek, “Akşamları gidip çadırda kalabiliyoruz sabah yine evimizin önüne gelip bekliyoruz. Eşimin annesi yaşlı. AFAD çadırında soba olmadığı için orada kalamıyoruz. Küçük çocuklarım var onlar hastalanır diye korkuyorum. Çadırlar çok soğuk olduğu için içerisinde kalamıyoruz” dedi.
El arabası ile enkazdan çıkardığı yorgan ve döşeği taşıyan Türkan Yeşilırmak’ın, yıkılan ahırında yaklaşık 50’ye yakın hayvanı öldü. Türkan, çocuklarının ve kendisinin giyeceklerinin enkaz altında olduğunu ve soğuk havadan kaynaklı ciddi mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi.
Çocukların nöbetini tuttu
Enkaza dönüşen evinde çıkardığı odun sobasını dışarıda kurarak ısınmaya çalıştıklarını belirten Şerife Aslan ise “Çamurdan kaynaklı evden çıkarttığımız yorgan ve döşeklerin altına çadır kurarak bıraktım. Hayvanlarımı bırakmamak için çadıra gidemedim. Battaniye yardımı yapıldı almaya gittim ama bütün köy halkının ihtiyacı olduğu için bize yetişmedi. Dün akşam yediğimiz yemekle duruyoruz hala. Çocuklarım dün geceden beri dışarıda. Gece üzerlerini açıp üşütmesinler diye nöbet tutum” dedi.
Yardımları engelledi
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Hakların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Saliha Aydeniz, Milletvekilleri Murat Sarısaç, Muazzez Orhan, Musa Farisoğulları, HDP PM üyeleri, HDP’li Belediye Eşbaşkanları, il eşbaşkanları, il ve ilçe örgütlerinden oluşan heyet, depremin vurduğu Başkale’ye gitti. Sabah saatlerinde HDP’li belediyelerin oluşturduğu yardım konvoyu Van-Gürpınar-Gevaş yol ayrımında buluştu. Heyet ardından, uzun bir konvoy ve içerisinde gıda, battaniye ile birçok acil yardım malzemesinin bulunduğu kamyonlarla Başkale ilçesine hareket etti.
Heyetin Başkale’nin dört mahallesine ulaştırmak istediği yardım kamyonları, Albayrak Jandarma (Bebleşîn) Karakolu’nda jandarma ve polis tarafından durduruldu. Kuru gıda, çocuk bezi ve branda yüklü dört kamyonun geçişine izin verilmedi. Heyet ile jandarma arasında tartışma yaşandı. Jandarma ve polis yardımın AFAD eliyle dağıtıldığını, mevcut malzemenin koordinasyona teslim edilmeden mahallelere girişine izin verilmeyeceğini belirtti. Bunun üzerine heyet, kamyonları AFAD’a teslim etmeyeceklerini belirterek, Van’a tekrar geri gönderme kararı aldı.
Yaşanan tartışmadan bir uzlaşma çıkmayınca 150 kişilik heyet, yaşananları protesto etmek için basın açıklaması yaptı. Açıklama yapan HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, bu uygulamayı asla kabul etmeyeceklerini söyledi. HDP’li tüm belediyelerin topladıkları yardımları depremzedelere ulaştırmak istediklerini; ancak buna izin verilmediğini söyleyen Sarısaç, “Şuan sahadan aldığımız bilgiye göre halkımıza gerekli yardımlar yapılmamıştır. Biz de kendi çabalarımızla yardım götürmeye çalışıyoruz. Yardımlarımız burada engelleniyor. Türkiye’nin hiçbir anayasa ve yasasında böyle bir yasak yok. Ancak AKP dışında duran herkesin halkla bir araya gelmemesi, birlikte görünmemesi için çaba gösteriyor” dedi.
Kürt düşmanlığı yapılıyor
Elazığ depreminde de aynı senaryonun ortaya koyulduğunu hatırlatan Sarısaç, şöyle devam etti: “Bu durum Van’da 2011’de yaşanan depremde de aynı şekilde tekrarlandı. O dönem kurulan Valiliğin Kiriz Koordinasyon Merkezi adıl altında kurulan birim gelen yardımları bir depoda tuttular ve en sonda o yardımlar halka ulaştırılmadan bir yangında kül oldu. Yine aynı şekilde Van’da çığ felaketi meydana geldi. Bu felakette de Van’ın iktidar partisi olan HDP bir şekliyle halkla buluşmasının önü kesildi. HDP’nin çığ altında kalanların taziyesi ve ziyaretleri bile engellendi. Biz bu durumu sadece bir emir ve talimatla yapıldığını düşünmüyoruz. Bu durum HDP’nin kriminalize edilmesi ve Kürtlerin hedef alınması olarak görüyoruz. Burada Kürtlere açık bir düşmanlık uygulanıyor. Kürtlerin bu felaketlerde mağdur edilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.”
Malzemeleri ulaştıracağız
AKP’li bakanların devletin tüm imkanlarıyla deprem bölgesine giderek gövde gösterisi yaptığını ifade eden Sarısaç, şunları söyledi: “Ama sahadan aldığımız bilgiye göre halen o insanlar çadırsız, halen açıkta kalıyorlar. Bu yardım engellenmesini sadece HDP’ye yapılmış olarak algılanmamalı. Burada sadece HDP mağdur edilmiyor. HDP siyasi haklarından mahrum ediliyor ama burada yaşayan, her gün felaketlerle yüz yüze kalan Kürt halkının mağdur edilmek istenmesidir. Bu uygulamalarını HDP üzerinden meşrulaştırabilirler ama bu durumu asla halklarımıza anlatamazlar. Biz bu baskılara asla kabul etmiyor, yardımlarımızı AFAD’a ve valiliklere teslim etmeyeceğiz. Burada kriz merkeziyle sadece algıları yönetebilirler. Halkımıza gerekirse hepimiz bu eşyaları tek tek taşıyarak onlara ulaştıracağız.”
Basın açıklamasının ardından yardım konvoyu Van’ tekrar geri gönderilirken, heyet ise depremzedelerle buluşmak üzere yola çıktı.
VAN
Kalp krizi geçirdi
Elbîs Mahallesi’ndeki evi yıkılan ve ”hawar” feryatlarıyla adeta depremin sembolü haline gelen Fettah Arslan kalp krizi geçirdi. Arslan, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan Arslan’a anjiyo yapıldı. Tedavisi süren Arslan’ın yoğun bakımda tutulduğu öğrenildi.
Geceyi römorkta geçirdiler
Başkale’nin Gelenler Mahallesi’nde, depremde evleri yıkılan Kaya Ailesi, ilk geceyi üzerini brandalarla kapattıkları traktör kasasında geçirdiklerini söyledi.
Evlerinin tamamen yıkıldığını ve eşyalarını bile alamadıklarını aktaran Zeliha Kaya, sabaha kadar traktörün kasasında kaldıklarını anlattı. Kaya, ”Biz o gün yaşanan depremin etkisinden halen kurtulamadık” dedi.
Aile bireylerinden Kevser Kaya ise ”Dün gece başka çaremiz olmadığı için ailecek römorka yerleştik. Soğuk olsa bile burada yaşamaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Ahmet Kaya da şunları söyledi: ”Dün gece ailemi traktörün kasasına yerleştirdim. İçeride yer kalmadığı için sabaha kadar geceyi hayvanlarıma bakarak geçirdim. Benim dün gece 30 kuzum soğuktan öldü. Bir çare bulunması gerekiyor.”
Rejimin yardımları yetersiz
Xoy’da meydana gelen depremlerde en az 104 kişinin yaralandığı, 44 köyün yaşanmaz hale geldiği belirtildi. Fırat Haber Ajansı’nın yayınladığı fotoğraflarda çok sayıda evin yıkıldığı görülüyor. Tamamen yıkılmış evlerin yanı sıra bazı cepheleri çökmüş evler, yıkılmış bahçe duvarları, çatlamış oda duvarları, çöken çatılar, patlamış pencereler dikkat çekiyor. Depremin vurduğu köyler hala yoğun kar altında. Soğuk hava koşullarına rağmen çok sayıda kişi deprem endişesiyle dışarıda kalmaya devam ediyor. İran rejiminin yardımlarının ise yetersiz olduğu belirtiliyor.
Daha önceki depremlerde de bölgeye Tahran rejimi tarafından yardım ulaştırılmamıştı. 12 Kasım 2017’de Kirmanşan merkezli 7.3 şiddetindeki depremde en az 620 kişi hayatını kaybetmiş, 8 bin 500’ü aşkın kişi yaralanmıştı.
Kortanava köyünde evleri yıkılan bir aile, yaşadıklarına şükrediyor. Üstü başı toz içinde, mavi bir mont giymiş, başında külah. 50’li yaşlarda bir aile babası, yıkık evinin önünde duruyor. Yanında eşi var. O da toz içinde. Etrafı yıkıntılar içerisinde. Aile babası, “Çok şükür yaralı yok” diyor. Anne araya giriyor, ihtiyaçlarını anlatırken. “Her şeye ihtiyacımız var” diyor, gözünü hafif kaçırarak, biraz utangaç halde. Çift, halkın da yardım ettiğini söylüyor.
Daha ileride başka bir aile, depremi anlatıyor. İleri yaşta oldukları gözleniyor. Her ikisi de başını sarmış. Havalar soğuk. Evlerinin yıkıldığını söyleyen yaşlı çift, Pazar günü iki büyük deprem yaşandığını belirterek, “Herkesin evi yıkıldı” diyor.
Barınabilecek yer yok
Hayatını kaybeden olmadığını belirten köylüler, ancak yaralıların olduğunu ifade etti. Yıkık evler önünde duran çift, özellikle şu an barınabilecekleri bir yere ihtiyaçlarının olduğunu söyledi. Evlerini yeniden inşa etmek istiyorlar, ancak buna imkanları yok. O yüzden yetkililerden yardım bekliyor.
Kortanava’ya yakın, yol üzerinde Kotol’a bağlı Mexin köyü de harap olmuş. Köy işlek bir otoyolun kenarında bulunuyor. Araçlar aralıksız geçiyor. Bazı araçlar köyün girişinde duruyor. Bazıları yük taşıyor.
Taştan evler yığılmış
Bir çok köyde, evleri yıkılanlar dışarıda yaktıkları odunlarla ısınmaya çalışıyor. Evler, yoksul bir yaşamı da gözler önüne seriyor. Yaşlı bir kadın, battaniyeye sarılı halde ateşin kenarında, soğuğa direniyor. Bazıları, yıkıntılardan çıkardıkları malzemelerle geceyi geçirebilecekleri barınaklar yapmakla uğraşıyor. Taştan evler, öylece olduğu gibi yığılıvermiş. Taşlar etrafa dağılmış.
Yıkıntılar arasından geçenler, şaşkın ve hüzünlü bakışlarla yaşadıkları drama tanıklık ediyor. Kimisi, çatısı çökmüş evlerinin haline bakarken, eski haline dönüştürmenin mümkün olmadığını acı bir şekilde anlıyor. Bir evin çatısı neredeyse tamamen çökmüş, orta yerde halen ayakta kalabilen bir soba, en köşede ise tozlanmış bir televizyon göze çarpıyor.
Bir çocuk yıkılmış bir evin içerisinden dışarı bakıyor. Kanepenin dayandığı duvar tamamen yıkılmış. Kanepe de üzerine dökülen yıkıntılar nedeniyle kullanılmaz halde. Bazıları kendilerine ulaşan çadırları kurmuş vaziyette. Bu kış koşullarda incecik çadırlarda geceleri geçirecek.
Hasarın boyutları bilinmiyor
Depremzedeler sadece insanlar değil, çok sayıda hayvan öldü, çoğu dışarıda kaldı. Bir köylü, yıkılan ahırını işaret ediyor. Hayvanları da dışarıda. Yıkıntılar arasında can vermiş bir kuzu göze çarpıyor. Beyaz yünlü, zayıf, cesedi yıkık duvarların üzerinde duruyor.
Hasarın boyutları tam olarak bilinmiyor. Ancak köylüler, kendilerine ulaşan yardımların yetersiz olduğu tepkisinde bulunuyor. Son iki gün içinde bir çok kez artçı depremler yaşandığı için, halk endişeli. Bölgede çok sayıda kişi evlerine giremiyor. Kış koşulları da yaşamı ağır bir şekilde etkiliyor.