New York Times’ın en çok satan kitaplara dair 1950’lerden günümüze yaptığı analizler, cinsiyet eşitsizliğini gözler önüne seriyor. Veri gazeteciliğinde uzman olan Rosie Cima’nın tartışılan fikirleri görsel denemelerle açıklayan bir site olan The Pudding sitesinde kaleme aldığı yazıya göre, kadın kitapları 1950’lerde listenin dörtte birini oluşturuyordu. 60’lar ve 70’ler boyunca dalgalanma yaşayan bu değerler 90’lara kadar bir kazanım elde edemedi. 90’lar sonrasında ise sistematik bir şekilde yükselişe geçen değerler, yine de hiç bir zaman eşit bir analizle karşımıza çıkamadı.
Geçmişten günümüze yaşamın her alanında olduğu gibi cinsiyet eşitsizliği, yayın dünyasında da yerini almış görünüyor. Kuzey Amerika’da 2 milyondan fazla kitapla yapılan bir araştırma, kadınların yazdığı kitaplar ile erkeklerin yazdığı kitaplar arasında yarı yarıya bir fiyat farkı biçildiğini ortaya koydu. Erkek bir yazar 1 dolar kazanırken kadın yazarların aynı işten 77 cent kazandığı, bu gerçeği gözler önüne seriyor.
Bir başka dikkat çeken konu ise, kitap türlerinde kadınların daha az kitapla karşımıza çıkışı oldu. Hemen hemen her kategori erkek egemenliği altında başladı ve bu şekilde günümüze geldi. Bilim kurgu, politik, gerilim ve macera kitapları yayın hayatına girdiğinden bu güne erkek egemenliği ile kaleme alınmıştır.
Romantik türünde kitaplara baktığımızda 50’lerden sonra kadın yazarların bir çıkış yaptığı gözleniyor. Fakat tüketiciler “kadınlara göre” “geleneksel kadın türlerine ait” kitaplara daha az ödeme yapmayı seçiyor.
Yayın dünyasının ciddi bir yönlendirmesi ile ortaya çıkan bu eşitsizlik karşısında sosyal bilimciler, iktisatçılar kalıcı bir çözüm bulabilmiş değil.
HABER MERKEZİ