Kendisine yaşatılan her türlü işkenceye rağmen Botanlı Hayat Ecer'in hikayesi, devletin "Bitireceğiz" dediği Kürtler için "bitmedi" cevabını verir nitelikte. 90'lı yıllarda devletin köyünü yakmasıyla Şirnex merkeze göç etmek zorunda kalan Ecer, Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçse de değişmeyen devlet aklı, Ecer'i bir kez daha göç ettiği yerden kopardı. Bu kez Şirnex'in Dêrgûl Beldesi'nde kurdukları çadırlarda yaşama tutunan Ecer, yaşadıkları karşısında ise bir çeliğe' dönüştüğünü söylüyor. 

14 Mart'tan beridir 'sokağa çıkma yasağı' adı altında başlayan soykırım saldırıları altındaki Şirnex (Şırnak) halkı, dayatılan göç politikasına karşı çevre köy ve beldelerde yaşamını sürdürüyor. Yaşamın öncüsü kadınlar ise, direniş saflarında mücadelelerini sürdürürken göç ettikleri yerlerde de yeni yaşamı inşa ediyor. Göçertme politikası sonucu Dêrgûl'da hayatta kalma mücadelesi veren kadınların her birinin ayrı bir hikayesi var. Tıpkı, 55 yıllık ömründe devletin her türlü zulmünü gören ancak, zulüm karşısında "demir bir çeliğe" dönüşen Şirnexli Hayat Ecer gibi. 


'Acım bugün başlamadı'

Aslen, Şirnex'in Qilêban (Uludere) ilçesine bağlı Hedriş köyünden olan Ecer, Şirnex'ten zorla göç ettirilmesine yönelik soruya, "Bugünü anlatmamı istemeyin, benim acım bugün başlamadı" diyor. Ecer, 90'larda köyleri yakıldığında acılarını o günden beri kimseye anlatmadı ve yaşadıklarının bilinmesini istemedi. Ecer, ısrarlı sorulara dayanamayarak, hüzünlü ancak bir o kadar da dik duruşuyla başlıyor anlatmaya yaşam hikayesini. 


'Torunlarıma Egîd'in ismini verdim'

Ecer, devletin zulmüyle yeni tanışmadığını, faili meçhullerin ve köy yakmaların gerçekleştiği 1990'lı yıllarda tanıştığını anlatıyor. Gözleri dolarak ama hafifçe tebessüm ederek defalarca işkence gördüğünü, çocuklarını işkencecilerden korumak için ise köyün dışına çıkarak dağlara sığındığını anlatıyor Ecer. Sığındığı Botan dağlarında ise, PKK'nin ilk komutanı Mahsum Korkmaz'ı (Egîd) tanıma imkanı bulduğunu söylüyor. Ecer, "O yiğit uğruna birçok torunuma ismini verdim" sözleriyle Egîd'i anlatıyor.


Zihniyet hiç değişmedi

Köylerinin 90'lı yılların başında Ahmet Şener isimli bir komutanın öncülüğünde basıldığını, bir evinin de karakola dönüştürdüğünü söyleyen Ecer, Kürtler için değerli olan her şeyin yakıldığını da hatırlatıyor. 

Devlet köylerini yaktığında önce Irak sınırına ve daha sonra ailesiyle Şirnex merkeze yerleştiğini söyleyen Ecer'in anlattıkları Şirnex'te bugün yaşananları anlatmaya yetiyor: "90'larda o kadar çok acı gördüm ki, cesaretli olmayı öğrendim. Köyümüzde bir hafız vardı, bir grup asker geldi, bu adamı çocuklarıyla döve döve evinden çıkardılar ve o evi karakola dönüştürdüler. Aylarca işkencelerden geçtik. Köyün erkeklerini toplar, o karakola götürürlerdi, günlerce aç susuz tabaklar dolusu tuz yedirirlerdi. Odunlarımızı, yiyeceklerimizi köyün içine toplayıp ateşe verdiler." 


'Çocuğumu şerbetle yaşattım'

Köydeki birçok erkeğin gördükleri işkencelerden dolayı intihara sürüklendiğini dile getiren Ecer, yaşadıklarından dolayı kendi deyimiyle "çelikten bir demire" dönüştüğünü belirtiyor. Ecer, "Bütün bunlarla yetinmeyen devlet, en son köyümüzü yakarak çıkın dediler. Çocuklarımızı alıp düştük yollara. Hamileydim, Irak sınırını geçmeye çalışırken doğum yaptım. Günlerce kucağımda aç susuz bir bebekle yaşam mücadelesi verdim. Kürt kadınlarının ilacı olan şerbet içirerek çocuğumu yaşattım. Göçten, soğuktan dolayı birçok hastalığa tutuldum, ölüm döşeğine düştüm ama bir anneydim, can verip yaşatmak zorundaydım" diyor. 


'Kadınlar çocuklarını ve topraklarını koruyor'

Kürdistan topraklarının bugün de devlet zulmü altında olduğunu söyleyen Ecer, taşla sopayla bile olsa halkın artık topraklarını savunabilecek iradeye sahip olduğunu kararlı bir şekilde dile getiriyor. İki aydır çadırlarda yaşasalar bile, yaşadıkları topraklarda devletin kendilerini açlıkla öldüremeyeceğini ifade eden Ecer, devlete de şu mesajı veriyor: "Kürtler bugün ölecek, bitecek deniliyor. Bu toprakların bereketi binlerce milleti doyurmuş. Kadınlar yıllardır hem çocuklarını hem de topraklarını koruyor. Devlet bilsin ki biz bu topraklarda açlıktan, susuzluktan asla ölmeyiz." 


 DİHA/ŞIRNEX