Dünyanın 100 doğal ormanından biri olan Artvin Kafkasör yaylası, Cerattepe bölgesi maden şirketleri tarafından yıllardır tehdit ediliyor. 1995 yılından buyana bölgeye maden işletmesi sokmayan Artvinliler şimdiye kadar 2 maden şirketini Cerattepe’den kovdu. AKP ve Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen, onların döneminde palazlanan ve neredeyse her taşın altından çıkan Cengiz Holding, Artvinlilerin karşısına dikilen üçüncü şirket. Doğasını savunan bölge halkı, en son Cengiz Holding’e karşı yürüttüğü hukuki mücadele ile yürütmeyi durdurma kararı aldırsa da şirketin yasa masa dinlemek gibi bir niyeti yok anlaşılan.

Çünkü Cengiz Holding hukuki süreç devam etmesine rağmen kararı beklemeden Şubat ortasında Cerattepe bölgesine iş makinelerini dayadı. Haziran ayından bu yana nöbet sistemi ile Cerattepe'yi koruma altına alan Artvinliler, birkaç saat içinde organize olup iş makinelerinin önünü kesti. Çoğu kadın olan eylemcilerin günler süren direnişi böylece başlamış oldu. 

Yaşam alanlarını savunduklarını söyleyen Artvinlilere jandarma gaz bombası ve plastik mermilerle saldırdı. Yöre halkı hem şirketin hukuk tanımazlığına hem de jandarmanın şiddetine isyan ettiler. Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan verdiği röportajda, devletten bu kadarını beklemediklerini söyleyerek, "7 çevre ilin güvenlik güçlerini Artvin’e toplayarak sanki burası başka ülkeymiş gibi, savaş halindeymiş gibi burayı işgal ettiler. Artvin halkı çok kötü muamele ile karşı karşıya kaldı. İlk defa gaz ve plastik mermi ile karşılaştılar" dedi.

Gerçekten de şiddetin dozu farklı olsa da Cizre’yi, Sur’u andırırcasına Cerattepe abluka altına alındı. 'Kamu güvenliği’ gerekçesiyle bölgeye girişler engellendi. Direnenler gaz bombaları ve plastik mermilerle jandarma ve polisin şiddetine maruz kaldı ve uygulanan şiddet sonucu çoğu kadın onlarca hak savunucusu yaralandı. 

Bu arada Davutoğlu başında onca dert varken bir tane daha istemediğinden olsa gerek Cerattepe’den bir heyetle görüştü. Onlara hukuki süreç tamamlanıncaya kadar Cerattepe bölgesinde maden şirketinin faaliyetlerinin durdurulmasını sağlayacağı sözünü verdi. Fakat yine tıpkı Cizre’de, Sur’da olduğu gibi Davutoğlu’nun kelimelerinin kifayetsiz olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Sadece savaş bölgesi ilan edilen Cizre’de değil, maden bölgesi ilan edilen Cerattepe’de de onun karar verici olmadığı teyit edildi. 

Artvin’de de yasa kural tanımayan valiler sahnedeydi. Bakın dernek 23 Şubat’taki suç duyurusu dilekçesine ne yazmış; ‘Herhangi bir yasal dayanak olmadan ve maden şirketine yasadışı konum kazandırmak amacıyla Artvin Valisi Kemal Cirit’in talimatı ile güvenlik güçlerinin koruması altında yasadışılığa karşı mücadele edenlere büyük bir baskı ve zulüm sonucu şirket araçları Cerattepe’ye çıkarılmıştır.’ Aylardır Cizre’de, Sur’da süren ablukalarla ilgili valilerin tutumuna ne kadar da benziyor.

Ama Artvin halkı şaşırıyor bu duruma; bir röportajda "Başbakan’ın sözü dinlenmiyor mu? Sayın Başbakan acaba neresi için söz verdi? Acaba Somali’deki çalışmalar için mi idi bu söz? Biz nerenin, hangi ülkenin yurttaşıyız" diyor bir görüşmeci. Ah bir de Başbakan’ın verdiği söz de öyle aman aman bir şey olsa…

 Bu arada Tayyip Erdoğan da 'yavru Gezi’ diyerek meseleye müdahil olma gereği duydu ve bu durum Davutoğlu’nu yine ters köşeye düşürdü. Ama burada asıl önemli olan Erdoğan’ın ülkenin içinde bulunduğu kırılmanın farkında oluşu bana göre. Kürdistan’da savaşı yükseltenlerin Batı’da da eli hiç rahat değil. Pek çok gerilim noktası öfkelerin birikmekte olduğuna işaret eder nitelikte. Davutoğlu ‘Asgari ücreti artırdık, vaatlerimizin yüzde 82’ini gerçekleştirdik’ dese de ortadaki devasa sorunlar da gösteriyor ki vaatler hiçbir şeye çare değilmiş. Artan enflasyon, asgari ücretteki zam farkı ödenmeyen işçilerin huzursuzluğu, artan işten atılmalar, güvencesizliğe, kiralık işçiliğe, kıdem tazminatı hakkının gaspına tepki göstermek için sokağa çıkmaya başlayan sendikalar, HES’lere, doğa talanına karşı çıkışlar sürekli ısınan bir sokağa işaret ediyor. Hal böyleyken Cerattepe’de yapılmakta olan doğa katliamının en ilgisiz insanın dahi insanın içini cıs ettiren halinden, Artvin halkının duyduğu öfkenin geçirgenliğinden çekinmemek mümkün değil.