
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarının yargılandığı davanın ikinci duruşması Silivri Ceza İnfaz Kampusu’nda görüldü. Biri gazeteci ve 26 avukatın tutuklu olduğu 47 kişinin yargılandığı davanın duruşmasına 15 Ekim’den bu yana Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde bulunan Avukat Cengiz Çiçek katılmadı. Tutuklu avukatları yaklaşık 200 avukat savundu. Tutuklu yakınları ise duruşma salonuna alınmadı.
Avukatlar da açlık grevinde
Duruşmada söz alan Avukat Faik Özgür Erol, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine dikkat çekerek, “Biz bu sürecin tanıklarıyız. Bulunduğumuz cezaevinde 56 gündür 9 tutuklu açlık grevinde. Bedensel hasarlar yaşıyorlar. 15 kiloya kadar kaybı olanlar var” dedi. Cezaevlerinde gözlem amacıyla bulunan heyetlerin meseleye ciddiyetle yaklaşması gerektiğini belirten Erol, “Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı’nın açıklamalarını duyunca eylemlerin ciddiyetini kavramadığını düşünüyoruz. Durum artık ciddi boyutlara vardı” dedi.
“Bu talepler bizim de taleplerimizdir ve tutuklu olduğumuz davayı yakından ilgilendiriyor. Bu bir merhamet sorunu değil, bir eylemdir” diyen Erol, sağlık sorunları olanlar dışında avukatların tümünün de açlık grevine başladığını belirtti.
Tecrit olmasa grev de olmazdı
Müdahil avukat ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, açlık grevlerindeki tutsakların taleplerinin yargılanan avukatlarla yakından ilgili olduğunu söyledi. “Müzakereler kesilip tecrit başlamasaydı bu insanlar grevde olmayacaktı” diyen Kozağaçlı, açlık grevine katılan ilk grupta yeralanların hayati tehlikesi olduğunu sözlerine ekledi.
Kozağaçlı, davaya ilişkin ise “Müzakere sürecine katılmak suç mudur? Eğer suçsa o süreci yürüten kişinin (MİT Müsteşarı’nı kastederek) yargılanmasına parlamento neden izin vermiyor? Süreci yürüten kişi yargılanmıyorsa avukatlar neden yargılanıyor?” diye sordu.
O kadar zalim değilmiş!
Tutuklu avukatların anadilde savunma talebinde bulunduğunu belirten Kozağaçlı, konunun hükümet gündeminde olduğunu hatırlatarak, mahkemeden bu yeni gelişmeyi dikkate alması talebinde bulundu.
Ancak mahkeme bir önceki duruşmada olduğu gibi dün de Kürtçe savunma talebini reddetti. Tutuklu avukat Serkan Akbaş, “Ben Kürt’üm, anadilimde Kürtçe savunma yapmak istiyorum” dedi. Mahkeme heyeti başkanı ise “Türkçe bilmeyen bir kişiyi Türkçe savunma yapmaya zorlamak zalimcedir. Ama siz Türkçe biliyorsunuz. Savunmanızı Türkçe yapabilirsiniz” diyerek, talebi kabul etmedi.
Anadil yaşamsal haktır
Müdahil avukat Mustafa Özer de söz alarak, “Anadil yoksa birey yoktur. Dolayısıyla toplum da olamaz. Bu bir insanlık sorunu, insanlık talebidir. Türkçe bilmesi o hakkı kullanmasına engel değildir. Eğer insanlar anadili için bedenini ölüme yatıyorsa demek ki anadil yaşamsal boyuttadır” diye konuştu.
Hukuk kilidini açın
Müdahil avukatı Ercan Kanar ise davanın hukuki bir yönü olmadığını, Başbakan’ın emriyle başlatılan bir soruşturma olduğunu söyledi. Kanar, “Zorlama, yapay, siyasi bir davadır” dedi. Mahkeme heyetinden hukuk üretmesini isteyen Kanar, “Cesur yargıçlar olmanızı, hukuk üretmenizi istiyoruz. Elinizde Lozan Anlaşması var, bunu dayanak yaparak hukuk kilidini açabilirsiniz. Siyasi rehinelik olan bu tutuklamaları bitirerek, adil bir karar alabilirsiniz” diye konuştu.
Parlamento’dan önce davranın
Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda söz alan Av. Mehmet Emin Aktar, “Ne mahkemeniz ne hükümet ne de bir başkası açlık grevlerinde bana ne diyemez. Açlık grevlerinin sizin mahkemenizle de önemli ölçüde ilgisi var. 56. gününe giren açlık grevlerine hükümetin duyarsızlığı nedeniyle bugün itibariyle diğer bütün siyasi tutuklular gibi bu davada yargılanmakta olan avukat arkadaşlarımız da açlık grevine başlamış bulunmakta. Tutuklu avukat arkadaşımız Cengiz Çiçek 20 gündür açlık grevinde. Bu nedenle duruşmaya gelemedi” diye konuştu.
Aktar, anadilde savunma yapmanın Kürtçe bilip bilmeme meselesi olmadığını, Kürt halkının talebi olduğunu söyledi. Aktar, “Yargı Kürtleri yargılarken, taraflı tutumla yargılıyor. Bizim sizden talebimiz parlamentodan önce davranın, tercüman talebimizi kabul edin. Ara kararlarınızı bozun arkadaşlarımızı tahliye edin. Anadilde savunma talebimizi kabul edin” dedi. Mahkeme heyeti ise bu talebi yasal düzenleme belli olmadığı gerekçesiyle reddetti.
Tutuklu avukat Muharrem Şahin, Kürtçe konuşarak Zazaki savunma yapmak istediğini söyledi. Mahkeme, Şahin’in sözlerini “anlaşılmadı” şeklinde tutanaklara geçti.
Avukatlar duruşmadan çekildi
Avukat Mehmet Emin Aktar, yeniden söz alarak, savunma tarafı olarak duruşmadan çekildiklerini açıkladı. Bunun ardından avukatlar salondan ayrıldı. Adliye çıkışında gazetecilerin sorusuna yanıt veren Aktar, yargılamanın devam etmesinin bir anlamı olmadığını, sanıkların Kürtçe konuşacağını, mahkemenin “anlaşılmadı” diyeceğini söyledi. Aktar, “Bunu devam ettirmenin bir manası yok” dedi.
‘Anlaşılamadı’
Avukatlar çıktıktan sonra duruşmaya devam edildi. Tutuklu avukat Mizgin Irgat, Kürtçe olarak “Avukatım olmadığı için savunma yapamayacağım” dedi. Diğer avukatlar da Kürtçe konuştu ve anadilde savunma yapmak istediklerini söyledi. Herbirinin konuşmaları tutanaklara “anlaşılmadı“ diye geçti.
Anadilde savunma talebini reddeden mahkeme heyeti, avukatların tutukluluklarının devamına karar vererek duruşmayı 3 Ocak 2013 tarihine erteledi.
İSTANBUL