
ABD'de Obama yönetime yakın CAP adlı düşünce kuruluşunda çalışan uzmanlar Michael Werz ve Max Hoffman Batılı ülkelere Kobanê'yi korumaları için hareket geçirmeye çağırdı. Koalisyonun Kobanê’deki hava bombardımanlarını yetersiz bulan uzmanlar, "sessizliğin faturası ağır olur" dedi.
ABD'de faaliyet gösteren Center for American Progress-CAP adlı düşünce kuruluşu Obama yönetimine yakınlığıyla biliniyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında Türkiye ve Güney Kürdistan yönetimi arasındaki ilişkiyi inceleyen bir raporu yayınlayan kuruluşa bağlı çalışan iki uzman Michael Werz ve Max Hoffman bu kez Alman haber dergisi Der Spiegel için Kobanê'ye yönelik DAİŞ çetelerinin saldırılarını analiz etti. Kobanê'ye tüm gücüyle saldıran DAİŞ’e yönelik ABD'nin öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırılarını yetersiz bulan analistler Kobanê'nin düşmemesi için Batılı ülkelere daha etkili operasyonlar düzenlemesi çağrısı yaptı.
Sessizliğin faturası ağır olur
Şangel'de Êzîdîlerin yaşadığı trajediye benzer bir durumun Kobanê'de de yaşanma ihtimaline karşın ABD'li uzmanlar "Amerika ve Avrupalıların Kobanê'ye yönelik sessizliğinin faturası çok ağır olacak. Şayet Kobanê IŞİD/DAİŞ'in eline geçerse orada büyük bir katliam yaşanacak" uyarısında bulundu.
Kobanê düşerse süreç çöker
Türk devletinin çetelerin Suriye'ye geçine izin verdiğini ve DAİŞ'in Türkiye üzerinden kaçak petrol satışını yaptığını hatırlatan Michael Werz ve Max Hoffman Kobanê'nin düşmesi halinde Ankara'nın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yürüttüğü barış sürecinin de çökeceğini de vurguladı.
Bir an önce destek sunulmalı
Şu ana kadar DAİŞ'e karşı en başarılı mücadele verenin YPG güçleri olduğunu yazan ABD'li uzmanlar çetelerin Kobanê'yi ele geçirmeleri halinde Rakka'daki DAİŞ'in merkezini buraya kaydıracağını, bunun hem Türkiye ve hem de bölge için büyük bir tehlike olduğuna dikkat çektiler. Uzmanlar "YPG, birçok kez hava operasyonları için ABD ve Avrupalı askeri güçlerle bir koordinasyon içinde çalışmaya hazır olduğunu bildirdi, bu önemlidir" dedi. Michael Werz ve Max Hoffman son olarak ABD ve Avrupa'ya şu çağrıyı yaptı: "Kobanê'nin düşmesi hem büyük bir insani trajediye neden olacak ve hem de stratejik bir yenilgi olacak. ABD ve Avrupa etik, siyasi ve stratejik nedenlerden dolayı buna izin vermemeliler."
Bombardımanlar etkisiz
ABD ile müttefikleri Beşar Esad'ın devrilmesi için güçlenmesine göz yumdukları DAİŞ Ortadoğu'daki çıkarlarını tehdit eder hale gelince çete örgütün finansal, silah ve eleman kaynaklarının kurutulması için harekete geçti. ABD ve koalisyon güçlerinin DAİŞ'in Suriye ve Irak'taki hedeflerine yönelik hava saldırıları da sürüyor. Ancak ABD ile bölgedeki müttefiklerinin hava saldırılarının günlerdir büyük bir direniş sergileyen Kobanê'ye ciddi bir faydası yok.
Kobanê'de durum değişiyor
Nedense ABD ile müttefiklerinin son teknoloji ile donanımlı savaş uçakları, Musul ya da Bağdat yakınlarındaki DAİŞ mevzilerini ya da tanklarını yerle bir ederken, iş Kobanê'ye gelince durum değişiyor. Son model savaş uçakları DAİŞ'in Kobanê'deki mevzilerini yok edecek donanımda iken bunu yapmıyor. Bunu Rojava direnişinin öncüleri YPG ile PYD'nin açıklamaları da doğruluyor. Kürtlerin beklentisi bombardımanların daha da etkili hale getirilmesi ve Kobanê başta Rojava üzerindeki ambargonun kaldırılarak, DAİŞ'e direnen YPG'ye silah verilmesi. Bu konuda PYD Eşbaşkanı Salih Muslim başta olmak üzere günlerdir DAİŞ'e karşı Kobanê'deki cephede savaşan YPG komutanlarının bir çok açıklaması var.
ABD politikasını değiştirmeli
Kobanê'ye yönelik saldırıların 11 gününde yani 26 Eylül'de Washington'da yapılan Kürt konferansında ABD'ye yönelik eleştirilerini sertleştiren Salih Muslim, ABD yönetiminden Kürtleri dışlayan iflas etmiş politikalarından vazgeçmesini, PKK yasağı ile Rojava'ya yönelik ambargonun kaldırılmasını ve Kobanê başta olmak üzere bir çok yerde çete örgüte karşı direnen YPG'ye bağlı güçleri göz ardı etmemesini istedi.
YPG'ye silah verilmeli
PYD Eşbaşkanı en son Avrupa ve Ankara temaslarının ardından Pazar günü yaptığı açıklamada da Kobanê'deki durumun ciddiyetine dikkat çekerek, tüm diplomatik temaslarına rağmen kendilerine "haklısınız" diyen Avrupalı ve Batılı ülkelerin Rojava'ya ve silahlı gücü YPG'ye silah ambargosunu devam ettirdiğini açıkladı. Muslim, "Parayla dahi silah alamıyoruz" diyerek Batı ülkelerinin bu tavırlarıyla DAİŞ'in olası katliamına davetiye çıkardıklarını söyledi. Muslim, bu sonuçtan ise DAİŞ'le ittifak halinde hareket eden Türk devletinin müttefiklerine yönelik telkinlerinin etkili olduğunu ifade etti.
DAİŞ Türkiye'nin ortağı
Türkiye, Kürtler tarafından DAİŞ'in ortağı hatta hamisi görülüyor. Sonradan özür dilese de ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın sözleri de Erdoğan'ın El Nusra ve DAİŞ/IŞİD'e verdiği desteği bir kez daha ifşa etmiş oldu. Kimi uzmanlar Türk devletinin ilerde, savaş ve insanlık suçu işleyen, halkları soykırıma uğratan DAİŞ'e verdiği destekten dolayı uluslararası mahkemelerde yargılanabileceğini belirtiyor. BM Genel Kurul'unda 24 Eylül'de kabul edilen tasarı da DAİŞ'e destek veren ya da göz yuman ülkelere yaptırım uygulanmasını öngörüyor.
Tek dertleri Rojava'yı sindirmek
Ancak bir taraftan Kuzey'deki Kürtlerle müzakere yürüten AKP hükümeti diğer yandan Kobanê'nin düşürülmesi için çete örgüte her türlü desteği sağlıyor. DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye yönelik saldırılarıyla eşzamanlı olarak Türkiye’nin yürüttüğü sinsi politika da dikkatlerden kaçmıyor. Rojava Devrimi'nden rahatsız olan Türk devleti, sınır hattında tampon bölge kurarak Batı Kürdistan'ı işgal etme hayali kuruyor. Ancak KCK yetkilileri, ‘’Tampon bölge Kürdistan'ın işgali demektir. Bu olursa çözüm süreci biter, yeni bir savaş başlar" diyerek AKP Hükümeti'ne "ateşle oynuyorsun" mesajı göndermişti.
HABER MERKEZİ