Yasak hukuka çarpacak

Diaspora Haberleri —

16 Temmuz 2021 Cuma - 08:02

  • KCDK-E kongresinin engellenmesi yargıya taşındı. Köln İdari Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, engellemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Alman Anayasası’na aykırı olduğu belirtildi.
  •  KCDK-E’ye yönelik engelle kriminalizasyonun yeni bir boyuta taşındığının altını çizen Avukat Roland Meister, "Maas son yıllarda boşuna Türkiye'ye gitmedi. Yasak emri yüksek makamlardan verildi" dedi.

 

DÎLAN KARACADAĞ

Köln Emniyeti’nin polis operasyonu ve gözaltılarla tehdit ederek, telefon üzerinden KCDK-E kongresini engellemesi, KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’u "tehlikeli" olarak sınıflandırması ve Alman basınının Kürtleri kriminalize eden haberlerine karşı hukuki süreç başlatıldı.

Avrupa’nın en büyük Kürdistani kurumu olan KCDK-E'nin 11 Temmuz’da Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirmek istediği 4. kongresi Alman polis tarafından hukuksuzca engellendi. Gerekçe olarak da yaklaşık 30 yıldır çok yönlü bir kriminalizasyon aracı olarak işlev gören PKK yasağı gösterildi.

İdari Mahkeme’ye başvuruldu

KCDK-E avukatı Roland Meister, kongrenin engellenmesine karşı Köln İdari Mahkemesi’ne başvurdu. Gazetemize konuşan Meister, kongrenin yasaklanmasının KCDK-E’ye bildirilmeden Alman basınına yansıdığı, KCDK-E ve Koç’u hedef gösteren karalayan haberler yapıldığını hatırlatarak, hukuki girişimlerde bulunduklarını belirtti. Belçika’da kurulan, 409 kurumu ve onlarca bileşeni olan KCDK-E’nin Almanya’da gerçekleştirmek istediği kongrenin yasal olduğunun altını çizen Meister, bu engellenmenin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, "Bununla Kürt Hareketi’ne karşı yapılan kriminalizasyon üst bir düzeye taşınmıştır" dedi.

AİHS ve Almanya Anayasası’na aykırı

Yaklaşık 40 yıldır Kürt Hareketi’nin davalarının yanı sıra 129b maddesi "anti-terör" davalarına da bakan Avukat Roland Meister, Alman hükümetinin, KCDK-E’nin, ERNK'nin ve PKK'nin halefi olduğunu iddia ederek faaliyet yasağı gerekçesiyle kongreyi engellediğini aktardı.

Engellemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Almanya Anayasası’na aykırı olduğunun altını çizen Meister, hangi gerekçelerle başvuru yaptıklarını şöyle özetledi:

*  Polis, kongrenin yasaklandığını yazılı olarak bildirmedi; telefonla, tehditlerle bildirildi. Kongre yapılırsa gözaltılar ve polis operasyonu gerçekleştirilebileceği tehdidinde bulunuldu. Bu hukuksuz tavıra karşı hukuki girişimlerimiz olacak.

Başka davaların önü açılır!

*  Yüksel Koç'u arayan polis, kendisini "tehlikeli" olarak sınıflandırdığını belirtti. Böylesi bir sınıflandırma, bir kriminalizasyon aracıdır ve başka davaların önünü açar. Örneğin hakkında arama, kovuşturma, soruşturma açılması ve PKK davalarında kullanılmasına da kapı aralar.

Yasak tamamen hukuksuzdur

* Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı, KCDK-E'nin yasaklı bir örgüt olduğunu iddia ediyor. Biz buna karşı çıkıyoruz. KCDK-E, Belçika'da kurulmuş yasal bir kurumdur. "PKK'nin halefi" değildir. Dolayısıyla kongrenin yasaklanması hukuksuzdur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne olduğu gibi Alman Anayasası’na da aykırıdır.

Önce basın harekete geçirildi

KCDK-E kongresinin engellenmesi kongre yetkililerinden önce basına sızdırıldı. Bu şekilde Kürtlerin kriminalize edildiğini ve engellemenin meşrulaştırıldığına vurgu yapan Avukat Meister, "Yüksek Koç'u aramadan önce Köln Polis Teşkilatı'ndan Michael Esser, basına yasağa ilişkin bilgilendirme yaptı. Alman basınında Kürt Hareketi kriminalize edildi ve kadın düşmanı söylemler de yer aldı" dedi. Meister, bu karalama haberlerine karşı da girişimlerde bulunacaklarını aktardı.

Emir yüksek yerden

Kongrenin engellenmesinin, örgütlenme ve ifade özgürlüğüne yapılmış en büyük bir saldırı olduğunun altını çizen Meister, "Belediye başkanı gibi çok sayıda kişi kongreye davet edildi; basında yer aldı. Alman basınında yer aldığı gibi gizli veya yasaklı değildi. Yasak emri yüksek makamlar tarafından verilen bir karardır" diye belirtti.

Kriminalizasyonda yeni boyut

Son yıllarda Almanya başta olmak üzere Avrupa'da Kürt Hareketi'ne karşı baskılar arttığının altını çizerek, "MÎR Müzik ve Mezopotamya Yayınevi'nin kapatılması gibi, 129b davaları, on binlerce kişinin katıldığı eylemlerin yasaklanması" hatırlatmasında bulunan Avukat Meister şöyle devam etti: "Siz de biliyorsunuz ki KCDK-E bir çatı örgütüdür ve bunun kriminalize edilmesi, Kürt Hareketi'nin kriminalizasyonun da yüksek ve yeni bir boyuttur. Bu çok ciddiye alınmalı. Bu aynı zamanda Türk rejimi ile Almanya'nın ortaklığının, yakınlığını da gösterir. Maas son yıllarda boşuna Türkiye'ye gitmedi."

Toplanma ve örgütlenme hakkına saldırı

Yasağın hukuksuz olduğunun aşikar olduğunun altını çizen Meister, hukuki mücadelede başarılı olacaklarına inandığını belirtti. Kriminalizasyona karşı hukuki girişimlerin yanı sıra siyasi girişimlerin de olması gerektiğini vurgulayan Meister, "Kürtlere saldırı aynı zamanda toplanma ve örgütlenme hakkına saldırıdır. Buna karşı mücadelenin Alman kurum ve kuruluşları tarafından desteklenmesi gerekir; dayanışma içerisinde olmaları gerekir" dedi.

 

Laschet ve Güler faktörü

Federal Parlamento Milletvekili Gökay Akbulut, Almanya’da özellikle 3 eyalette Kürtlere yönelik baskıların arttığının altını çizerek "Armin Laschet ve Serap Güler bir faktör olabilir" dedi.

Akbulut, Almanya’da son dönemlerde Kürt aktivistlere karşı baskıların arttığını belirterek "Kürt aktivistler yargılanıyor, eylemlerde bayraklara yasak getiriliyor; hatta eylem ve etkinlikleri de yasaklanıyor, heyet/delegasyon gezileri engelleniyor; bunun yanı sıra iç istihbaratın ajanlaştırma girişimleri bize Türkiye’deki baskıları hatırlatıyor" dedi. Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarına karşı Alman devletinin tutumuna da işaret eden Akbulut, "Tüm bunlar bize NATO ortakları Türkiye'nin suçlarını gizlediklerini, dolayısıyla onları dolaylı olarak desteklediklerini gösteriyor" diye konuştu.

Üç eyaletin ortak noktası

Almanya’da özellikle Nordrhein-Westfalen (NRW), Bavyera ve Baden-Württemberg eyaletlerinde Kürtlere karşı baskıların giderek arttığını kaydeden Akbulut, "Bu üç eyaletin ortak noktası, içişleri bakanlıklarının CDU/CSU’nun elinde olmasıdır" dedi ve ekledi: "NRW eyaleti Başkanı Sayın Armin Laschet ve Entegrasyondan Sorumlusu Serap Güler de bir faktör olabilir. Basında çıkan haberlere göre Güler, ülkücülerin etkinliklerine de katıldı."

Erdoğan’a bağımlı hükümet

Berlin Eyalet Parlamentosu Milletvekili Hakan Taş da, Almanya’nın yeni Şansölye adayı Armin Laschet’in Türkiye ile iyi ilişkilerinin herkes tarafından bilindiğini hatırlatarak, "Maalesef ülke genelinde Kürt örgütlerine ve aktivistlerine yönelik baskı dalgaları var. Muhafazakar bir hükümetle iç siyasetin, Erdoğan'a olan bu bağımlılığının devam edeceği bugünden görülüyor" dedi. "Erdoğan bir diktatördür ve ortak olunamaz" diyen Taş, federal hükümete bu mesajın Eylül ayında yapılacak seçimde net olarak verilmesinin önemine vurgu yaptı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.