Yaşam bir sinema filmi gibidir. Otuz iki parça tekmili birden. İnsanlar doğar, büyür, iyi ve kötü günler geçirir. Yaşamında bazen yükselişler olur, bazen baş aşağı gidişler. Dostlukları yaşar, ihaneti görür. Zamanı geldiğinde de her şeyini geride bırakıp çeker gider. Geride hoş bir seda bırakmış iseniz ne mutlu size.
Kahrolası sürgün sürecinde dostlarımızı birer, birer kaybediyoruz. İlk önce Kürt diplomatı, siyasetçisi, direnişçisi Mam İsmet Şerif Vanlı’yı kaybettim. Onu toprağa vermek üzere İsviçre’ye doğru dostlarla yola çıkarken, köken olarak Dersimli Ağa Kanat amcamın ölüm haberi ile sarsıldım.
Beş gün önce de köken olarak Hamburg Altona’lı olan Bremen’de yaşayan dostum Berni Kelb’in bir kalp krizi sonucu vefat ettiğini öğrendim.
Berni, 1977 yılında arkadaşı Anschi ile birlikte Siverek’teki evimize misafir olarak gelmişlerdi. Ablam’ın Bremen’den dostları idiler. Berni eski DKP (Alman Komünist Partisi) üyesi sendikacı bir komünistti. Arkadaşı Anschi ise Bremen Üniversitesinde yanılmıyorsam öğretim üyesi idi.
Anschi bu seyahatı nedeni ile Kürdistan’daki eğitim kurumlarında inceleme yapmak istiyordu. Özellikle anadili Kürtçe olan Kürt çocuklarının yabancı bir dille eğitim yapmalarında ortaya çıkan sorunları kaynağında incelemek istiyordu. Kendileri ile birlikte Siverek merkeze bağlı Karakoyun köyünü, Karakeçi nahiyesine bağlı Migabi köyünü, Karacadağ’daki köyleri ziyaret etme fırsatını bulduk. Karakoyun köyü o zamanlarda yurtsever-devrimcilerin olduğu bir köy idi. Öğretmenleri benim sevgili dostum Zeynel hoca idi. Migabi köyünün öğretmeni ise benim akrabam Paşa (Haydar Ötlü) idi. Her ikiside TÖB-DER’li idi. Kimliklerine sahip çıkan insanlardı.
DDKD’li idiler. Zeynel hoca şimdi İstanbul’da tekstil işi ile uğraşıyor. Paşa (Haydar Ötlü) ise İsveç’te. Kürt dili üzerine araştırmalar yapıyor. Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde alfabe kitabları, ders kitapları var. Vate grubu ile Kürtçenin Dimilkî/Zazakî lehçesinin üzerinde araştırmalar yapıyor.
Berni ile birlikte Siverek’i gezmiştik. Karacadağ’da develere binmiştik. Kendisini rahmetli Kunduracı Ramazan ve diğer yurtsever-devrimci dostlarımla tanıştırmıştım. Kunduracı Ramazan kendisine kahverengi bir ayakkabı yapmıştı.
Bedesten’den kendisine bir Siverek şalvarı çefiye, egal almıştım. Bir yıl sonra bir kızı dünyaya gelmişti. Kürtlerin köylerde çocukların başına geçirdikleri “kumik”ı göndermiştim kendisine. Kızı Tulpe ile birlikte çektirdikleri fotoğrafını bana göndermişlerdi. Tulpe’nin başında benim gönderdiğim “kumik”, Berni’nin üzerinde Siverek şalvarı çefiyesi, egal’ı, ayağında kendisinindeyimi ile “Komünist Kunduracı”nın özel olarak yaptığı kahverengi ayakkabıları vardı.
Berni bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Bremen Brunnen Str.16’daki Traumhause’de tabutunun içerisinde boylu boyunca uzanmış yatıyordu. Ayağında terlikleri, vefat ettiği zaman üzerinde bulunan elbiseleri, alış-veriş sepeti ile upuzun yatıyordu. Tabutunun yanındaki masanın üstünde kendisi tarafından kaleme alınan “Betriebsfibel ratschlage für die taktik am Arbeitplatz” ve “Organisieren oder Organisiert werden” kitapları ve satranç takımı vardı. Sanırım bütün servetide o kadardı.
Ölümünden önce vasiyetini yapmıştı. Vasiyetinde küçük kardeşi ve ailesinin yanında gömülmeyi istemiş. Ayrıca “benim sevmediğim insanlar cenazeme gelirlerse tabutun üst kapağını tıklatırım. Bilinki sevmediğim insanlarda benim tabutumun yanındadır. “Sevgili Berni’nin vasiyetine aynen katılıyorum. Bir gün sürgünde yaşamımı yitirirsem hayatta iken benim sevmediğim insanlar, yaşarken bana ikiyüzlü davrananlar cenazeme gelirlerse, ben de tabutumun kapağını tıklatacağım. Beni sevmeyenlerin, riyakarların haberi olsun. Beni tabutumda rahat bıraksınlar. Ebedi istirahatgahında rahat uyu dostum Berni.

Tüm emekçiler, mazlum halklar bir gün uyanacak sömürüsüz bir dünyada hep birlikte yaşayacaklardır. Dostlarının başı sağolsun...


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 12 Aralık 1980 tarihinde G.Batı Kürdistan’ın Qamışlo şehrine bağlı bir köyünde MİT ve Suriye Muhabaratı’nın düzenledikleri müşterek operasyonda KAWA örgütünü üst düzey yöneticileri Hüseyin Aslan, M.Emin Mutlu ve Necla Baksi bulunduğu onbeş Kürt yurtseveri katledildi.
* 12 Aralık 1995’de Demokrat gezetesi  İstanbul’da yayınlanmaya başlandı.
* 13 Aralık 1994 tarihinde Kürt yurtseveri ve hukukcusu, HEP Ankara İl Başkanı ve KUM üyesi Faik Candan Ankara’da kaçırılarak kontgerilla tarafından şehit edildi.
* 14 Aralık 1914 tarihinde M.Mıstefa Barzani’nin ağabeyi A.Selam Barzani Osmanlı yönetimince Musul’da idam edildi. İdam kararını infaz ettiren Musul valisi Diyarbekirli şair S.Nazif idi.
* 16 Aralık 1959 tarihinde 50 Kürt yurtseveri tutuklanıp İstanbul Harbiye Ordu evinin hücrelerine konuldu. Emin Batu’nun ölümü ile 49 kişi kalan bu grup “49’lar olarak anıldı.
* Muhabbad Kürt Cumhuriyeti 17 Aralık 1947 tarihinde süper devletlerin ihaneti sonucu yıkıldı.
* Kürt Halk müziğinin ölümsüz sesi M.Arif Ciziri 17 Aralık 1986 tarihinde vefat etti.