Kurum temsilcileri, Kürdistanlılara ve dostlarına 16 Kasım'da yapılacak olan yürüyüşe güçlü katılım çağrısında bulundu.

Almanya’da 26 Kasım 1993'ten itibaren dönemin İçişleri Bakanı Manfred Kanther’in özel genelgesiyle yürürlüğe giren PKK yasağı, 20'nci yılını geride bırakıyor. Kürt dostu demokrat Almanların kurduğu TATORT Kurdistan İnisiyatifi, yasağın bir an önce kaldırılması talebiyle Berlin'de 16 Kasım Cumartesi günü bir yürüyüşü düzenliyor. Saat 11:00'da Alexanderplatz Meydanı'nda başlayacak yürüyüşün ardından Federal Meclis yakınlarındaki Brandenburg Tor Meydanı'nda bir miting yapılacak. Etkinliğe onbinlerce Kürdistanlının yanı sıra çok sayıda Alman sivil toplum örgütü ve Kürt dostunun katılması bekleniyor.
Yürüyüş öncesi gazetemize demeç veren Kürt kurum temsilcileri, Almanya'da yasağın artık anlamsız hale geldiğini söyledi.

M. Emin Yıldız (Şehit Aileleri Komitesi): Türk devleti 1993'te önemli bir aşamaya gelen Kürt Özgürlük Mücadelesi karşısındaki sıkışıklığını uluslararası destekle aşmaya, inkar ve imha politikasını aldığı bu destekle derinleştirmeye çalıştı. 26 Kasım 1993'te açıklanan bir kararla da Helmut Kohl Hükümeti, dönemin Türk Başbakanı Tansu Çiller'in isteği ile PKK'yi yasakladı. Bu yasak aynı zamanda Türk devletinin soykırım politikalarına onay anlamını taşıyor. Bu kararla Kürtler sadece Kürdistan'da değil, Avrupa'da da baskı altına alındı; entegrasyon adı altında dili, kimliği ve kültüründen uzaklaştırılmak istendi. Yine Almanya'da hızla kurumlaşma içinde olan Kürtlerin önü bu kararla kesilmeye çalışıldı. Kürt siyasetçiler, kurum çalışanları ve Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne sempati duyan Kürdistanlı yurtseverler kriminalize edildi ve cezalandırıldı. Dernek yönetiminde olanlar ve üyelerinin evleri ve işyerleri polis tarafından takibe alındı ve baskınlar düzenlendi. YEK-KOM ve üye dernekler yasal prosedürler dahilinde kurumlar olmasına rağmen, düzenledikleri etkinlikler; yürüyüş, miting ve kültürel aktivitelere katılanlar polis merkezlerine çağrıldı, tehdit edildi, kendilerine ajanlık teklif edildi, oturum ve vatandaşlık gibi durumlardan dolayı kendilerine şantaj yapıldı. Bu yasak vesilesiyle Kürtlerin oturumları hatta vatandaşlıkları iptal ediliyor, işe alınmıyor, zorunlu imzaya tabi tutuluyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Ancak bu yasak işe yaramıyor. PKK çalışanlarının 13 bine ulaştığı yani arttığını kendi yayınladıkları raporlarla itiraf ediyorlar. Almanya artık Kürtlerle kavgayı bırakmalı. Kürtleri, temel hak ve özgürlükleri ile kabul edebilmelidir. Kürt Halk Önderi ve BDP ile görüşmelerin yapıldığı bu dönemde Almanya'da bu yasağın hiçbir anlamı kalmamıştır. 16 Kasım'da Berlin'de Kürt dostlarının öncülüğünde yapılacak olan yürüyüşe bütün Kürtler güçlü bir katılım sağlamalıdır.

Ruken Karakoç (Hanau Halk Meclisi Eşbaşkanı): 16 Kasım'da Berlin'de yapılacak olan yürüyüşe bütün yurtseverler katılmalı ve bu yasağa karşı orada haykırmalıdır. PKK yasağı günümüzde artık anlamsız bir hale gelmiştir. 20 yıldan beri Kürt halkı üzerinde yürütülen izalasyon ve kriminalizasyon politikası bütünüyle geçersiz bir duruma gelmiştir. Bu politikalarla şimdiye kadar Almanya'daki Kürt toplumunu terbiye etmeye çalıştılar. Ancak Kürtler, demokratik taleplerinde ısrarlı olduğunu her fırsatta dile getirdi. Ben, bütün halkımızı 16 Kasım'da Berlin'de yapılacak yürüyüşe katılmaya çağırıyorum.

Ayşe Yumli Yeter (Sosyalist Kadınlar Birliği): PKK yasağı, Türk devletiyle kötü bir işbirliği çerçevesinde yürüyor. Avrupa devletleri zaman zaman Kürt Özgürlük Mücadelesi'ni kabul ettiklerini söyleseler de, biz bunun sadece bir söylem olduğunu görüyoruz. PKK yasağı kaldırılmadığı müddetçe Avrupa devletleri Kürt halkının özgürlük mücadelesini kabul etmiş olmaz. Kürt Özgürlük Mücadelesi aynı zamanda kadının da özgürlük mücadelesidir. Biz, Sosyalist Kadınlar Birliği olarak, 16 Kasım'da Berlin'de yapılacak olan yürüyüşe bütün Kürt halkını ve Kürt dostlarını davet ediyoruz.
Hacı Ziriğ (Frankfurt Mezopotamya Kültür Derneği Başkanı): 16 Kasım'da Berlin'de yapılacak yürüyüşe, yediden yetmişe tüm halkımız mutlaka katılmalıdır. Bu yürüyüş, bizim için büyük bir anlam ifade etmektedir. Zira 20 yıldan beri bu yasaklarla bizim üzerimizde Kirli politikalar denendi. Çok sayıda kurumumuz kapatıldı, çok sayıda insanımızı cezaevine koydular. Bir çok yurtseverimizi 'oturumunuzu alırız' şeklinde tehdit ettiler. Derneklere gitmesini ve etkinliklere katılmasını engellediler. Biz, 16 Kasım'da bu kirli politikalara 'dur' demek amacıyla Berlin'de olacağız.

Hatice Poyraz (Heppenheim Halk Meclisi Kadın Komisyon Sözcüsü): Biz bir halkız. Terörist değiliz. Bir halkın hareketi terörist olamaz. Biz kendimizi PKK ile tanıdık. PKK, Kürdistan'ı temsil eden çok köklü bir partidir.  40 Milyon insan terörist olamaz. Uygulanan yasağın amacı Kürtleri terörize etmektir. Bir çok örgüt terör estirirken ses çıkmazken, demokratik çözüm ve barış için çabaları görmezden gelinip terör listesine eklendi. PKK'nin yaptığı meşru savunmadır. Keyfinden dağlarda mücadele vermiyor. Biz Kürtler sonuna kadar mücadele edeceğiz. 16 Kasım'da Berlin'de düzenlenecek olan yürüyüşe katılım sağlayıp bu kararı kabullenmediğimizi  göstereceğiz.

Xelef Eziz (PYD Bielefeld Komitesi Sözcüsü): Kürdistan'da PKK'yi çocuktan tutalım da bir yaşlıya kadar herkes bilir. PKK aynı zamanda Kürtler ve dostları tarafından da destekleniyor. Almanya artık bu durumu göz önüne alarak yasağa son vermelidir. Ben, 20 yılını dolduran bu yasağın tekrar gözden geçirilip kaldırılacağını ümit ediyorum.

Sanatçı Xemdar (Êzîdî Sanatçılar Platformu Sözcüsü): Biz platform olarak PKK yasağını, Kürt halkının iradesine getirilen bir yasak olarak değerlendiyoruz. Avrupa kendisini demokrasinin beşiği olarak görüyor ve bu ortamda Kürt halkının iradesi bu şekilde yasaklanıyor. Biz bu kararı kabul etmiyoruz. Umarım, Almanya bu yasağı tekrar gözden geçirip kaldırır. 

HABER MERKEZİ




Almanya hatasını düzeltmeli


Berlin’de yapılacak “PKK yasağı kalksın” yürüyüşünün çağrıcılarından olan Prof. Andreas Buro “Almanya, Kürt barışında rol oynamalı ve çözüme katkı için PKK yasağını kaldırılmalı” dedi.
Dialog-Kreis İnisatifi Koordinatörü Prof. Andreas Buro, ANF’ye yaptığı açıklamada, “Sürecin ilerlemesi için başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerine görevler düşüyor” dedi. Türk Hükümeti'nin bir taraf olarak PKK’yi muhatap almasına rağmen AB’nin Kürt hareketini ‘terörist’ ve Almanya’nın da ‘yasaklı bir örgüt’ olarak gördüğünü ifade eden Prof. Buro, şunları söyledi: “Sayın Öcalan ve Kürt gerillasının çözüm için muhatap alındığı bir dönemde Almanya ve AB, PKK’ye karşı kararından vazgeçmeli. Kürt hareketi siyasal ve barışçıl çözümden yana olduğunu defalarca gösterdi ve göstermeye devam da ediyor. Buna rağmen PKK’ye terörist demek ve yasaklamak anlaşılmaz bir durum. Almanya’nın önünde 20 yıldır süren hatasını düzeltmesi için bir fırsat var.”
Almanya’nın Kürtlere karşı yürütülen savaşta Türk Hükümeti'ne destek verdiğini ve Ankara ile ortak operasyonlar yaptığını belirten Prof. Buro, Berlin hükümetine şu çağrıyı yaptı: “Öncelikli olarak Kürdistan’daki şiddet ve savaşın nedenlerine bakmak gerekiyor. Kürtlere karşı sistematik bir şekilde asimilasyon politikası yürütüldü. Almanya gibi güç sahibi bir devlet bu sorunun çözümünde önemli bir rol oynayabilir.”