
Giderek derinleşen ve saklanamaz hale gelen ekonomik kriz bu kez de müsamereler eşliğinde kökü dışarıya bağlanarak maskelenmeye çalışılıyor. Senaryoyu biliyorsunuz.
Rahip Brunson serbest bırakılmadığı için Trump Türkiye’ye çok kırılmışmış da, bu yüzden doların değeri yükseltilmişmiş de. Tayyip ve bu ülke için yastık altındaki dolarlarını bozdurmaya hazır yiğitler izin verir miymiş de...
Dolar yükselince yastık altında doları olanlar akın akın döviz bürolarına koştu, sonra kimi sermaye grupları falan filan aynı şeyi yaptı ve en yüksek fiyattan bozdurdular dolarlarını. Bire alıp beşe sattılar, yüksek kazanç elde ettiler ama lafa bakarsanız, bunu Amerika’ya karşı yüksek milli değerler adına yaptılar.
Doların değeri düşünce ellerindeki dolarları bozdurmak hevesi de kayboluvermseydi belki biraz daha inandırıcı olacaklardı. Bu işi memleket sevdasına yaptıkları konusunda, ama malum tekrar yükselinceye kadar yastık altına dönecek dolarcıklar.
Bir kısım gruplar ise işi müsamereye vardırıp, basının karşısına geçerek milliyetçi söylemler eşliğinde ellerinde salladıkları sahte dolarları yırtılar.
Bu arada içerde askeri operasyonlarda her gün onlarca kişi öldürülüyor, dışarıda savaş içindeyiz. İşsizlik, yoksulluk tavan yapmış, toplumda ciddi bir umutsuzluk durumu ortaya çıkmış ama sahte dolarları yırtıp Türk Lirasını öpüp koklayarak ekonominin düzeleceğine inanmaya zorlanıyor insanlar.
İktidar, anasıyla danasıyla muhalefet söz birliği etmiş durumda. İktidar akıllı, meseleyi milli değerlere bağlıyor ve alıyor tam desteği. Parlamentodaki umut olarak tanımlanabilecek Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise sessiz.
Ve maalesef, toplumsal mücadele dinamiklerinin ve yoğunlaşan emek sömürüsü ve büyüyen işsizliğe rağmen sendikaların durumu da farklı değil.
Ne etkin etkili bir muhalefet, ne topluma umut olabilecek bir söylem, bir önerme, bir politika yok.
Oysa muhalefet ne kadar susarsa iktidar o kadar çok konuşuyor. O kadar çok yandaş buluyor. O kadar çok işsizlik, yoksulluk ve savaş oluyor.
1 Eylül Dünya Barış Gününe sayılı günler kala, barış için bile bir önerme yok. Ne istek, azim, ne coşkun bir çaba. Herkes zevahiri kurtarma derdinde.
Hani bir yerden tutmak gerekir zaman zaman. İşte 1 Eylül Dünya Barış Gününden tutabiliriz mesela. Savaş yanı başımızdayken söyleyecek çok şey olmalı çünkü. Tabii yarına dair inancınızı yitirmediyseniz.