
SELMAN GÜZELYÜZ / MA / ANKARA
Yazar Kerem Bilen, 18 yıldır tutuklu. Trabzon E Tipi Cezaevi’nde tutulan Bilen’in uzun uğraşlar sonucu “Meşa Jiyanê (Yaşam Yolculuğu)” isimli Kürtçe romanı Aryen Yayınları’ndan çıktı. Yazar Fırat Can ise 2011 yılından bu yana tutuklu bulunuyor. Antalya L Tipi Cezaevi’nde tutulan Can’ın yazdığı “Umuda Bir Ülke” kitabı da Aryen Yayınları’ndan okuyucuyla buluşmuştu.
Her iki yazarın da kitapları raflarda yerini aldı; ancak kitaplar yazarların kendilerine yasaklandı. Kerem Bilen’in cezaevinde yazdığı “Meja Jiyanê”, Fırat Can’ın da “Umuda Bir Ülke” kitapları cezaevi yönetimi tarafından kendilerine verilmedi. OHAL ilan edilmesi ardından çoğu cezaevinde kitap sınırlaması getirilmiş, kitap girişinin tamamen yasaklanmasına kadar ihlaller gündeme gelmişti.
Vicdansızlık, haksızlık
Aryen Yayınları Editörü Mehmet Salih Erşari, şunları söyledi: “Bir yazara kendi kitabını vermemek, büyük bir haksızlık, vicdansızlıktır. Böyle bir uygulamanın zerrece tutarlı bir yanı yok. ‘Kitap yasağı’ bahanesiyle açıklaması yapılacak bir durum değil. Bu kitaplar dosya halinde, ilgili cezaevlerinin komisyonlarından geçmiş, üzerlerine cezaevi kaşeleri vurulmuş ve bu şekilde bize ulaşmışlardır. Ancak cezaevi idaresi, kendi onayıyla dışarıya çıkmış bir dosyayı, kitap olarak tekrar yolladığımızda kabul etmiyor. Bir yazara, yazdığı kitabı vermemek akıl almaz bir uygulama, bir vahşettir.”
Keyfi uygulamanın zirvesi
Uzun yıllardır cezaevindeki hak ihlallerini takip eden ve köşesine taşıyan gazeteci-yazar Hüseyin Aykol ise, ”Ancak bu kadar saçma bir yasaklama olabilir. Bu örnek keyfi uygulamaların zirvesidir. Cezaevlerindeki kitap yasaklamaları son dönemlerde çok fazla arttı. Ancak en abuk subuk yasaklama; yazarın kendi kitabının, kendisine verilmemesidir. Yazar zaten ne yazdığını biliyor. O yazılar zaten cezaevinden çıkmıştır. Ama kitap halinde kendisine verilmiyor. Ancak bu kadar saçma bir yasaklama olabilir“ diye konuştu.
Suriye rejimi teslim etti
Doğduğu Batman’dan İstanbul’a göç ettirilen yazar Fırat Can, 2011 yılının Nisan ayında Suriye rejimi tarafından tutuklandı ve Türkiye’ye teslim edildi. Antalya Cezaevi’nde tutulan yazarın “Mavi Ülke” isimli bir romanı da 2015 yılında çıktı.
Kendi yolculuğunu anlatıyor
Şırnak’ın Uludere ilçesinde dünyaya gelen yazar Kerem Bilen, köyleri yakılması ardından Güney Kürdistan’da bir süre yaşamını sürdürdü. Bilen, 1999 yılında PKK üyeliğinden tutuklandı. Cezaevinde kaldığı sürece edebiyat alanında çalışmalar yürüten Bilen, halen Trabzon Cezaevi’nde tutuluyor. Bilen, ilk kitabı Meşa Jiyanê’ye “Eğer yaşam yolcusu isen; hiç durma, yürü, her adım ve nefeste sen kendini göreceksin” başlıyor ve kendi yolculuğunu anlatıyor.
Şifre ha!

Da Vinci’nin Şifresi kitabını şifre sanıp cezaevine almadılar
Dünyaca ünlü yazar Dan Brown’ın Da Vinci’nin Şifresi isimli klasikleşmiş eseri Silivri Cezaevi’ne sakıncalı bulunduğu için alınmadı.
Konuyu gündeme CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş getirdi. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “Cezaevlerinden o kadar çok şikayet geliyor ki; neye yetişeceğimizi şaşırdık” dedi.
Birgün Gazetesi’nden Can Uğur’un haberine göre CHP’li Yarkadaş, dünyaca ünlü yazar Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” adlı kitabının Silivri Cezaevi’ne alınmadığını söyledi. Silivri Cezaevi’ndeki tutuklu ailelerinin kendisine bilgi verdiğini aktaran Yarkadaş, “Dan Brown’ın kitabının cezaevine alınmaması, tamamen keyfi bir uygulama. Bu adalette gelinen noktanın özetidir. Daha neler göreceğiz’’ yorumunda bulundu.
Bu sorunu ancak Dan Brown çözebilir
Yarkadaş şunları söyledi: “Silivri Cezaevi yönetimi, Da Vinci Şifresi adlı kitabı içeri alamayacaklarını söylemiş tutuklu ailesine... Sanırım kitapta şifre sözünü görünce huylandılar... Başka bir izahı yok çünkü... Yoksa, kitabı niye almasınlar? Sanırım bu sorunun cevabını Dan Brown Türkiye’ye gelerek çözebilir. Çünkü olan biteni anlamak için Dan Brown gibi bir şifre çözücünün olaya el atması gerekiyor... Dan Brown, Inferno yani Cehennem kitabında, kahramanını İstanbul’a yollamıştı. Serinin yeni versiyonunu Silivri’den bile başlatabilir... Yeni kitabın adını da Silivri’nin Şifresi olarak koyabilir...”