Amed’in Lice İlçesi’nde 28 Eylül 2009 günü hayvanlarını otlattığı sırada Yayla Karakolu’ndan atılan bomba ile 12 yaşındaki Ceylan Önkol’un katledilmesi, vicdanları yaralayan bir biçimde hala orta yerde.
Ölümüyle ile ilgili yürütülen soruşturmada hesap sorulmak bir yana hala failleri ortaya çıkarılamayan çocukları için Önkol ailesinin 100 bin TL maddi, 150 bin TL de manevi tazminat talebiyle açtığı davaya bakan Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, “devletin kusurlu olup-olunmadığının tespit edilemediği” savunmasıyla; manevi tazminat talebini reddettiği davada, aileye 28 bin 208 lira 85 kuruş maddi tazminat ödenmesine hükmetti. Devletin katlettiği Ceylan için ailesine özür olarak uygun gördüğü bu miktar, katliamın ardından kabuk tutmayan vicdanları bir kez daha kanattı. 


Aileye borç çıkardı

Tepki toplayan kararın ayrıntıları ise başka bir skandalı daha içeriyor. Mahkeme, yargılama giderleri olan 1.782,50 TL’nin 1.603,50’sinin, yine davacıların adli yardımdan yararlanmaları sebebiyle başlangıçta alınmayan 1.675,60 TL nisbi harç ile resmi puldan karşılanan 57,00 TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10 ve 12. maddeleri uyarınca maddi tazminat için belirlenen 8.614,93 TL ve manevi tazminat için belirlenen 750,00 TL vekalet ücretinin de davacıdan yani Önkol ailesinden alınmasına karar verdi. Buna göre, çocuklarının ölümü için Önkol ailesine 28 bin 208 lira 85 kuruş maddi tazminat ödenmesine hükmeden mahkeme, verdiği bu tazminatın 12 bin 701 lira 82 kuruşluk kısmını yargılama giderleri ve avukatlık ücretini aileye borç olarak çıkardı. Bu şekilde aileye ödenecet tazminat miktarı sadece 15 bin 507 lira 82 kuruş.

Dosyanın sonu şimdiden belli

Mahkemesi’nin kararını değerlendiren dava avukatı İHD Şubesi Hukuk Komisyonu Sorumlusu Av. Rahşan Bataray Saman, öncelikle bugüne kadar davaya ilişkin farklı farklı karaların çıktığını veya takipsizlik kararı verilerek sonuca gidilmediğine dikkat çekti. Ceylan’ın katledilmesinin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen dava kapsamında hiç kimsenin şüpheli sıfatıyla dahi yargılanmadığının altını çizen Bataray, “Zaten savcılık, dosyada daimi arama kararı verdi. Birçok dosyadan da biliyoruz ki bu dosyada da zaman aşımı beklenecek. Etkili bir soruşturma yürütülmediğini biliyoruz. Savcılık, olayın sorumlularının bulunması için olayın bizzat şüphelileri konumunda olan askerler aracılığıyla soruşturma yürüttü. Dosyanın nasıl sonuçlanacağı aslından bizim için şimdiden belli” dedi.

Karar sorumluluğu örtmek için

Av. Saman, mahkemenin Önkol ailesinin manevi tazminat talebini reddetmesine de tepki gösterdi. Önkol ailesinin maruz kaldığı manevi zararın anlatılmasının ve karşılanmasının mümkün olmadığını dile getiren Saman, mahkemelerin bu tür dosyalarda “sosyal risk” ilkesi uyarınca 5233 sayılı yasa kapsamında değerlendirme yaptığını ve manevi tazminat vermediğini söyledi.
Kararla yaşanan ölümde devlet sorumluluğunun üstünün örtüldüğünü vurgulayan Saman, mahkemenin devletin kusurunu kabul etmesi halinde hem manevi tazminatı kabul etmek zorunda hem de maddi tazminat için bir hesaplama yapmak zorunda kalacağını ifade etti. Mahkemenin bu değerlendirmesinin savcılık değerlendirmesine dayandığını da sözlerine ekledi. 


Devlet kusuru açık

Önkol’un ölümüne neden olan havan topunun Yayla Jandarma Karakolu’ndan atıldığına dair dosyada önemli belge ve belgelerin olduğuna işaret eden Saman, şunları söyledi: “Savcılık, orada bulunan bir cismin patlaması sonucu yaşamını yitirdiğini söylüyor. İdare Mahkemesi de bunun üzerinden gidiyor. Oysa dosyaya somut deliller sunduk. Ceylan, gerçekten orada bulduğu bir cismin patlaması sonucu yaşamını yitirse de burada devletin çok büyük bir sorumluluğu var. Burada bir hizmet kusuru ve güvenlik zafiyeti söz konusu.” 


Yargı ailenin acısını büyüttü

Bir ailenin 12 yaşındaki çocuklarını kaybetmesinin tarif edilemez bir manevi ızdırap olduğunu söyleyen Av. Saman, “Ondan sonra yaşananlar aileyi manevi olarak daha fazla yıktı. Olayın hemen ardından savcının olay yerine gelmemesi, Ceylan’ın annesinin kızının cenazesinin parçalarını etrafta toplayıp, eteğine doldurarak savcının önüne götürmesi, otopsinin o şekilde yapılması, yine sorumluların bulunmaması ailenin manevi ızdırabını çok fazla arttıran ayrıntılar. Böyle bir durumda manevi tazminata hükmetmemekte hukuki açıdan kabul edilir bir husus değildir” şeklinde konuştu.




YASİN KOBULAN/DİHA/AMED