Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın aynasıdır ağıtlar. Biraz kulak kabarttığımızda, toplumda yaşananların tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildiğini görürüz ağıtlarda. Kadına bakış, ataerkil zihniyetin kadına dair önyargıları, tüm açıklığı ve çelişkileriyle yer alır.
Kadın ağzı ağıtlar denildiğinde, kadınlar tarafından icra edilen türküler gelir akla. Ağıdın konusu, melodisi kadınlar tarafından seçilip söylenmiştir.
Öte yandan toplumda derdini ifade edemeyen kadın, ağıtlarda duygu ve düşüncelerini özgürce dile getirir. Ağıtlarda dile gelir kadının dünyası, yaşadıkları sorunlar ve isyanları...
Ve bugün de tüm vahşetiyle devam eden ‘töre’ cinayetlerini anlatan türkülerde cinayete kurban giden kadın, bu „erkek“ dünyayı anlayamadan gittiğini söyler başka bir kadın arkadaşının ağzından... Tablo ne yazık ki değişmiş değil. Yaşam koşulları, mekan değişmiş olsa da aynı eril bakışın olanca ağırlığı kadın üzerine çökmeye devam ediyor. Ve Güldünya örneğinde yaşananlar da bugünün ağıtlarıyla dillendiriliyor.

Ağıda işlenen yaşamlar/ölümler

İşte Yazar Filiz Bingölçe, yaşadığımız coğrafyada konusunu kadın cinayetlerinden alan özel bir ağıt türü olduğundan yola çıkarak, „Yas Değil İsyan-Öldürülmüş Kadın Ağzı Ağıtlar“ adıyla bir kitap hazırladı.
Olguyla 2010 yılında 21 kentte gerçekleştirdikleri Kadın İş Türküleri adlı belgeselin çekimleri sırasında karşılaştığını belirten Filiz Bingölçe, kadınların neşeli mani ve türkülerin yanısıra ağıtlar da söylediklerine tanık olmuş. 
Derlemeye konu olan ağıtları Burdur, Afyon-Emirdağ, Elazığ, Tekirdağ, Kayseri-Pınarbaşı, Sivas-Kangal bölgelerinde yaşayan kadınlarla görüşerek yaptığı kısa araştırma gezisi sonucu saptamış. Arşivlere geçmemiş kimi ‘öldürülmüş kadın ağzı ağıt’ örneklerini de bu esnada kaydetmiş.
Kitapta, çeşitli arşivlerden ayıklanmış kadın cinayetlerinden kurbanın kendi ağzıyla söz eden 35 kadar ‘öldürülmüş kadın ağzı ağıt’ın yanı sıra, kadına şiddet temalı türkü ve maniler de bulunuyor. 135 sayfadan oluşan „Yas Değil İsyan-Öldürülmüş Kadın Ağzı Ağıtlar“ kitabı, AltÜst Yayınları’ndan çıktı.
‘Protest kadın müziği’ diye tanımladığı tarz üzerinde bugüne dek hiç durulmadığını kitabın ‘Sunuş‘ bölümünde anlatan Filiz Bingölçe, tarzın sağır kulakları aşıp zihinlerde ve yüreklerde silinmez izler bırakacak denli irkiltici ve acılı olduğunu şu ağıtlarda örnek gösteriyor:

yedi kurşun yazdılar kabir taşıma
varın bakın şu zalimin işine
bir gelin vurmuşlar boşu boşuna
kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
yalandır sözleri sözüne uyma



Kitapta iftira, yalan, başlık parası yüzünden, babasından habersiz bir yere gittiği için veya nedensiz bir şekilde eşleri, ağabeyleri, babaları, kayınbabaları tarafından öldürülen ya da neden öldürüldüğünü dahi bilmeyen kadınların ağıtları yer alıyor.
 
İşte neden öldürüldüğünü bile bilmeyen genç kadının ağıtından bir kesit:

bir tel vurdum yemende gardaşıma
tez yetişsin cenazemin başına
suçum varsa yazsın mezar taşıma
yazık oldu yazık şu genç yaşıma
şu gençlikte neler geldi başıma
çarşafım çivide asılı kaldı
çeyizim sandıkta basılı kaldı
bizim şu mahkeme mahşere kaldı


Babasına sormadan Pazarcık’a gittiği için öldürülen kadının ağıtı;

kıymayın canıma
ben dünyaya doymadım
eller gibi ben ecelimden ölmedim
pazarcığa vardım ben
bubama sormadım
sol yanımdan kurşun
vurdu duymadım
şu genç yaşta
ben dünyama doymadım

Yazar Filiz Bingölçe, kadınların yüzyıllar boyunca durmaksızın öldürüldüklerini, ancak kadınların katledilişlerini sessizce kabullenmediklerini, bu müzikal bir karşı koyuş ağıtlarının gösterdiğini söylüyor.

‘Protest kadın müziği’

Bingölçe,  ‘Protest kadın müziği’ olarak adlandırdığı ‘öldürülmüş kadın ağzı ağıt’ türü ve kitabı için şu değerlendirmelerde bulunuyor: „Alışılmışın ötesinde „geride kalan kadınların ağzından değil de öldürülen kadının bizzat kendisinin ağzından ve bakış açısından“ söylenen ağıtlar oluşlarıyla dikkat çekiyor bu ağıtlar... Hem birebir kurbanların trajik hikayelerini aktarıyor hem de ortak paydada son derece önemli bir direniş ve isyan kapasitesini ortaya koyuyorlar.
Tüm ağıtlar gibi bu çeşit ağıtlar da elbet geride kalan kadınlar tarafından ölenin anısına yaratılıyor ve icra ediliyorlar. Ancak hedef bu kez biraz daha farklı ve büyük... Çünkü bu ağıtlarda cinayet kurbanının hakları savunuluyor, „cinayet nedeniyle hayatı söndürülen kadının“ kendi ağzı ve söyleyişindeki etki kullanılarak,  „caniler tüm dünyaya teşhir ediliyor!“
„Öldürülmüş kadın ağzı ağıtlar“, bu coğrafyadaki „kadın müziği ve kadın dünyası“na duyarlı kulaklara çok şeyler söylüyor. „Kadın müziği“ deyince „tamamen kadın üretimi olan, kadın icrasında can bulan, kadını anlatan ve kadın kimliğini yansıtan“ bir müzikal kaynaktan söz ediyoruz. „Cinayet kurbanı kadınların kendi ağzından ağıtlar“ deyince de bu kaynağın son derece dokunaklı, „protest“ bir damarını anlatmak istiyoruz“.

Filiz Bingölçe kimdir?

1965 yılında doğdu. A.Ü. İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Hürriyet, Milliyet, Aktüel gibi basın kuruluşlarında çalıştı. AltÜst Yayınları’nın kurucusudur. Kadın Argosu Sözlüğü, Asker Argosu Sözlüğü, Futbol Argosu Sözlüğü gibi kitapları bulunuyor. Kadın Argosu Sözlüğü kitabı için ‘müstehcen kitap yayınlamak’ suçuyla yargılanan Bingölçe, halen bu yayınevinde yayın yönetmenliği yapıyor.


SOZDAR DERSİM