
NİHAL BAYRAM/MEHMET ZAHİT EKİNCİ
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Sözcüsü Ayten Şimşir, Muharrem Orucu vesilesiyle yaptığı açıklamada “Aleviler mazlumun kendisi olma hali ile yüzleşmek durumundadır. Bu yapıldığı taktirde Dersim, Koçgiri ve coğrafyamızda yaşanan ve yaşatılan katliamlar ile yüzleşecekler” dedi.
21 Eylül’de başlayan Muharrem Orucu bir haftasını geride bıraktı. 3 Ekim’de sona erecek Yas-ı Muharrem (12 İmam) Orucu ardından Aşure dağıtılacak.
Günümüzde Alevi toplumun büyük bir kısmı Muharrem günlerini İslam dinine bağlarken, FEDA Sözcüsü Şimşir, Muharrem orucunun Alevi inancına uygun yaşamın temel şartı olduğunu dile getirdi. Muharrem orucunun ‘İslamist’ bakış açısıyla Ramazan orucu benzeri ritüeller ile yaşamımıza dahil edilmeye çalışıldığını belirterek, “Ancak kadim geleneğimize ve inançımıza baktığımızda bunun çok farklı bir yansımasını görüyoruz” dedi. Xızır Orucu, Ana Fatma Orucu, Gağan Orucu ve 12 İmam Orucu’na işaret eden Şimşir, “Mesela; oruç açma cümlesi bizim yolumuzda erkanımızda aslında olmayan bir cümle. Çünkü bizler ağız ile mühürü açma üzerinden lokmalarımızı pay ederek yiyoruz” dedi.
Alevi felsefesine uygun yaşam
Alevi toplumunun kendi inancını kendi yol ve erkanına uygun yaşayamadığını ifade eden Şimşir, “Geçmişteki gibi ocaklarımızda, köylerimizde bir arada inancımızı yaşayamayabiliyoruz. Ancak Alevi kurumlarımızda, Alevi dergahlarımızda, Pir-Talip ilişkisini geliştirerek, inancımızı yaşayabilecekken, bizim güncel konumumuz maalesef mümkün olduğunca özden, o hakikatten, yani inancın doğal halinden uzaklaştırılmamız söz konusudur” diye konuştu.
Alevi felsefesine uygun yaşayabilmenin önemine vurgu yapan Şimşir, “Bizler yolumuzdan uzaklaştıkça aslında çok ciddi üzüntüler, kederler karşımıza çıkıyor. Bizler bu yolun yolcularıyız, bu yolun talipleriyiz. Yola aşk ile bağlıyız. Aşka ikrar verenleriz. Ancak aşkınıza sırtınızı döndüğünüzde o zamandır ki manevi açlığı, manevi tokluğu yaşayamayacak kadar da acı bir durum içersindesiniz. Bu yanı ile bizleri aslında çok ciddi bir tehlike bekliyor” uyarısında bulundu.
‘Köklerine uzak bir nesil yetişiyor’
Şimşir, “Peki Avrupa’da Alevi inancı ne kadar yaşatılabiliyor” sorumuza ise şu yanıtı verdi: “Karşımıza çıkan gerçeklikler hakikaten çok acıtıcı. Çünkü kendimize baktığımızda günümüzde kendi desturundan uzak, kendini bilmekten, köklerini bilmekten olabildiğince uzak bir nesil yetişiyor. Türkiye’de de bir boyutu ile bu böyle. Ama Avrupa’da durum daha vahim. Bizde kadın-erkek eşitliği esastır. Kendi varlığına, kendi eşine, eştaşına dahi eşit haklar çerçevesinde yaklaşmayan bir haldeyiz.”
‘Haremlik selamlık da neyin nesi?’
Şimşir, “Alevilerin iktidara bulaşmamış bir inanca mensup” olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle devam etti: “İktidarlaşmamak iktidarın kirine bulaşmamaktır. Ne yazık ki bugün günlük yaşamdan tutalım da kurumsal yapılarımıza kadar, cemlerimize kadar kadın ve erkekler ayrı ayrı oturuyorlar. Böylesine bir haremlik selamlık gelişmiş ve bu yanlış aslında her geçen gün derinleşiyor.”
‘Aleviler yaşadıklarıyla yüzleşmeli’
Avrupadaki Alevi toplumunun mevcut kimlik arayışı içersinde çok daha büyük bir handikaplarla karşılaştığını dikkat çeken Şimşir şöyle konuştu: “Alevilerin mazlumun yanında olma vasfı ile hareket etme iddiasından da ne yazık ki uzaklaşılmıştır. Aleviler mazlumun kendisi olma hali ile yüzleşmek durumundadır. Bu yapıldığı taktirde Dersim ile, Koçgiri ile ve coğrafyamızda yaşanan ve yaşatılan katliamlar ile yüzleşecekler. Ve Mazlumun kendisi olma hali ile hak ve hakikatin yanında Yezid’e karşı saf tutacaklar. Ancak günümüzde Alevilik ve Alevilerin kendileri bundan uzak tutulmaya çalışılıyor. Avrupa’daki birçok Alevi kurumlarımız ve Alevi toplumunun belirgin bir kısmı sanki bundan da uzak durma gayreti içinde. Alevi kimliği üzerinde yolun temel desturları ile bütünleştiklerinde hakikatten yana kendi özlerine dönecek ve kendi varlıklarını koruyacaklardır.”
Muharrem Orucu nedir?
Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin Kerbela’da katledilmelerini yas tutarak karşılayan Aleviler, bu inançsal geleneklerini nesilden nesile aktarıyor. “Muharrem” İbranice “haram” anlamına gelir ve Hicri takvimine göre yılın ilk ayıdır. Alevi toplumu içerisinde bu yas-ı Muharrem’e niyet edildikten sonra gün doğumu ile gün batımı arasındaki sürede hiçbir şey yenilmez ve içilmez, gün batımı ile ortak hazırlanan lokmalar paylaşılır. 12 gün süren matem boyunca düğün, nişan ve sünnet gibi eğlenceler yapılmaz, müzik dinlenmez, bıçak gibi kesici aletler kullanılmaz, saf su içilmez, cinsel ilişkiye girilmez, et ve yumurta, canlı olan veya canlıya dönüşecek olan hiçbir gıda türü yenilmez, erkekler tıraş olmaz, kadınlar makyaj yapmaz, tırnak kesilmez.
Yas-ı Matem orucunun 13. gününde Aşure verilir. Bu yıl 3-18 Ekim günleri arasında, 15 gün boyunca pişirilip dağıtılabilir.
Hamburg’da Muharrem gecesi
Yas-ı Muharrem ayı kapsamında Almanya’nın birçok kentinde olduğu gibi Hamburg’da da HAK-EVI hafta sonu Muharrem lokması dağıtacak ve muhabbet gecesi düzenleyecek. Hamburg’da yaşayan Alevi Piri Mustafa Mısır, Muharrem Orucunu, dileyen herkesin tutabileceğini söyledi. 12 günün tüm dinlerde bir anlam ifade ettiğini belirten Mısır, “Yahudilikte 12 kavmi ve soyu, Hıristiyanlıkta 12 havari, Şiilerde ise 12 imam ile özdeştir. Bizler Kerbela acısına ortak olduğumuzu belirtmek için 12 gün oruç tutarken, Şiiler acıyı dile getirmek için kendilerini zincirlerler. Bu orucu tutmaktaki asıl amaç Hz. Hüseyin’in acısına ortak olduğumuzu bunu insanlara yapılan zulmü yüreğimizde hissetmektir” dedi.