KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, son savaşın Kürt halkına dayatıldığını belirterek, Kürt halkının da direnişten başka yolunun kalmadığını söyledi. Çarpıtmalara ve basit değerlendirmelerine dikkat çeken Bayık, öz yönetimlerin halkın meclisleri tarafından ilan edildiğini, direnenlerin de gençleri öncülüğündeki halkın kendisi olduğunu vurguladı. Bayık, şunları altını çizdi: "Yaşananlar öfkeli gençliğin tepkisi değildir; yaşananlar, dünya tarihinin en büyük halk devrimidir. Gençlik de bu halk devriminin fedai gücü olarak en önde direnmektedir. Bu direnişin sütunları, direkleri ise başta analarımız olmak üzere Kürt kadınlarıdır."

Cemil Bayık, gazetemizin bugünkü sayısında yer alan Kürtçe makalesinde son yaşananları değerlendirdi.

Hala kendine aydın, yazar, gazeteci diyen birçok kişinin devlet ne diyorsa öyle düşünüp tutum aldığını, Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve halkını suçlamak için bin dereden su getirdiğini belirten Bayık, "Devletin, özellikle AKP'nin aforozunun acımasız olduğunu bildiklerinden hepsi Kürt halkının özgürlük direnişini hükümet ağzıyla değerlendirmektedir. Sadece teröristle sivil ayrımı yapılsın gibi hiçbir pratik değeri olmayan laflar etmektedirler" dedi.


Cevap verilmesi gereken sorular 

Her şeyden önce herkesin AKP'nin yakasına yapışması gerektiğini belirten Bayık, şu soruların yanıtını aramalarını istedi:

*  Çözüm dedin, çözüm süreci dedin, halkı oyaladın, neden Kürt sorununu çözmedin?

*  Kim diyalog sürecini ortaya çıkaran Dolmabahçe Mutabakatı'nı yok saydı?

*   Kim Kürt sorunu da yok, taraf da yok, masa da yok dedi?

*  Kim Kürt sorununun çözümü için uğraşan Kürt Halk Önderi'ne 9 aydır ağır tecrit uygulamaktadır? 

* Kim 7 Haziran seçim sonuçlarını yok saymıştır? 

*  Davutoğlu ve Bakanlar “biz bir yıldır bu saldırıya hazırlandık” demediler mi? 

* Daha bir yıl önceden başlayarak her gün asayişi sağlayacağız diyerek saldırılara gerekçe yaratmıyorlar mıydı? 

* Kürt halkı Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve halk üzerindeki baskı karşısında ne yapacaktı? Çözümsüzlüğü kabul mu edecekti? 

* Her gün asayişi sağlama, kamu düzenini koruma söylemi altında gençlerin, siyasetçilerin, belediye eş başkanlarının, kadınların, erkeklerin tutuklanmasına göz mü yumacaktı?

* Yüzlerce HDP binası yakılıp yıkılmadı mı? Kürtlerin işyerleri yakılmadı mı? Kürtler linç edilmedi mi? Kürt halkı buna sessiz mi kalacaktı? 

* Her gün MİT’in kontrolünde bombalar patlatılıp onlarca, yüzlerce insan katledilmesine Kürt halkı sessiz mi kalacaktı? 

* Bırakalım Kürt sorununu çözmeyi, yüzlerce uçakla gerillanın üzerine bomba yağdırıp Kürt Özgürlük Hareketi'ne imha saldırısına göz mü yumulacaktı? 

* Bu hava saldırılarından önce her gün “ezeceğiz, imha edeceğiz, yok edeceğiz” denilirken Kürt halkı ne yapacaktı?


Öz yönetimler ilan edilmeliydi

Kürt sorunu çözümsüz bırakılmış, Kürt halkına her türlü zulüm başlatılmışken ya bu durumun kabul edileceğini ya da Kürt halkı nın kendi özgür ve demokratik yaşamını kuracağını kaydeden Bayık, işte birçok yerde halk meclislerinin öz yönetim ilan etmesinin böyle gerçekleştiğini söyledi. Türk devletinin inkarcı olduğu; tek millet, tek vatan, tek devlet dediği için öz yönetimlere saldırdığını ifade eden Bayık, gençliğin ve halkın direnişinin böyle gündeme geldiğini vurguladı. "Bugünkü öz yönetim ilanları ve direnişi Kürt sorununun çözümsüz bırakılması ve özyönetimlere saldırılması sonucu gerçekleşmiştir. Yaşanan çatışmalardan tek sorumlu vardır, o da Kürt sorununu çözümsüz bırakan Türk devleti ve AKP hükümetidir. Bunun dışındaki her söylem devlet ve hükümet kafasıyla düşünmektir" diyen Bayık, Kürt halkının tabii ki kurbanlık koyun gibi başını uzatmayacakğını; çözümsüzlüğe, soykırıma boyun eğmeyeceğini belirtti. Bayık, "Öz yönetimler çözümsüzlüğe verilen bir cevap olmuştur. Çözümsüzlüğe karşı çözümü sağlama hamlesi olmuştur" dedi.


Kıramayınca orduyu da kattılar

Kuşkusuz halkın ve gençlerinin saldırılara karşı direnişe geçtiğini; savunma için hendek ve barikatlar oluşturduğunu anımsatan Bayık, bu halk direnişleri polisle ve özel harekat denilen çetelerle kırılamayınca ordunun katıldığını dile getirdi. Bayık, şunları vurguladı: "Halkın direnişini kıramayınca 1960’lı yıllarda Vietnam halkının direnişini kıramayan generallerin 'daha fazla asker, daha fazla, uçak, daha fazla silah, daha fazla bomba' istedikleri bilinmektedir. Saray’ın faşist çeteleri de halkın direnişini kıramayınca daha fazla asker, daha fazla silah demektedirler. Tabii ki sonuç Vietnam’da ne olduysa Kürdistan'da da o olacaktır."


Halk meclisleri ilan etti

 Bu direnişi, sadece gençliğin öfkesi olarak değerlendirmenin hafife alma olduğuna işaret eden Bayık, şöyle devam etti: "Öz yönetimleri, gençlerin de içinde olduğu Halk Meclisleri ilan etmiştir. Bu açıdan öz yönetim direnişlerini heyecanlı, öfkeli, tepkili gençler ortaya çıkarmamıştır. AKP hükümetinin çözümsüzlüğü ve asayişi sağlama adı altında yürüttüğü baskılara karşı halkın kendi özgür ve demokratik yaşamlarını kurmak için özyönetimler ilan edilmiştir. Bir halkın özgür ve demokratik yaşam direnişidir. 

Bu direnişin sütunları, direkleri ise başta analarımız olmak üzere Kürt kadınlarıdır. Zaten artık Kürt devrimi her yerde en başta da kadın devrimidir, Kürt analarının bilgelik devrimidir. 

Yaşananlar öfkeli gençliğin tepkisi değildir; yaşananlar, dünya tarihinin en büyük halk devrimidir. Gençlik de bu halk devriminin fedai gücü olarak en önde direnmektedir." n HABER MERKEZİ