İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Mesut Yeğen, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Newroz mesajında vurguladığı gibi, önümüzdeki dönemin diyaloğ sürecininin müzakereye dönüşmesi için kritik bir aşama olduğunu belirtti. Artık Kürt sorununu tartışmak yerine çözümü noktasında adım atılması gerektiğini ifade eden Yeğen, "Bu adımların başında ise sürecin yasal  zemine oturtulması geliyor" dedi. Geçen bir yıllık sürecin gereklerinin yerine getirilmediğini kaydeden Yeğen, Öcalan'ın ikinci mektubundan da anlaşılacağı üzere sürecin hala diyalog aşamasına takılmış olduğunu söyledi. Henüz hasta tutsakların ve 'KCK davası' tutuklularının dahi tahliye edilmemiş olmasının bunun bir göstergesi olduğunu belirten Yeğen, "Böyle bir yerden bakıldığında manzara pek de parlak görünmüyor" dedi. Sürecin tümüne bakıldığında ise manzaranın ne çok negatif ne de çok pozitif olmadığını da sözlerine ekleyen Yeğen, "Ama artık kritik bir yerdeyiz" diye uyardı. Müzakere aşamasına geçilip geçilmeyeceğinin seçimler sonrası netleşeceğini vurgulayan Yeğen, "Seçimler sonrasındaki süreçte hükümetin sürece sadakatinin hangi noktada olduğu net bir şekilde ortaya çıkacak" diye konuştu.


Herkes risk altında
Öcalan'ın hem son mektubunda hem de BDP ve HDP heyetleri ile yaptığı görüşmelerde vurguladığı "müzakerelere geçiş ve bunun için yasal çerçeve oluşturma" konusunun sürecin geleceği noktasında aciliyet arz ettiğinin altını çizen Yeğen, sürecin riskleri konusunda uyardı: "Muhakkak acilen yapılması gereken bir durum. 17 Aralık'tan bu yana gelen sürecin de gösterdiği üzere işin şakası yok. Bu sürece yasal zemin kazandırılmazsa bu işi yürütenler; Başbakan'dan Öcalan'a, milletvekillerinden, MİT müsteşarına kadar herkes risk altında. Herhalde hükümet de bunun yapılması gerektiğini anlamıştır. Yarın öbür gün bu işlere katılan herkes yargı önüne çıkartılabilir. Son yargı sürecini de düşündüğümüz de hiç kimsenin pozisyonu güvende değil. Bu kısım muhakkak acilen üzerine düşünülmesi ve tedbir alınması gereken bir konu."
Yeğen, Öcalan'ın BDP heyeti ile yaptığı görüşmelerde önerdiği 8 komisyon önerisinin de önemli olduğunu, fakat bunun yasal çerçevenin ardından gerçekleşebileceğini kaydetti.

Tartışma yeter adım atılmalı
Kürt sorunununda artık daha fazla görüşme ve konuşmanın gerekli olduğunu düşünenlerden olmadığını, artık sorunun çözümü için bir an önce adım atılmasının gerektiğini vurgulayan Yeğen, 20 yıldır Kürt sorunu üzerine süren tartışmaların artık çözümün yolunu da gösterdiğini kaydetti. Kürt siyasetinin ana aktörlerinin önerdiği çözüm yolunun da benzer meselelerin yaşandığı ülkelerde öne çıkan taleplerden daha fazla maksimalist olmadığını söyleyen Yeğen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kürtlerin özyönetim, anadilde eğitim istemesi maksimalist bir yaklaşım değil. İspanya'ya, İrlanda'ya baktığımızda bunun çok daha üstünde reformlar gerçekleştirilmiş durumda. O açıdan ben bir an önce düzenlemeler yapılması safhasına geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yerinden yönetimleri güçlendirmekten, valiliklerin yetkilerini belediye başkanlıklarına devretmekten, Kürtçe eğitimin önünü bir an önce açmaktan geçiyor."

Prof. Dr. Terzi: AKP'nin tahakkümünde değil
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Terzi, çözüm sürecinin AKP Hükümeti'nin tahakkümünde olmadığını belirtti. "Bu süreçte barış masasına sadece taraflar oturmadı bütün toplum oturmuş durumda ve sevinerek görüyoruz ki toplumun tüm kesimi barıştan yanadır" diyen Terzi, şöyle devam etti: "Müzakere masasında sadece AKP Hükümeti oturmuyor bence bütün toplum bu sürece dahil olmuş durumda. Her gün, her köşede, her masa başında bu sorunu konuşuyoruz. Konuştukça da barışa daha çok yaklaşıyoruz. Dolayısıyla süreç AKP'nin tahakkümünde olan bir süreç değildir. Türkiye'ye hangi hükümet gelirse gelsin barış projesi kaldığı yerden devam edecektir." Bu konuda aydınlara büyük bir sorumluluk düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Terzi, "Toplumun müzakere masasına oturduğu bir dönemde onlarında barıştan yana açıkça tavır koymaları gerekiyor" dedi.
Öcalan'ın Amed Newrozu'nda yasal çerçeve vurgusunun yerinde olduğuna vurgu yapan Terzi, "Dünyadaki bütün barış görüşmelerini değerlendirdiğimiz zaman hemen hepsinde böyle bir yasal çerçeve oluşturulmuş, asıl barış ondan sonra gelmiş. Türkiye'nin de ihtiyacı olan bir an önce müzakere sürecini yasal bir çerçeveye oturtmak ve gerçek bir barışla sonlandırmaktır" diye kaydetti. 


ÇAÐDAŞ KAPLAN/BEDRAN ÖZKAN/DİHA/İSTANBUL/İZMİR




Engeller kaldırılsın

Amed KESK Şubeler Platformu, "Çözüm sürecinin önündeki engeller biran önce kaldırılmalıdır" dedi.
Amed KESK Şubeler Platformu ve sivil toplum kuruluşları, çözüm ve diyalog sürecinin devam etmesiyle birlikte somut bir adım atılmamış olmasına dikkat çekmek amacıyla Büyükşehir Belediyesi Konukevi önünde dün basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında "Diyalog ve Müzakereye Yasal Güvence, Sayın Abdullah Öcalan'a Özgürlük" pankartı açıldı. Amed KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Uğur Yaman, çözüm ve diyalog sürecinde hükümetin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini belirtti. Hükümetin Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümü konusunda sorumluluğunu yerine getirmesini beklediklerini vurgulayan Yaman, "Özellikle son bir yıldır yaşanan çatışmasızlık ve ateşkes ortamının baş mimarı Sayın Öcalan'ın sürecin daha sağlıklı yürümesi için serbest bırakılması gerekir. Aksi taktirde barışın tam olarak güvencesi olmayacaktır. KESK Şubeler Platformu olarak Abdullah Öcalan'ın özgürlük kampanyasını destekliyor ve Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümü için en önemli adım olacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.