
İnisiyatif aktivistleri, 24 Eylül'de açık grevinin başladığı Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde dün biraraya geldi. "Tecrit değil özgürlük savaş değil müzakere" pankartı açılan eylemde, "Savaş ölümdür barış yaşamdır" dövizleri açılarak, "Siyasi tutsaklar serbest bırakılsın", "PKK'li tutsaklar onurumuzdur", "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları atıldı. Açıklamada konuşan Erdoğan Zamur, cezaevlerindeki açlık grevinin ikinci ayına girdiğini belirterek, "Açlık grevlerinin kamuoyunda yeterince yer bulamaması bizleri açıkçası tedirgin ediyor" dedi. Tutsakların taleplerinin "meşru, haklı ve kabul edilebilir" bulduklarını ifade eden Zamur, kamuoyuna "Gelin tutsakların bu taleplerini sokakta dinlendirelim. Gelin tutsakların yaşam hakkına sahip çıkalım. Gelin bu savaşa hep birlikte dur diyelim" çağrısında bulundu.
12 Eylül'den itibaren açlık grevinin devam ettiği Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde ise kadınlar eylemdeydi. Demokratik Özgür Kadın Hareketi(DÖKH) aktivisti Gülistan Koyuncu, "Siyasi tutsakların onurumuz, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün Kürt halkının özgürlüğü olduğunu bir kez daha vurguluyor, AKP'yi imha ve inkar politikalarına son vermeye çağırıyoruz" dedi.
DİHA/İSTANBUL-AMED
Din alimlerinden çağrı
Açlık grevindeki tutsakların sesine kulak vermenin insani bir görev olduğunu belirten din alimleri, "Yetkililerin bir an önce diyaloga geçip, taleplerini dinlemeleri ve bir şekilde çözüm bulunması gerekiyor" dedi.
İstanbul Din Adamları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (İDAYDER) üyeleri, cezaevlerindeki açlık grevine ilişkin dernek binasında açıklama yaptı. İDAYDER Yöneticisi Rıza Oğur, yıllardır akan kanın durdurulmasını isteyerek, barış için atılacak samimi adımlara tüm kesimlerin destek vereceği konusunda şüphelerinin olmadığını söyledi. Hükümete seslenen Oğur, "Kan dökmenin ve kanın dökülmesinde ısrar etmenin ne kadar günah olduğunun dindeki yerini izah etmelidirler. Tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve vicdan sahibi tüm insanlar artık sessiz kalmamalı ve barışa olan özlem ve toplumun sulha olan ihtiyacını haykırmalıdır" dedi.
"Hayatımızın içinde yaşanan bu acılara sessiz kalmak Rabbimizin emrine karşı çıkmaktır" diyen Oğur, açlık grevindeki tutsakların durumunun ciddiyetine dikkat çekerek, yetkililerin çözüm için harekete geçmesini istedi. Açlık grevindeki tutsakların seslerine kulak vermenin insani bir vecibe olduğunu vurgulayan Oğur, "Biz din adamları olarak ülkemizde sulhun tesisi hususunda tüm gücümüzle destek vermeye hazırız" diye konuştu.
DİHA/İSTANBUL
Çözüm için adım atın
Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Kürtçe savunma talebinin reddedildiği 'KCK davaları'nın kilitlendiğini belirterek, çözüm için hızla adım atılmasını istedi.
Açlık grevindeki tutsakların taleplerinden birisi, anadil önündeki engellerin kaldırılması. Tutsaklar, anadil üzerindeki ırkçı ve inkarcı yaklaşımlara son verilerek, başta mahkemeler olmak üzere Kürtçenin kullanımı önündeki engellerin bir an önce kaldırılmasını istiyor. Hükümetin, Kürtçe savunma önündeki engelleri kaldıracak yasal düzenlemeler yapılacağı vaadi ardından da anadilde savunma hakkı gaspedilmeye devam ediliyor. Geçtiğimiz hafta başlayan ve Salı günü sona eren 'KCK İstanbul davası'yla dün de görülmeye devam eden 'KCK Diyarbakır davası'nda Kürtçe savunma talebi reddedildi. Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Nisan 2009'da başlayan KCK operasyonları sonucu ilk davanın Ekim 2010'da Amed'de açıldığını belirterek, görülen 60'ın üzerinde duruşmada Kürtçe savunma taleplerinin, tutukluların tercüman bulundurması talebinin reddedildiğini aktardı. Aktar, AKP Kongresi'nden sonra başlayan 'KCK Diyarbakır duruşması'nda Hatip Dicle'nin Kürtçe konuşması esnasında mikrofonun kapatılmadığı şeklinde basında çıkan haberlerin doğru olmadığını söyledi. Aktar, "Sayın Hatip Dicle deliller okunurken, uzun uzun konuşmadı. Kürtçe kısa yanıtlar verip bıraktığı için mahkeme de mikrofonu kapatma yoluna gitmedi. Ben müvekkilimin Kürtçe konuşmalarını zaten bir yıldır Türkçe'ye çeviriyordum, o günde aynısını yaptım ve bu yanıtlar zapta geçti. Gazetelerde mahkeme Kürtçe savunmaya izin vermiş gibi haberler yaptı" dedi.
Anadil için açlık grevi
Mahkeme heyetinin iki yılı aşkın süredir Kürtçe savunmaya karşı direndiğini aktaran Aktar, "Müvekkillerimiz Türkçe biliyor, bilmiyor değil. Ancak, onlar kamusal alanda dillerini kullanabilmenin mücadelesini veriyor. 'Anadilde savunma'nın da yer aldığı taleplerle bir aya yakındır açlık grevleri yapıyorlar. Bir süre sonra geriye dönülmez bir süreç başlayacak" uyarısında bulunarak, bu görüşlerini davaya bakan mahkeme heyetiyle de paylaştığını söyledi. Mahkemenin ise buna rağmen Kürtçe savunma konusunda direnç göstermeye devam ettiğini kaydetti.
Hükümete çağrı
KCK operasyonlarının Kürtlerin demokratik siyaset yapma hakkına yönelik olduğunu belirterek, anadilde savunma hakkı önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Aktar, hükümete şu çağrıda bulundu: "Hükümetin önünde siyasi olarak çözümlenmesi gereken bir Kürt meselesi var. Bir yerden başlaması gerekiyor. Tüm davalar kilitlenmiş durumda. Ya mahkemeler hiç savunma yapmadan herkese cezalar verecek ya da yargılamaların ilerlemesinin tek olanağı anadilde savunma yapılabilmesinin önünün açılmasıdır. Bu sıkıntıların aşılabilmesinin yegane yolu, demokratikleşme, özgürlüklerin genişletilmesi ve bu tür engellerin ortadan kaldırılmasıdır. Çözüm için adım atılmalıdır."
AMED