
Kobanê’de başlayan savaşın ardından Suruç ilçesinde kurulan Rojava Çadır Kent’inde yaşama tutunmaya çalışan Newroz Ömer, henüz 14 yaşındayken ailesinin zoruyla amcasının oğlu Ahmet Ömer’le evlendiriliyor. Evlendikten sonra eşiyle birlikte Halep kentine yerleşen ve eşi tarafından sürekli fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan Ömer, uğradığı zulme karşı çıkarak, uzun süre mücadele ediyor. Evliliğinin 11 yılı boyunca uğradığı şiddetin tek sebebinin kendisi olduğunu söyleyen Ömer, kadının kimliğini, özgürlük mücadelesini tanımadığı ve yaşadıkları konusunda sessiz kaldığı için kendisini suçlu görüyor. Bütün kadınların başının dik olması gerektiğini, zulme, ezilmişliğe, boyun eğmeye karşı mücadele etmenin zor olmadığını kaydeden Ömer, kadınların bir iradeye sahip olduktan sona her şeyi yapabileceklerini ve kadınlar olarak el ele vererek kadınların birlikte başaracaklarının altını çiziyor.
Evlendiği günden bu yana 11 yıl boyunca eşinden gördüğü şiddete dayanamayan Newroz Ömer, defalarca Kobanê’de yaşayan ailesinin yanına dönüyor, ancak aile kızlarını her defasında zorla eşinin yanına geri gönderiyor. Eşi tarafından sürekli evin bir odasına kapatılan Ömer, Halep’te DAİŞ saldırıları başladığı sırada kapatıldığı odadan çıkarak komşuları ile birlikte Kobanê’ye geliyor. Ömer, Kobanê’ye geldikten sonra eşi ailesinin yanına geliyor. Kobanê’ye yerleşen Ömer’in tekrar şiddete devam etmesi üzerine yaşadıklarına daha fazla dayanamayarak boşanma kararını ailesine açıklıyor. Newroz Ömer, boşanma kararına babasının karşı çıkması üzerine bedenine bezin dökerek, babasına “Beni diri diri ateşe atarak her gün yakacağınıza bir kere yakın” diyerek tepki gösteriyor.
Boşanmakta ısrar eden Ömer, ailesi ve çevresinden destek görmeyince Kobanê’de bulunan Kadın Evi’ne ve mahkemeye başvuruyor. Ömer’in Kadın Evi’ne yaşadıklarından dolayı başvurduğunu öğrenen eşi, ortadan kayboluyor ve kimse nerede olduğunu bilmiyor. 8 ay boyunca mahkemeye gel-git yapan Ömer, sonunda eşinden boşanıyor ve Kadın Evi’ne üye oluyor. Kadın tarihi ve kadın kimliği üzerine çeşitli eğitimler alan Ömer, ardından aktif olarak Kobanê’de kadın çalışmalarına katılıyor. Ancak eşinden boşandığı için ailesi ve çevresi tarafından kadına dönük çalışmaları engellenmek isteniyor. Ömer, bütün engellemeleri aldığı eğitimlerle aştığını ve daha da güçlendiğini söylüyor. Aileden sadece ağabeyi Mihemed Ömer’in kendisini desteklediğini belirten Newroz Ömer, Kobanê savaşı başladıktan sonra ağabeyi ile birlikte Urfa’nın Suruç ilçesinde kurulan Rojava Çadır Kenti’ne yerleşiyor. Burada bir kadın meclisi kurulacağını öğrendiğinde kendisini öneriyor. Ömer, şimdi aktif olarak meclis içerisinde yer alarak çadırdaki kadınların her sorunu ile ilgileniyor ve çadıra gelen yardımların düzenli olarak dağıtılmasını sağlıyor.
Evliliği boyunca yaşadığı şiddete karşı çıkmadığının nedenini kadının özgürlüğünü tanımadığından olduğunu söyleyen Ömer, bir şeyi Kadın Evi’nde aldığı eğitimden öğrendiğini belirtiyor. Ömer, şunları kaydediyor: “Ben bir gün bir kitap açıp okusaydım, Önder Apo’nun felsefesini, ideolojisini, Kürdistan tarihini okusaydım 11 sene ömrümü çürütmezdim. Tanırdım kendimi, kadının her şey olduğunu, öyle az bir şey olmadığını bilirdim. Eğitim gördükten sonra kadını, kendimi tanıdıktan sonra 11 sene boyunca kendi kendime zulüm ettiğimi, kimsenin bana aslında zulüm etmediğini anladım.”
Kadının özgürlüğünü artık tanıdığını ancak yaşamında hala zorluklar yaşadığını ifade eden Ömer, toplumun kadın üzerinde baskı ve şiddetinin devam ettiğini dile getiriyor. Toplum içerisinde boşandığı için kendisine iyi bakılmadığına dikkat çeken Ömer, “Bazen baskıdan dolayı başımı önüme eğecek olurken kendime ‘Senin başın her zaman dik olacak sen yanlış bir şey yapmadın’ diyerek kim ne derse desin bundan sonra boyun eğmeyeceğim” diyor.
Sesini bütün kadınlara duyurmak istediğini ifade eden Ömer, kadın özgürlüğünün ağır bir yük olduğunu ancak kadın isterse bu yükü rahatlıkla kaldırabileceğini belirtiyor. Hiçbir şeyin kadın özgürlüğü kadar güzel olmadığını vurgulayan Ömer, “Kadınlara söylüyorum yeter bu kölelik, yeter ezildiğimiz, yaşam özgür olunca güzeldir. Herkes özgürlüğünü tanıması gerekiyor” diyor. Ömer, bütün kadınları kendi özgürlükleri için mücadele etmeye çağırıyor.
“İrade olduktan sonra her şeyi yapabilir kadın” diyen Newroz, şöyle devam ediyor: “Yeter toplumun kadına dayattığı zulme, yeter artık sözlere bakıp bir şey yapamayan kadına. Biz yapabiliriz, el ele verirsek hep birlikte başarabiliriz. Başınız dik olsun kadınlar. Önderlik ‘Kadın, yaşam, özgürlük ’ dedi. Bu bizim için yeterli ve yol göstericidir.” Küçük yaştan itibaren kadının kendisini tanıması için eğitim görmesi gerektiğinin altını çizen Ömer, kadının kendini tanımasıyla birlikte özgürlüğünü de yakalayacağını söylüyor.