Alman Polis Sendikası’nın Berlin’deki federal kongresinde konuşan Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, Almanya’nın daha donanımlı polis, savcılık ve mahkemelere ihtiyacı olduğunu belirtti. Güvenlik güçlerindeki personelin artırılması gerektiğini vurguladı.
Polis sayısının artırılması, polis yetkilerinin artırılması, dolayısıyla polis yasasının sertleştirilmesi, aslında uzun süredir Almanya’da tartışılan bir konu.
Almanya’nın en büyük eyaletlerinden Bavyera’da da olmak üzere bazı eyaletlerde yürürlüğe giren yasa, diğer birçok eyalette de uygulamaya konulacak. Yeni yasa ile birlikte polisin yetkileri sadece varsayımlara dayanan suçlamalarda dahi devreye giriyor.
Polis bu varsayımlardan hareketle her türlü müdahale hakkına sahip oluyor. Örneğin kişisel bilgilere daha rahat ulaşabiliyor, insanlar daha kolay tutuklanabiliyor.
Polis yasasının sertleştirilmesindeki temel gayenin artan İslam terörü ile mücadele olduğu belirtiliyor. Fakat polis yasalarının sertleşmesi ile beraber demokratik güçlere yönelim de bir o kadar artıyor.
Nitekim Almanya’da 11 Eylül saldırılarının ardından terörle mücadele yasalarının sertleşmesi ile beraber Alman Ceza Kanunu’nun 129a/b maddeleri ile devrimci güçlere yönelim sertleştirildi. Ki bundan en çok payını Kürtler alıyor. Demokratik bir hak olan yürüyüşlere katıldığı için binlerce Kürt hakkında soruşturma açılıyor. Buradaki tek gaye ise algılarda bu demokratik güçlerin faaliyet alanlarını kısıtlayarak kriminalize etmek.
PKK yasağının çerçevesi ve amacı daha geniş ve daha derin olsa da, söz konusu amaç ile direk bir bağı bulunuyor. Zira Azadî Hukuk Bürosu’nun raporlarına göre 2013-2017 yılları arasında bu yasalar çerçevesinde yürütülen soruşturmalarda, farklı kategorilerde 4 bin 117 suç doğrudan PKK’ye atfedilmiş.
Öyle ki semboller, renkler bile bu yasak çerçevesinde ele alınarak suç argümanı teşkil ediyor. Bu yasakların içeriği de yenilenen süreçle beraber genişletiliyor.
Kürtlerin birçok etkinliği bu yasaklar bahane gösterilerek yasaklanıyor, etkinliklere katılanlar katı yasalara takılarak mağdur ediliyor.
***
Almanya’nın çözüme yönelik bir türlü gerekli adımları atmadığı mülteci sorunu da çözüm beklerken, iltica yasalarında değişikliğe gidildi. Diğer anlamıyla sertleştirildi. Yasadaki değişiklik iltica şartlarını, başvuru sürecini zorlaştırıyor. Dolayısıyla getirdiği sınırlamalarla politik koşullar nedeni ile iltica edenleri, mevcut politik zeminden yalıtmayı, uzaklaştırmayı da hedef alıyor. İnsanlar en demokratik hakkı olan etkinliklere katıldıklarında oturumlarının iptal edilmesi tehdidine maruz kalabiliyor.
***
Bütün bu yasak ve kısıtlamalara karşın 1 Aralık’ta Berlin’de, birçok kurum, sivil toplum örgütü, hukukçuların destek verdiği, “Özgürlük talebi yasaklanamaz; Polis yasası, PKK yasağı ve milliyetçiliğe karşı ortak mücadele” talepleri ile bir yürüyüş gerçekleştirilecek. Bu yürüyüş böylesi bir süreçte başta Kürtler olmak üzere, Türkiyeli devrimci kurumlara yönelik baskıları protesto etmek açısından önemli. Örgütlenmek suç değil bir haktır. Yasalar sertleşiyor, yasaklar artıyor
Alman Polis Sendikası’nın Berlin’deki federal kongresinde konuşan Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, Almanya’nın daha donanımlı polis, savcılık ve mahkemelere ihtiyacı olduğunu belirtti. Güvenlik güçlerindeki personelin artırılması gerektiğini vurguladı.
Polis sayısının artırılması, polis yetkilerinin artırılması, dolayısıyla polis yasasının sertleştirilmesi, aslında uzun süredir Almanya’da tartışılan bir konu.
Almanya’nın en büyük eyaletlerinden Bavyera’da da olmak üzere bazı eyaletlerde yürürlüğe giren yasa, diğer birçok eyalette de uygulamaya konulacak. Yeni yasa ile birlikte polisin yetkileri sadece varsayımlara dayanan suçlamalarda dahi devreye giriyor.
Polis bu varsayımlardan hareketle her türlü müdahale hakkına sahip oluyor. Örneğin kişisel bilgilere daha rahat ulaşabiliyor, insanlar daha kolay tutuklanabiliyor.
Polis yasasının sertleştirilmesindeki temel gayenin artan İslam terörü ile mücadele olduğu belirtiliyor. Fakat polis yasalarının sertleşmesi ile beraber demokratik güçlere yönelim de bir o kadar artıyor.
Nitekim Almanya’da 11 Eylül saldırılarının ardından terörle mücadele yasalarının sertleşmesi ile beraber Alman Ceza Kanunu’nun 129a/b maddeleri ile devrimci güçlere yönelim sertleştirildi. Ki bundan en çok payını Kürtler alıyor. Demokratik bir hak olan yürüyüşlere katıldığı için binlerce Kürt hakkında soruşturma açılıyor. Buradaki tek gaye ise algılarda bu demokratik güçlerin faaliyet alanlarını kısıtlayarak kriminalize etmek.
PKK yasağının çerçevesi ve amacı daha geniş ve daha derin olsa da, söz konusu amaç ile direk bir bağı bulunuyor. Zira Azadî Hukuk Bürosu’nun raporlarına göre 2013-2017 yılları arasında bu yasalar çerçevesinde yürütülen soruşturmalarda, farklı kategorilerde 4 bin 117 suç doğrudan PKK’ye atfedilmiş.
Öyle ki semboller, renkler bile bu yasak çerçevesinde ele alınarak suç argümanı teşkil ediyor. Bu yasakların içeriği de yenilenen süreçle beraber genişletiliyor.
Kürtlerin birçok etkinliği bu yasaklar bahane gösterilerek yasaklanıyor, etkinliklere katılanlar katı yasalara takılarak mağdur ediliyor.
***
Almanya’nın çözüme yönelik bir türlü gerekli adımları atmadığı mülteci sorunu da çözüm beklerken, iltica yasalarında değişikliğe gidildi. Diğer anlamıyla sertleştirildi. Yasadaki değişiklik iltica şartlarını, başvuru sürecini zorlaştırıyor. Dolayısıyla getirdiği sınırlamalarla politik koşullar nedeni ile iltica edenleri, mevcut politik zeminden yalıtmayı, uzaklaştırmayı da hedef alıyor. İnsanlar en demokratik hakkı olan etkinliklere katıldıklarında oturumlarının iptal edilmesi tehdidine maruz kalabiliyor.
***
Bütün bu yasak ve kısıtlamalara karşın 1 Aralık’ta Berlin’de, birçok kurum, sivil toplum örgütü, hukukçuların destek verdiği, “Özgürlük talebi yasaklanamaz; Polis yasası, PKK yasağı ve milliyetçiliğe karşı ortak mücadele” talepleri ile bir yürüyüş gerçekleştirilecek. Bu yürüyüş böylesi bir süreçte başta Kürtler olmak üzere, Türkiyeli devrimci kurumlara yönelik baskıları protesto etmek açısından önemli. Örgütlenmek suç değil bir haktır.