Ortadoğu halklarına karşı savaş açılmıştır. Bu savaşa en hararetli bir şekilde katılan kişinin ismi ise AKP Genelbaşkanı Erdoğan’dır. Ortadoğu’da yaşayan halkların en geniş topluluğunu ise Araplar oluşturmaktadır. Erdoğan Araplara karşı savaşını emperyal güçlerinin yanında Libya’da başlatarak bu halkın yaşadığı birçok alana yayarken, bu saldırının merkezine ise Suriye’ye koymuştur. Suriye’de şimdiden yüzbinlerce insan yaşamını yitirmiş, milyonlarcası ise başkalarının kapılarında mülteci olarak yaşarken, birçok farklı gurubu birbirine karşı kışkırtarak, nifak tohumlarıyla buraları yaşanamaz hale getirmiştir. Suriye’deki trajedinin halen ne zaman duracağı ise bu kişilikten dolayı bilinmemektedir. 

Erdoğan kişiliği Osmanlı tarihinde kendisine en yakın gördüğü ya da örnek aldığı kişilik ve padişah, Yavuz Sultan Selim’dir. 

Yavuz Sultan Selim kimdir diye sorulacak bir soruya verilecek en kısa ve net cevap; 

a- Arap düşmanı,

b- Alevi düşmanı,

c- Êzîdî düşmanı,

d- Süryani-Keldani-Asur düşmanı,

e- Fars düşmanı, oluşudur. 

Arapların birinci dünya savaşıyla birlikte 22 parçaya bölünerek iradeleri kırıldığı doğrudur. Birbirine karşı düşman hale getirilerek zayıf düşürüldükleri de doğrudur. Aynı biçimde böl, parçala ve yönet politikalarıyla ciddi bir şekilde başkalarının güdümüne sokuldukları da doğrudur. 

Ancak bilelim ki Araplara karşı en büyük savaşı ve hatta Arapları sömürge altına alarak yıllar yılı kendilerine gelemez hale getiren kişi ise kesinlikle Erdoğan’ın kendisine örnek aldığı Yavuz Sultan Selim’dir. Y.S.Selim 24 Ağustos 1516 yılında Mercidabık, 22 Ocak 1517 yılında Ridaniye ve 24 Ocak 1517 yılında ise Kahire’ye girerek Memlukların varlığına son vererek, Abbasi Halifeliğini ise gasp ederek İstanbul’a getirmiştir. Ve yüz yıllarca, nasıl ve niçin Müslüman oldukları bile halen tartışmalık olan birilerinin başına geçirilerek, Araplara ve Müslümanlığa ne kadar zarar verildiği ise bilinmektedir. 

Zamanında Yavuz S. Selim Araplara karşı savaşını bir 24 Ağustos günü Mercidabık’la nasıl ki başlatmış ise benzer bir şekilde Suriye’yi işgal hareketini ise Erdoğan bir 24 Ağustos günü ile Cerablus’a saldırarak başlatmıştır. Bu işgalin bir şekilde sürdürülmek istendiği ise bilinmektedir. 

Alevileri nasıl katlettiği, nasıl katletme fermanları buyurduğu, Alevilere nasıl siyaset eylediği yani idam ettiği, o meşhur insanları yakma türüyle ihrak-ı binnar ettiği ise iyi bilinmektedir. Farslara karşı yaptıkları, Êzîdîlere, Süryanilere karşı yaptıklarını ise tarih belgeleri tek tek işlemektedir. 

Ve bilelim ki böyle bir kişiyi yani halklar düşmanı, halklar katilini işte Erdoğan kendisine örnek alıyor. Ve bu Erdoğan ismindeki kişilik bugün benzer bir şekilde tüm Ortadoğu halklarına saldırılarda sınır tanımıyor. Alevilere dil uzatmaları ortada. Araplara saldırılarını ifade ettik. Farslara düşmanlığını günlük görüyoruz. Kürt düşmanlığını soykırım temelinde yürüttüğü ise ağzından akan kandan görüyoruz. Ermenilere saldırıları, Süryanilere saldırıları derken tümden halklara düşman bir kişi olduğu herkesin malumu. 

Ortadoğu halklarına, onların değerlerine, dillerine, kültürlerine savaş açan böyle ruh hastası bir kişiliğe karşı bu toprakların yani coğrafyanın insanları refleks göstermeyecekler mi? 

Öncelikli olarak Arap halkını Arap coğrafyasını bu kadar kana boğan bir kişiliğe karşı tavır almayacaklar mı? 

Ya bu kadar ermeni ve Süryanilere hakaret yağdıran bir kişiliğe karşı bir duruş olmayacak mı? 

Günlük olarak İran’ı dünyaya hedef gösteren, Şialığı rencide eden, böylesine dengesi yerinde olmayan bir kişiliğe karşı tutum alma olmayacak mı? 

Êzîdîliğe onca hakaret eden, küçümseyen, alay eden bu ruh hastası kişiliğe karşı Êzîdîlerin tümü karşı çıkmayacak mı? 

Ya Kürtlere açıktan soykırım düzeyinde saldıran bir Erdoğan’a karşı topyekün olarak Kürtler mücadele alanına inerek karşı durmayacak mıdırlar? Dahası Erdoğan ile aynı cephede yer alıpta Kürt soykırımına evet diyen, işbirlikçilerin kuyruğuna teneke takıp Kürdistan’da dolaştırılmayacaklar mıdır? 

İşte tüm bu sorulara doğru temelde verilecek cevaplar tarih hafızasıyla birleştiğinde Yavuz Sultan Selimi kendisine örnek alan bir kişiliğin bölgemizdeki halklara karşı düşmanlığı daha iyi ve net görülecek, zamanında Yavuz Sultan Selim’e yeterince gösterilmeyen refleks bugün daha iyi ve güçlü bir mücadele ile gösterilerek, tarihin akışı değiştirile bilinecektir.