
Çok sonraları kuzeniyle evlendirildiğini anladı. Kuzeni onunla evlenmiş olarak bir süre sonra İsviçre’ye geldi. Ama Hüsniye yapamadı. Devlet kurumlarını aradı, ama sonuç alamadı. Üstelik bu, durumu daha da zorlaştırdı. Durumu farkeden aile ve eş, Hüsniye’yi adeta izlemeye aldı. Ne yaptıysa olmadı ve sonunda bir kadın sığınma evine kaçtı. Hala korkuyla orada yaşamaya devam ediyor. Bu, İsviçre’deki zorla evlilik hikayelerinden sadece birisi.
İsviçre, geçen yıldan başlayarak AB ülkeleriyle eşgüdümlü olarak zorla evlendirmelere karşı mücadele için kurumlarını harekete geçirdi. Ancak bir süre sonra fazla ilerleyemediğini kabul etmek zorunda kaldı. Sorun kurumların yetersiz çabalarından çok, kurbanların ölüm korkusu ve geleneklerden kaynaklanıyor. Kadın kurumları, mahkemelere yansımayan bu durumun da kadına ömür boyu işkence ve dayak olarak kaldığını belirtiyorlar.
Tatil sezonları izleniyor
İsviçre’de konuyla ilgili en öne çıkan „Zwangsheirat“ adlı kuruluş, geçen yıllardan başlayarak önemli merkezlerde bilgilendirme çalışmaları yaptı. Ancak yasal önlemlerin, katı geleneklerin yıkılması karşısında yetersiz kalacağı kabul edilmekle birlikte, özellikle Avrupa kültürüyle büyüyen genç kadınların zoraki evliliklerden kurtulma şansının çok daha fazla olduğu belirtiliyor. İsviçre’de zoraki evliliklere karşı mücadele programı için Basel pilot bölge seçilmişti. Göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Basel Kantonu’nda başlatılan programın amacı, özellikle ebeveynleri bilinçlendirerek, zorla evliliklerin önüne geçmek. İsviçre yasalarına aykırı olan zorla evliliğin tamamen önüne geçilmesi için göçmen ailelere dağıtılmak üzere broşürler hazırlandı, bilinçlendirme toplantıları düzenlendi. Bu alanda çalışmalar artarak devam ediyor. Zoraki evlilik tehdidi altında olan ya da zorla evlendirilmiş olan kişiler, 24 saat açık ve ücretsiz olan İsviçre içinden 061 205 09 10 numaralı telefonu arayıp, www.zwangsheirat.ch internet adresinden gerekli bilgileri alabilecekler. Kadın sığınma evinin 061 681 66 33 nolu telefonu da bu konuda yardım almak isteyenler için 24 saat açık.
Artık sorulacak...
İsviçre’nin aldığı önlemler arasında, evlilik başvurusu yapan gençlerin zorla evlilik yapıp yapmadıklarının araştırılması ve sorulması da yer alıyor. İlgili kurumlar, zorla evliliklerin izin sezonlarında arttığının tespit edildiğini de belirterek, izine giden ailelerin uzun tatil döneminden yararlanarak gençleri evlendirip, tekrar İsviçre ve Avrupa’ya döndüklerini dikkat çekerek; „İzin dönemlerindeki yurtdışı evlilikleri“ gözlem altına alınmalıdır“ şeklinde konuşuyorlar.
Gelenek duvarı
Zoraki evliliğin daha çok geleneksel özellikler taşıdığı belirtiliyor. Sadece İslami toplumlarda değil, Buddizm inancına mensup Avrupa’daki Asyalı göçmenler arasında da zoraki evlilik çok yaygın. İsviçre özgülünde ise Tamil, Arap, Kürt, Türk ve Balkan ülkelerinden gelenler arasında yaygın olduğu belirtiliyor. Bu topluluklar arasında eğer kadın zorla evlilik için dışarıdan getiriliyorsa durum daha da zor bir hal alıyor. Dil bilmediği için derdini hiçbir alanda anlatamayan kadın, yaptığı evliliği de kaderi ve yaşamın kaçınılmaz bir gerçeği olarak kabul ediyor. Resmi makamların özellikle bu tip kadınlara ulaşması hemen hemen imkansız gibi gözüküyor.
Şiddet ve cinayet nedeni
İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde adı geçen topluluklar arasında sık sık yaşanan kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde de zoraki evlilik geleneğinin önemli yer tuttuğu belirtiliyor. „Zwangsheirat“ adlı kuruluşun yayınladığı Avrupa kapsamındaki bilgilerde de bu konuya dikkat çekiliyor. Avrupa’da yaşayan ama geleneklerini sürdüren aileler, bu ülkelerde büyüyen kızlarını çok önceden bir yakınlarıyla sözledikleri için bu kızların erkek arkadaş edinmeleri ya da bir başkasıyla evlilik kararı almaları, en büyük şiddet ve yer yer cinayet nedeni sayılıyor. Aile, sahip olduğu gelenekler içinde bunu ‘namusunu korumak’ ya da ‘temizlemek’ diye algılıyor.
‘Özgürlük uğrunda mücadele ediyoruz’
İsviçre Kürt Kadın Hareketi de konuya ilişkin, zoraki evliliğin birçok toplulukta olduğu gibi Kürt toplumunda da bulunduğunu belirterek, şu görüşlere yer veriyor:“ Bu mekanizmanın uygulandığı yerde, kadın iradesi tanınmamakta, kendi yaşamı için karar verme hakkı elinden alınmaktadır. Burada kadın, geleneklerin bir sonucu olarak ömür boyu kendisinin seçmediği bir erkekle yaşamaya mahkum edilmektedir. Buna karşı çıkan kadın toplum dışına itilmekte, dışlanmakta ya da öldürülme ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle birçok kadın bunu bir gelenek olarak benimsemekte, kader olarak algılamakta ve karşı koyamamaktadır. Hareketimizin ortaya çıkmasıyla birlikte geri ve geleneksel ölçülerde ciddi değişimler yaşandı. Başta zoraki evlilikler olmak üzere, aile içi şiddet, cinsler arası adaletsizlik ve dengesizliğin ortadan kaldırılması için mücadele eden bir hareketiz. Bin yılların alışkanlığına dönüşmüş, adeta kangren olmuş birçok toplumsal sorunu masaya yatırıp, kadın özgürlük ilkeleri temelinde mücadele ediyoruz. Sonuçta kendi özgürlüğümüz için mücadele ediyoruz. O yüzden geri toplumsal değer yargıları, ailenin nüfusu ya da toplum içerisindeki etkisi bizi çok bağlamıyor. Kadının iradesi dışında gelişen her türlü baskı ve şiddete karşı hiçbir toleransımız yok. Dönem dönem bu tür olaylarla da karşılaşıyoruz. Bizim açımızdan kadının beyanı esastır. Eğer kadın kendi öz iradesi dışında ailesi tarafından zorla evlendiriliyorsa ve bu konuda bize bir müraacatı olmuşsa, biz bedeli ne olursa olsun bu soruna el atıyoruz. Önce aileyi ikna etmeye çalışıyoruz. Aile buna iknaya yanaşmıyorsa, zorla evlendirilmek istenen kadının can güvenliğini sağlayarak, onu o ortamdan çıkarıyoruz. Konu ile ilgili Kürt Kadın Hareketi olarak üç yıldır arka arkaya kampanyalar yaptık. Bu kampanyalarda ve eğitimlerde çok sayıda kadınla karşılaştık, onların sorunlarını yakından tanıdık, daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulduk. Burada en önemli şey, kadınların örgütlülüğüdür. Sadece Kürt kadını için değil, eğer bütün dünya kadınları örgütlenirse, ancak o zaman daha güzel ve yaşanılır bir dünya yaratabiliriz.“
Son 3 yılda pratik sonuçlar
İsviçre Kadın Hareketi’nin zoraki evlilik ve kadına yönelik şiddet konularındaki duyarlılığı pratik müdahalelerinden de anlaşılıyor. Son 3 yılda çok sayıda kadın, şiddet ya da zoraki evliliğe uğradığı için Kürt Kadın Hareketi tarafından sahiplenildi.
Kadınlar koruma altına alınırken ya da aileler ikna edilirken, şiddet uygulayan erkeklere ise çeşitli yaptırımlar uygulandı. Kadın hareketi şiddet ya da zoraki evlilikler konularının kırmızı çizgileri olduğunu ve bu konuda hiçbir engeli tanımadıklarını ya da tolerans göstermediklerini de vurgulayarak, bu durumda bulunan kadınların her an kendilerine ulaşabileceklerinin de altını çizdi.
ALİ ÖZŞERİK