Türk devletinin tüm gücüyle saldırdığı Silopi ve Cizre ilçelerinde 14 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sadece "vahşet bodrumları"ndan 176 cenaze çıkarıldı. 11 Şubat’ta operasyonların sona erdiği açıklandı ancak yasak devam etti. İlçede 79 gün süren sokağa çıkma yasağı 2 Mart’ta kısmi olarak kaldırdı. Devletin ardında büyük bir yıkım bıraktığı ilçe abluka, yasak ve saldırılar sürüyor. Cizre’de saat 19.30 ile 05.00 saatleri arasında devam eden sokağa çıkmak yasağı 24. güne girdi.  


67 gün oldu

Silopi’de de yasak 37 gün sonra yani 19 Ocak’ta yarı zamanlı olarak kaldırıldı. Burada saat 18.00’de başlayan sokağa çıkma yasağı Cizre’de yasağın kalkmasıyla birlikte 19.30’a çekilirken, yasak 05.00’e kadar sürüyor. İlçedeki yarı zamanlı yasak ve abluka 67 gündür devam ediyor. 

Her iki ilçede halk yaralarını sarmaya çalışırken, devlet ise yakıp yıktığı ilçelerde katliamın delillerini karartmak, evlerini terk etmemekte kararlı halkı göçertmek için "kentsel dönüşüm" adı altında her iki ilçede de evleri yıkmaya başlamış durumda. 


Hezex’te yasak 41. gününde 

Hezex (İdil) merkezi ve Dirsekli köyünde 16 Şubat’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı 41’inci güne girdi. 8 Mart’ta "operasyonların sona erdiği ilçeye 18 gündür girilemiyor. 

HDP ilçe binasının yıkıldığı, belediye binasının toplarla vurulduğu, cenazelerin traktör römorkunda marşlarla morga kaldırıldığı, ilçedeki durumu kamuoyuna yansıtan gazetecilerin gözaltına alınarak ilçeyi terk etmeye zorlandığı İdil’deki durumu başından itibaren takip eden HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü gazetemize konuştu. Encü devam eden yasakla amaçlanını şöyle özetledi: "Bölge halkını bezdirmek, sindirmek hem de cezalandırma politikası yürütülüyor. Şırnak’a, Cizre’ye ve insanların bu merkezlerle dayanışmasını engellemektir. Birçok kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri dayanışmak istiyor. Ama bu tür engellerle bu dayanışma da engelleniyor." 


Bin 200 bina hasarlı 

Encü, yasak ve abluka nedeniyle sağlıklı bilginin alınamadığı İdil’deki son duruma ilişkin ise şu bilgileri paylaştı:

* Bin 200 ev tahrip edildi, ağır hasarlı ve kullanılamaz hale getirildi. 

* Hendek ve barikatların olmadığı mahallelerde dahi evler ateşe verildi, talan edildi. İşyerleri yakılıyor, eşyalar kamyonlarla taşınıyor. 

* Operasyonlara korucular da katılıyor. 

* İlçede üç nokta karakol için kamulaştırıldı. 

* İlçenin yüzde 90’ı boşaltıldı.

* Yaklaşık 20 bin kişi evlerine dönmeyi bekliyor. 

* 18 gündür girilemeyen ilçede 3-4 bin insan bulunuyor. 


13 cenaze bekliyor

İlçede sokağa çıkma yasağı süresince gerçekleştirilen devlet saldırılarında katledilen ve otopsi için Mardin Devlet Hastanesi ve Kızıltepe Devlet Hastanesi morglarına kaldırılanların kimlik teşhisi sürüyor. Mardin Devlet Hastanesi'nde 6, Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde ise 8 olmak üzere toplam 14 cenaze teşhis için bekliyor. 


Silopi’de sıkıyönetim sürüyor 

Silopi'de sokağa çıkma yasağına ilişkin inceleme ve tespitlerde bulunan hukuk ve insan hakları kurumları hazırladıkları raporu açıkladı. Raporda, Silopi'de yaşam ve insani temelde tüm hakların gasp edildiğine dikkat çekilerek, sivillerin korunmak bir yana hedef alınarak katledildiği yer aldı. Raporda, saat 18:00'dan sonra halkın sokağa çıkamadığı, sıkıyönetim/olağanüstü hal uygulamalarının halen devam ettiği, şehrin birçok noktasında olduğu gibi Habur'a giden ana caddeye (İpek Yolu’na) çıkan bütün sokak başlarına birer zırhlı araç ve ağır silah taşıyan çok sayıda özel harekat polisinin yerleştirildiği, bu polislerin sokaklardan ve mahallelerden caddeye inen yurttaşlara gelişi güzel kimlik kontrolü ve GBT sorgusu yaptığı belirtildi. Kamu binalarının karargaha dönüştürüldüğü; Cumhuriyet, Süleyman Demirel, Yenişehir İlkokulu ve Sevgi ilkokullarının hali hazırda karargah olarak kullanıldığı; belediye ve eşbaşkanlar dahil çalışanlarının görevlerinin devre dışı bırakıldığı eklendi. Halkın yaşam hakkı, işkence ve kötü muameleye tabi tutulmama hakkı, barınma hakkı, sağlığa erişim hakkı, temiz suya ulaşım hakkı, yaşlılar-çocuklar ve engellilerin bakım hakkı, seyahat özgürlüğü hakkı, eğitim hakkı, güvenlikli bir ortamda yaşama hakkı kalmadı. Adeta bir hapishane hayatı dayatıldığı ve sokağa çıkma yasağının bir işkence haline dönüştürüldüğü vurgulandı.