UCM’ye başvuran KOMAW Eşbaşkanı Fethiye Kahraman, "Çocuklarımızı katleden, şehirleri yakan bu diktatör ve ekibi yargılanana, hesap verene kadar mücadelemiz sürecek. Yaptıkları yanlarına kar kalmayacak" dedi. 


KNK eski Eşbaşkanı Tahir Kemalizade ise şu çağrıda bulundu: "Bizler mazlum halklara çektirilen acılardan yıllar sonra değil bugün hesap sorulmasını istiyoruz. Halkımıza zalimlik yapanları yargılayın. Kürtlerin çığlıklarını duyun."


Kürdistan Şehit ve Kayıp Aileleri Kurumu KOMAW, başta Cizir ve Sur olmak üzere Türk devletinin Kürdistan'da gerçekleştirdiği katliamları Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taşıdı.

KOMAW temsilcileri, Hollanda'nın Den Haag şehrinde bulunan Mahkemeye, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Hulusi Akar ve Efkan Ala hakkında soruşturma başlatılması için dosya sundu. Başvuru öncesi KOMAW üyesi yaklaşık 100 şehit ailesi Holllanda'nın Den Haag kentinde bulunan UCM önünde miting düzenledi. UCM’ye ilk başvuruyu yapan KOMAW Eşbaşkanı Kahraman, "Bugün birinci davayı açtık. Bu başvuruyu kendi adıma yaptım. Burada birçok şehit ailesi var. Benden sonra buradaki şehit aileleri de başvuru yapacak. Bizler çocuklarımızı katleden, onların cenazelerine işkence yapan, yakan, sokaklarda günlerce bekleten, şehirleri yakan ve yıkan bu adamlardan hesap soracağız. Bu diktatör ve takımı yargılanan kadar, hesap verene kadar bizlerin mücadelesi sürecek. Yaptıkları yanlarına kar kalmayacak" diye konuştu. 


Başvurular sürecek 

UCM’ye başvuru Kahraman ile sınırlı kalmayacak. Diğer şehit aileleri de önümüzdeki süreçte UCM’ye bireysel başvurularda bulanacak.  


'Yarın değil bugün hesap sorulsun'

UCM önündeki mitingde konuşan KNK eski Eşbaşkanı Tahir Kemalizade, "Bizler mazlum halklara çektirilen acılardan yıllar sonra değil bugün hesap sorulmasını istiyoruz" dedi. Avrupa'nın 100 yıl sonra Ermeni katliamını kabul ettiğini ama gözler önünde yaşanan Kürdistan'daki katliama sessiz kaldığını belirten Kemalizade dünyaya şu çağrıda bulundu: "Çığlığımızı dünyaya duyuruyoruz. Biz haklıyız. Ülkemizden ve şehitlerimizden vazgeçmeyeceğiz. Gerçekler dünyanın gözü önünde yaşanıyor. Erdoğan Kürtlere zülüm yapıyor ve dünya bunu görüyor. Dünya devletlerinden talebimiz öncelikle bu ölümleri durdursunlar. Uluslararası mahkeme Kürtleri çığlıklarını duysun."


'Dünya sesimizi duysun '

Bir şehit annesi ise şunları söyledi: "Bizler bugün burada evlatları öldürülen aileler olarak sesimizi duyurmaya ve adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğimizi bildiriyoruz. Çünkü bizler kimsenin çocuğunu vurmadık, kimsenin ülkesini işgal etmedik. Sadece bizlerden alınan haklarımı, ülkemizi ve yıllardır tutsak edilen Önderliğimizin özgürlüğünü talep ediyoruz. Bugün burada Türk devletinin şehirlerimize yaptığı katliamları dünyaya duyurmak için bulunuyoruz. Eğer burası adaletin yeri ise sesimiz duyulsun, Türk devletinin yetkilileri yargılansın ve ülkemize dönüş yolumuz açılsın."


'Katil Erdoğan' rahatsız etti

UCM önünde yapılan mitingde Hollanda polisi ise tutumuyla tepki çekti. "Katil Erdoğan" ve "DAİŞ=Erdoğan" pankartlarına müdahale ederek indiren polis, eylemcileri "Katil Erdoğan" sloganı atmamaları yönünde uyardı. 


Dilekçede ne var?


KOMAW'ın UCM Başsavcılığı'na hitaben Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkındaki suç duyurusu dilekçesinde, Türk devletinin Cizre, Sur gibi Kürdistan kentlerinde gerçekleştirilen katliamlara dikkat çekildi. Dilekçede, "Şehirler, kasaba ve köyler ağır silahlarla vurulmuş, hedef gözetmeksizin bu yerleşim alanları tank ve top ateşine tutulmuş, yüksek mevkilere yerleştirilen keskin nişancılarla sadece sokağa çıkanlar değil evlerinin içinde, avluda bulunanlar bile hedef seçilmiş, onlarca yaşlı, çocuk, kadın katledilmiştir. Yaralılar sokakta veya evlerde bekletilerek, ambulansların girmesi engellenerek öldürülmüş, halkın su, ekmek, ilaç gibi elzem maddelere ulaşımı engellenmiş, elektrikler kesilmiş, telefon sistemi çökertilmiş, olanların dışarıya yansıması bu vesileyle önlenmek istenilmiştir."


200 kişi yakılarak katledildi 

Türk devletinin en vahşi saldırılardan birinin Cizre'de gerçekleştirdiğine işaret edilen dilekçede, aralarında yaralıların da bulunduğu yaklaşık 200 kişinin yakılarak katledildiği hatırlatıldı. Dilekçede, "Çocuklarımız kömüre dönüştürülmüştür. Aradan geçen zamana rağmen henüz kimliği teşhis edilemeyen gençlerimiz bulunmaktadır. Kaldı ki, bu bodrumlarda bulunan gençlerin isimleri yetkililere iletilmiş, onlarla yapılan telefon konuşmaları hem ilgililere hem de kamuoyuna dinletilmiş buna rağmen oradan sağ çıkmalarına izin verilmemiştir. Silahsız, sivil yüzlerce gençten ailelerine verilen bir avuç kömür parçaları kalmıştır" denildi.  


Katliamın birincil sorumluları

Yaşanan tüm bu vahşetten Türk Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, eski Başbakan ve Türk Genelkurmay Başkanı'nın birinci derecede sorumlu olduğu vurgulanan dilekçede, başvuruyla birlikte hukuki sürecin başlatılması talebinde bulunuldu. 


HABER MERKEZİ