Dersim’de orman yangınlarının sürdüğü Müşkirek köyü askerler tarafından boşaltılmak isteniyor. Karakola çağrılan köylülerden Hüseyin Zeytin’e, “Köyünüz güvenlik bölgesi, burada yaşamanız suç. Köyü boşaltın” denildi.

Dersim merkeze bağlı Avgasor vadisi, Bali mezrası, Müşkirek köyü, Rengül mezrası, Kartan mıntıkası Sincik Dağı, Xoşiruk Dağı, Dikenli-Mahmut Köyü ve Garipuşağı arasındaki mevkide 3 gün önce başlayan orman yangınları sürerken; Cığ bölgesinde iki farklı noktada çıkan orman yangını ise gönüllülerin müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. Daha önce gönüllülerle orman yangınlarını söndürmeye giden Müşkirek köyünden Hüseyin Zeytin, önceki gün Geyiksuyu Jandarma Karakolu’na çağırıldı. Askerler, Müşkirek köyünün “güvenlik bölgesi” olduğunu söyleyerek, Zeytin’den köyü boşaltmasını istedi.

Köyümüzü terk etmeyeceğiz

 MA’nın telefonla ulaştığı Zeytin, “4 kardeş köyde kalıyoruz. Karakola çağırarak köyü terk etmemizi istediler. Devlet istiyorsa gelip çıkarsın; biz köyümüzden çıkmayacağız. ‘Güvenlik bölgesi’ olan köyümüzde yaşadığımız için suç işlediğimizi söylüyorlar. O nedenle boşaltmamızı istiyorlar” dedi.

Can güvenliği tehlikede

 Karakola çağırılmasına dair Valiliğe dilekçe yazdığını dile getiren Zeytin, “Dilekçede ‘köyden çıkmayacağız. Can güvenliğimiz de tehlikede. Herhangi bir durumda can güvenliğimizden siz sorumlusunuz’ dedim. Devletin görevi halkın can güvenliğini sağlamaktır” şeklinde konuştu.

İki kez boşaltılmıştı

 Müşkirek köyü, Dersim Soykırımı sırasında boşaltılan köyler arasındaydı. Soykırımdan kurtulabilenler ve sür gün edilenler yılla sonra tekrar köylerine döndü. Ancak 1994’teki kirli savaş konsepti çerçevesinde yakılıp yıkılan ve boşaltılan 4 bin Kürt köyü arasında Müşkirek de vardı. 1994’te boşaltılan köylerine ilkbaharda giderek yaz sonuna kadar burada kaldıklarını, bu yıl da giderken köylerinin “Özel Güvenlik Bölgesi” ilan edilmesinden kaynaklı Tunceli Valiliği’nden izin aldıklarını sözlerine ekleyen Zeytin, şunları dile getirdi: “Köyün özel güvenlik bölgesi olduğunu biliyoruz. Yetkililerden aldığımız dilekçe ve onaylar sonucu geldik. Eğer sıkıntı çıkarırlarsa bize verilen izni tekrar hatırlatacağım kendilerine.”

 Orman yangınlarının yaşandığı bölgeye gitmelerine izin verilmediği için yangınların son durumu hakkında bilgileri olmadığını da aktaran Zeytin, köyden dışarı çıkamadıklarını sözlerine ekledi.

 Bölgeye geçiş yasak

 Havadan ve karadan yapılan bombardıman sonucu çıkan orman yangıları hakkında bilgi alınamazken, askeri operasyon gerekçesiyle hiç kimsenin bölgeye gitmesine izin verilmiyor.

 

Yaşam kaynaklarına saldırıyorlar

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, Dersim’de bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını belirterek, “Dersimlilerin yaşam alanları ve hayat kaynaklarına doğrudan bir saldırı söz konusu” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Dersim Milletvekili Alican Önlü ile milletvekilleri Mahmut Toğrul, Erkan Baş, Meral Danış Beştaş, Erdal Aydemir, Murat Çepni, Mehmet Rüştü Tiryaki, Dilşat Canbaz ve Kemal Bülbül’den oluşan heyetin, yangının devam ettiği Bali Deresi’ne gitmesine izin verilmedi. Vekillerin, Pertek, Ovacık ve Hozat ilçelerine geçişleri de engellendi.

Rastgele değil, planlı

 HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, Dersim’de bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını belirterek, “Türkiye’nin birçok noktasında eş zamanlı çıkan yangınlar var. Bunun iki nedeni var. Biri rant, birisi de savaş. Hükümet sindiremediği, teslim alamadığı tüm toplumsal kesimlere savaş ilan etmiş durumda. Yine Ege ve Karadeniz bölgesinde yaylalar, dereler, meralar, yaşam alanları ranta ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmiş durumda. Oralarda da yangınlar çıkartılıyor. En son çıkan imar affıyla bu alanlar imara açılıyor. Dersim’de yaşananlar, savaş gerçekliğinin sonucudur. Teslim alınamayan Dersim siyasetine dönük düşmanlığın yol açtığı sonuçtur. Bu yangınlar, rastgele bir şekilde çıkmış yangınlar değil, savaş ortamını dönüştürmek iktidar tarafından bilinçli bir şekilde uygulanan stratejinin parçasıdır. Dersimlilerin yaşam alanlarına, hayat kaynaklarına bir saldırıdır” diye konuştu.

Vali suçu itiraf ediyor

 Tunceli Valiliği tarafından yapılan açıklamayı da değerlendiren Çepni, “Bu bir suçun itirafıdır. Ortada doğaya karşı bir suç var. Bu suç gizlenmeye çalışılıyor. Bir kez daha gördük.  Bu yangınlar bütün boyutlarıyla planlanmış bir şekilde işliyor” dedi.

Bilinçli bir politika

 HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul ise Türkiye’nin batısındaki orman yangınlarına müdahale edildiği, Kürdistan’da ise halkın kendi bölgesindeki yangınları söndürmesinin bile engellendiğini vurguladı. Dersim’de 90’lı yıllarda köylerin yakıldığı dönemden bu yana orman yangınlarının yaşandığını belirten Toğrul, bunun halkı yerinden yurdundan etmek ve bölgeyi insansızlaştırmak için uygulanan bir politika olduğunu dile getirdi.

Adeta dalga geçiyor

 Tunceli Valiliği’nin bölgeden orman yangını olmadığı yönündeki açıklamasına tepki gösteren Toğrul, açıklamayla insanlarla adeta dalga geçildiğini belirtti. Toğrul, “Yangın yoksa neden heyetin geçmesine engel çıkarıyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz?” diye sordu. Ormanların yakılmasının aynı zamanda doğal ortam, ekolojik sistem, bitki türleri ve yaban hayvanların yok edilmesine neden olduğunun altını çizen Toğrul, Dersim’deki hayvanların, ağaçların ve nadide bitki türlerin zarar görmesine gayri ahlaki bir şekilde göz yumulduğunu kaydetti.

Dersim savaş bölgesi

 HDP Batman Milletvekili Mehmet Tiryaki de Dersim’de orman yangınlarını yerinde inceleyeceklerini açıklamalarıyla birlikte operasyon gerekçesiyle Ovacık ilçesi yolunun trafiğe kapatıldığı ve geçişlerinin engellendiğini ifade etti. Tiryaki, şöyle devam etti: “Trafiğin açık olduğu diğer iki yoldan gitmek istememiz yine engellendi. Ancak bir kaç gün önce AKP’li vekiller bu kentte gitmek istediğimiz yerlerde özel güvenlik ile gezdirildi. Ve pişkince Dersim’in turizm kenti olduğunu söylediler. Ancak, kuleler, kalekollar, kontrol noktaları ve keyfi yasaklar ile Dersim’in bir savaş bölgesi olduğunu görüyoruz. Dersim’deki savaş yangını, halkta huzur bırakmamış.”

‘Tunceli Kanunu’ bugün Dersim’de güncelleniyor

Dersim’de Tunceli Kanunu’nun güncellendiğini söyleyen HDP Antalya Kemal Bülbül, “Seyit Rıza çağırıyor, Alişer çağırıyor” diyerek yangının söndürülmesi için başta Aleviler olmak üzere toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulundu.

 Ankara Dersimliler Derneği, Dersim’de askeri operasyonlar sonucu çıkan orman yangınlarına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. Mülkiyeler Birliği’nde yapılan toplantıya, Dersim’deki yangın yerine giden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz’un yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

 Toplantıda konuşan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, Dersim’deki yangının söndürülmesi için başta Dersimliler olmak üzere,  çevrecilere, ekolojistlere çağrıda ortak mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Her çatışma sonrası yakılıyor

 Devletin, ormanları koruması konusundaki sorumluluğu yerine getirmesini isteyen Kılavuz, “Devlet ormanların gözetimini yapmak zorundadır” dedi. Dersim’deki ormanların devlet tarafından ne korunduğuna ne de gözetildiğine dikkat çeken Kılavuz, “Devlet gönüllü kişilerin yangını söndürmesini de engellemektedir” diyerek şöyle devam etti: “Dersim ormanlarında yaşayan canlılarla birlikte dünyanın endemik türleri yok ediliyor. Her çatışma sonrası ormanlarımızın yakılması ve doğamızın yok edilmesi için her şey yapılmaktadır. Biz Tunceli Valisi’nin söylemlerine yabancı değiliz. Dersim halkının kültürel değerleri ve ormanlarını sahipleneceğini  burada belirtiyoruz. Tüm doğacılar ve ekolojistleri ormanlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

‘Savaşlarda bile dokunulmaz

 Dersim’in Osmanlı Devleti’nde “çıban başı” olarak görüldüğü ve günümüzde bunun devam ettiğini belirten Kılavuz,  özellikle 1994’ten bugüne kadarki süreçlerin hepsinde Dersim’de ormanların yakıldığını söyledi. Kılavuz, “Savaşlarda bile dokunulmazlığı bulunan ormanlarımız acımasızca yakılmaktadır” dedi.

Yakılan insanlıktır

 İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan da şunları ifade etti: “Dersim’de korkunç bir ayrımcılık, nefret ve ötekileştirme söylemiyle bir pratik sergileniyor. Eğer bu ülke hepimizin ise Dersim’e sahip çıkmalıyız. Dersim’de yakılan aslında insanlık değeridir. Maalesef sadece insanlığa karşı hak ihlalleri söz konusu değil. Bu suçtur. Hem de ağır suçtur. O toprakları bombalayan kişilere söylüyorum, suç işliyorsunuz. Bunu yapmayın. Size bunu imkan kılan bir kanun yok.”

İzahı olmayan tablo

 HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen de yangın yerindeki gözlemlerini paylaştı. Tunceli Valisi’nin talimatıyla yangın yerine ulaşmalarının engellendiğini dile getiren Bilgen şunları söyledi: “Bizler, çarşıda sadece esnafı selamlayarak minibüslere bindik. Hozat ilçesine en yakın yere gittik. İlk noktada durdurulduk ve bizlere ‘buradan geçemezsiniz’ denildi. Bu yol ne zaman kapatıldı diye sorduğumuzdaysa yolun bizim geldiğimiz gün kapatıldığını söylediler. Yani heyetimizin oraya gitmesiyle yol kapatılmış. Başka bir yola girdik. Bu sefer biz oraya gider gitmez polisler o yolu da kapattı. Biz, bir kez daha başka bir yol denedik. Bu sefer de orada bulunan askerler tarafından durdurulduk. Askerler kaymakam tarafından şehre girişimizin engellenmesi yönünde kendilerine talimat verildiğini belirtti. Bizim dışımızda tüm sivillere izin verildi, sadece konvoyumuza izin verilmedi. Yani izahı olmayan bir tablo ile karşılaştık.”

Ormandan ibaret değil

 Dersim’e giden HDP heyetinde yer alan bir diğer isim HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de “Seyit Rıza çağırıyor,  Alişer çağırıyor” diyerek yangının söndürülmesi için başta Aleviler olmak üzere toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulundu. Bülbül, “Türkiye’de 1935’te yürürlükte olan bir Tunceli Kanunu vardı. Şu anda yaşananlar Tunceli Kanunu’nun güncellenmesidir. Konu ormandan ibaret değildir. İnsanlığa dair ne varsa yakılmakta, katledilmekte ve yok edilmektedir. Bu insanlığa karşı işlenen suçun çok üzerinde... Her türlü emanete her türlü yaşam olanağına kast eden bir şeyin adı insanlığa karşı suç olamaz” şeklinde konuştu.

İnsansızlaştırılmak isteniyor

 PSAKD Genel Sekteri Onur Şahin ise şunları söyledi: “Orman yangınları devletin Dersim’in kültürünü, inancını, insanını yok etmeye çalışan sistematik politikasının devamdır. Bizim için Dersim’in her karış toprağı kutsaldır. Bizim orada kutsal değerlerimiz vardır. Devlet, Dersim’i insansızlaştırmaya çalışıyor. Dersimliler başta olmak üzere tüm kesimlerin bu anlamda mücadeleyi büyütmesi gerektiğini söyledi. Çevre mücadelesi sadece politik bağlamında kopuk olarak değerlendirilemez. Biz bazı çevre mücadelelerine başvuruyoruz. Bizler PSAKD olarak bu tahribata karşı çıkıyoruz ve bunu kabul etmiyoruz.”

  DERSİM