
İsviçre’de, oturma iznine sahip olmadıkları için yasadışı çalışmak zorunda kalan ve bu nedenle de şirketlerin ucuz işgücü haline gelen Kağıtsızlar yeniden gündemde. Gençler ve kadınlar arasında işsizliğin gittikçe artmaya başladığı bir dönemde, işverenlerin sigorta vb. hiçbir yan ödeme yapmadan çalıştırdıkları Kağıtsızlara en azından oturum izni verilerek, yasallaştırılması düşünülen tercihler arasında.
Kağıtsızlar, İsviçre’de yasal oturum almak için kilise bloke etme de dahil birçok yola başvurdu. Birkaç yıl önce, uzun süre İsviçre’de kalan ve entegre olanlara oturum izni verildi. Oturum izni verilmeyenlere sınırdışı gösterildi; ama sorun çözülmedi, aksine gizliliği arttıran ‘Kağıtsızlar’ın sayısı çoğaldı. Bu durum, düşük ücretle işçi çalıştırıp birçok alanda tasarrufu amaçlayan şirketlerin de iştahını kabarttı.
Yasadışı sektör büyüyor
İsviçre Ekonomi Çalışma Ofisi de, ulusal ve uluslararası faaliyet yürüten çok sayıda şirket bünyesinde yasal çalışma lisansı olmadan çalışanlara dair güvenilir rakamlara sahip olduklarını açıkladı. Ofise göre, sadece temizlik işlerinde değil, gastronomi, tarım ve inşaat sektörlerinde de küçümsenmeyecek sayıda lisansız işçi çalıştırılıyor. Bu kişiler arasında Kağıtsızlar dışında AB ülkelerinden gelenler de bulunuyor. Bu nedenle yasadışı ve ucuza çalıştırma, adeta bir sektör haline geldi ve giderek büyüyor.
Sektörün merkezi Zürih
Son yıllarda özellikle Zürih kentinde göçmenlerin sayısının hızla arttığı tespit edildi. Zürih’te sayılarının 20 bini bulduğu belirtiliyor. Buna neden olarak da, Zürih’in İsviçre’nin sanayi ve ticaret bölgesi olması ve özellikle temizlik personeline büyük ihtiyaç duyulması gösteriliyor. Temizlik sektöründe önceliğin kadına verilmesi ise, hem daha ucuz çalıştırılmasına hem de kadının temizlikle özdeşleştirilmesine bağlanıyor.
ETH Zürih (KOF) Ekonomik Enstitüsü’nün açıkladığı rakamlar da, Zürih’de kaçak göçmen statüsünde yaklaşık 8000 kişinin çalıştırıldığını tespit ediyor. Enstitü temizlik işleri dışında çocuk bakımının da kaçak göçmen kadınlara verildiğini belirtiyor.
Kağıtsız ama yerleşik
Değişik kurumlar tarafından yapılan açıklamalarda, Kağıtsızları özellikle Latin Amerika, Filipinler, Doğu Avrupalılar, Afrika ve Eski Yugoslavya vatandaşları oluşturuyor. Başvuruları reddedildiği için Kağıtsızlar ordusuna katılan binlerce mülteci, yerleşik bir yaşamı, yasadışı çalıştıkları işler üzerine kurmuş. Bunlardan önemli bir kesimin çocukları bu ülkede doğmuş olmalarına rağmen eğitim, sağlık vb. konularda da hizmetlerden mağdur durumda yaşıyor.
ALİ ÖZŞERİK/ZÜRIH
Kadınlar iki kat mağdur
Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi İsviçre’de de mültecilik giderek ulaşılması zor bir olaya dönüşüyor. Can güvenlikleri nedeniyle önüne gelen ülkelere gitmek zorunda kalanların şimdilerde en büyük çabası, bulundukları ülkelerin şirketlerinden çalışma izini koparmak ya da İsviçre elçiliklerinden ülkeye giriş için resmi bir izin alabilmek. Öyleki 2009-2010 yılları arasında Göçmenlik Bürosu’nun kabul ettiği oturma izinlerinin, % 70’i kantonlar tarafından reddedildi.
İşte bu kağıtsızlar ordusu içinde bulunan ve isimlerini açıklamayan biri Kürt, diğeri Ganalı iki kadın, yaşadıkları mağduriyeti gazetemize şöyle anlatıyorlar:
A.S (Kürt): 25 yaşında bu ülkeye geldim. Şimdi 40 yaşındayım. O zaman iki kişiydik. Şimdi 4 kişi olduk. Sadece 3 yıl resmi olarak bu ülkede kaldım. Bu yıllar da, iltica elde etme mücadelesiyle geçti. Bütün iltica yolları kapandıktan sonra bu ülkeden gidecekmişim gibi evraklar imzaladık. Ama Türkiye’de yaşamsal ve güvenlik kaygılarım nedeniyle bu ülkede yasadışı kalmak zorunda kaldık. Eşim iş bulursa zaman zaman inşaatlarda çalışır. Ben ise büyük bir firmada temizlik işlerine giderim. Her türlü pis iş, zor iş bize yaptırılır, herkesten daha ucuza çalışırız. Her şeye razı oluruz ve olmak zorunda kalırız.
M.M (Ganalı): 38 yaşındayım. Ben de 12 yıldır bu ülkedeyim. Yasadışı yollardan bu ülkeye girdim. Tanıdığım çok sayıda kadının iltica başvurusu reddedildiği ve Gana’ya gönderildiği için iltica başvurusunda bile bulunmadım. Uzun süre tanıdık ailelerde kaldım. Temizlik işi buldukça çalışıyorum. Bazı firmalar, normal insanların yapmaya çekindikleri işler ya da fazla ücret ödememek için çağırırlar.
Kaybeden devlet ve birey
Yasadışı işçi çalıştırmada tek kaybeden devlet ve birey ya da tersi anlamda tek kazançlı çıkan sermaye veya şirketler. İşsizlik, emeklilik vb. yan ödemelerden kurtulan şirketler için hayli cazibeli bir sektör.
Devletin mülteci yükünden kurtulmak için oturma izni vermediği ‘kaçak göçmen’lerin maliyeti ise, işverenlerin kaçırdığı vergilerden çok daha düşük.
Keza işsizliğin artmasını önlemek, kendi vatandaşları ya da oturma izni olanlara iş alanları açma düşüncesi de kaçak çalışan sayısı göz önüne alındığında pek de akla yakın bir önlem gibi durmuyor. Bu nedenle kaçak göçmenleri modern köleler olarak adlandırmak bile abartı. Onlar adeta çağımızın gerisindeki köleler misali en ucuz, en acımasız ve belki de en çirkin işlerde sermayenin köleleri olarak sadece hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.
Kağıtsızlar ya da Sans-Papiers
Sans-Papiers (Kağıtsızlar), Fransa’da yetmişli yıllarda kullanılmaya başlandı. Bu nitelendirme şimdi ise, birçok ülkede ‘yasadışı göçmen’ler için kullanılıyor. Bu, olmayan oturma izni anlamına da gelir. Zira izinleri yoktur ama ülkede kalmaya kendilerini izinli kılarlar. Çalışma hakları yoktur ama kendilerini çalışma hakkı tanırlar. Aslında sivil itaatsizliğin bir biçimi olarak tanımlamak da mümkün. Bunlar ya kendilerini kanıtlayacak bilgilerden yoksunlar ya da kaçak göçmen konumunda bulunurlar.