Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK KOM) yöneticilerine yönelik kriminalizasyon politikası yayılıyor. Baden Württemberg Eyaleti'nde Karlsruhe Emniyet Müdürlüğü'nün YEK-KOM Başkan Yardımcısı Bahattin Doğan'ın oturumunu iptal etmesinden sonra, aynı eyaletin sınırları içinde bulunan Heilbronn kentinde yaşayan YEK-KOM yöneticilerinden Ahmet Zeyrek ve Heilbronn Kürt Derneği üyesi Yılmaz Ataş da benzer uygulamalarla karşı karşıya kaldı. Kurumsal çalışmaları gerekçe gösterilerek oturumları ellerinden alınan Zeyrek ve Ataş'a zorunlu imza uygulaması getirildi ve Heilbronn'un dışına çıkma yasağı verildi. Uygulamanın mağdurlarından Ahmet Zeyrek 32, Yılmaz Ataş ise 16 yıldan beri Almanya'da yaşıyor.
Yaptığı bütün çalışmalar yasal olmasına rağmen, keyfi uygulamalarla 30 yıllık süresiz oturumuna el konulduğunu belirten Ahmet Zeyrek, haftada iki gün zorunlu imzaya tabi tutulduğu söyledi. Devletlerin Kürtleri kurban seçen kirli politikalarının hukuk ve adalet tanımadığını kaydeden Ahmet Zeyrek, kendilerinin yönelik uygulamanın kriminalizasyon politikasının ürünü olduğunu ifade etti. Kimliğinden ve mücadele anlayışından taviz vermeyeceğini dile getiren Zeyrek, çalışmalarının engellenmesini kınadı. Bir süre önce Kürdistan'da yaşamını yitiren kardeşinin taziyesinden dolayı bir kaç gün imzaya gitmediği için dava açılarak bin Euro para cezası verildiğini paylaşan Zeyrek, Strasbourg'taki açlık grevinde bulunan eylemcileri ziyaret etmesinin de engellendiğini aktardı. 
16 yıldan beri Almanya'da yaşayan Yılmaz Ataş da Kürtlerin etkinliklerine katıldığı gerekçesiyle Eyalet Yüksek Mahkemesi'nin(Mannheim BW Gerichtshofft) oturumunu vermediğini söyledi. Ataş, bugüne kadar katıldığı eylemlerin barışçıl ve demokratik taleplerle gerçekleştiğine, üstelik Alman yasalarınca müsaade edilen eylem olduğuna dikkat çekti. Oturum iptalinin yanısıra haftada bir gün imzaya da tabi tutulduğunu belirten Ataş, şöyle konuştu: "Türkiye'de Kürtlere yönelik KCK davası altında yapılan tutuklamaların bir devamı olduğunu düşünüyorum. İşte sözüm ona bu politikalarla Kürtleri korkutarak kendi mücadelesinden uzaklaştırmak, birliğini bozmak gibi Türklerin ekmeğine yağ sürüp ekonomik çıkarlarını daha da genişletmek istiyorlar."

Lüksemburg'a başvurdu
Almanya'daki hukuk yollarının tıkanması nedeniyle bu uygulamalara karşı Lüksemburg'ta bulunan Avrupa Mahkemesi'ne başvurduğunu kaydeden Ataş, halen devam eden bu davanın Kürtler açısından emsal olacağına işaret etti. Hiçbir baskının Kürtleri mücadeleden uzaklaştıramayacağını vurgulayan Ataş, şunları ifade etti: "Hiçbir gerekçe bizi mücadelemizden uzaklaştıramaz. Mücadelemiz tamamıyla demokratik, yasal kurallar çerçevesinde yapılan insani bir mücadeledir. Ülkede Türk askerinin yasağı gereği köyün dışına çıkamıyorduk. Almanya'da da Alman polisinin yasağından dolayı şehrin dışına çıkamıyoruz.''

Av. Dağdelen: Siyasi yaptırımdır

Avukat Emine Dağdelen, bu uygulamanın siyasi yaptırım olduğunu belirterek, hukuka ve düşünce/seyahat özgürlüğüne aykırılığının altını çizdi. Av. Dağdelen şunları söyledi: "Uygulamanın hukuki gerekçeleri Yabancılar Yasası'nın 54 Maddesi'nin 5. şıkkına dayanılarak veriliyor. Bu yasaya göre, herhangi bir terör örgütüne yardım ve destek vermiş bir kişi sınırdışı edilebiliyor. Hangi eylemler, bu yasaya göre destek olarak değerlendiriliyor ve bunun günlük hayattaki yankısı ve etkisi neler olacak? Bu yasaya göre yapılan yardımın kanıtlanmış olmasına gerek yok. Buna göre, bir zaman diliminde katılmış olduğunuz yürüyüşlerin siyasi içeriği; atılan sloganlar, taşınan pankart ve resimler değerlendirilerek, eylem herhangi bir illegal örgüt için destek olarak algılanabiliyor. Kişiye verilen en temel haklarından biri olan yürüyüş ve toplanma hakkı dolaylı yollardan kısıtlanıyor. Burada ifade ve düşünce özgürlüğüne zıt düşen bir durum oluşuyor. Siyasi düşüncelerinizi toplu halde dile getirdiğiniz bir etkinlikte atılan sloganlardan dolayı sınırdışı edilebiliyorsunuz. Bu yaklaşım ve kararlar demokrasinin ilkeleri olan ifade ve toplanma hakkını hiçe sayıyor ve elinden alıyor.''

Groth'tan kınama
Bu arada Sol Parti Federal Milletvekili Annette Groth, Baden-Württemerg Eyaleti Hükümeti'nin yaklaşımını yazılı bir açıklamayla kınadı. Aynı zamanda Federal Almanya Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü de olan Groth, açıklamasında şunları dile getirdi: "Ahmet Zeyrek ve Bahattin Doğan'nın oturum hakkının iptali hiçbir şekilde kabul edilemez. Eyalet Hükümeti, YEK-KOM'a karşı hakaret edici bir tutum sergilemiş oluyor. Süresiz oturum hakkının geri verilmesini talep ediyorum. YEK-KOM uzun yıllardan beri özel kültür programları, sosyal ve insan hakları konularında çalışmalar yaparak, Almanya'da yaşayan Kürtlerin sorunlarıyla ilgileniyor. Binlerce politikacı ve 100'ün üzerinde gazetecinin tutuklanmasının söz konusu olduğu bir dönemde, bu uygulamalar Türkiye Hükümeti için kötü bir sinyaldir."

SAİT ÖZTÜRK - HEILBRONN