Tüm dünyada her yıl 8 Mart’ta, kadınların yıllar önce; Amerika’da verdiği mücadelesini saygı ile anmak, mücadele verenlere bağlılığını belirtmek için temsili törenler yapılır. Bir günlüğüne kadınlar hatırlanır, onların da insan oldukları ve dolayısiyle insan haklarının oladuğu gündemleştirilir. O günden sonra da kadınlar açısından “eski tas, eski hamam” misali kadına uygulanan işkence, hor görmeler, aşağılamalar devam eder, bir sonraki 8 Mart’a kadar...
Son 25 – 30 yıldır kadınlar uyandı, uyanıyorlar. Kendi aralarında örgütleniyorlar. Yaşamın her alanında biz de varız diye sesleniyorlar. Siyasi olarak ordulaşanlar da var.
Ülkemizin Kürdistan coğrafyasında, son 30 – 35 yıldır bir savaş devam ediyor. Savaşlarda en fazla etkilenen ve zarar gören kadın ve çocuk kesimidir. Bu sav herkes tarafından kabul gören bir gerçek.
Özellikle Kürdistan coğrafyasında kadınlar, ülkede barışın sağlanması ve özgür bir ortamın oluşması için mücadelenin ön saflarında yerlerini almış durumdalar. Bedel ödenmeden özgürlüğe varamayacağının bilincindeler.
Geçtiğimiz yıl Kobanê direnişi ile Kürt kadını dünya kadınlarının ilham kaynağı oldular. Tüm dünyada “Kobanê Direniş Günü Kutlaması”, Kürt kadınının gösterdiği özgürlük mücadelesinin sonucundan alındı.
Hepinizin bildiği gibi tarih derslerle doludur. Tarihi okuyup ondan ilham alamayanlar başarı sağlamadıkları gibi, halkların gözünde madara duruma düşmekten kurtulamazlar. 19. Yüzyılda yaşamış kadın ana Zehra Bacı’nın “…Nakıstan (Nakıs :eskik) mı geldi Ahned-i Muhtar / Nakıszade midir Haydar-ı Kerrah / Ananıza nakıs demeyin zinhar /Tesir eder size bedduaları.” Dörtlüğünde haberdar olsaydı Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadın fıtratında erkekle eşit değildir” ve “kadının görevi sadece çocuk duğurmaktır, sokakta ne işi var? Evde oturmalı“ der miydi?
Ama Kürt kadını olması gereken yerde. Kadın erkek ayırımını yapmadan onurlu bir yaşam için mücadelenin ön saflarında yer alarak 8 Mart’ı tarihe altın harflarla yazdıran kadınların izinden yürüyorlar. Rozarinlerin, Zilanların, Gurbettellilerin, Besimelerin ve adını yazamadığım onlarcası hayatıyla mücadele veren kadınların mirasına sahip çıkıyorlar, onları sayğı ile anmış oluyorlar.
IŞİD, AKP’nin her türlü desteğiyle, Kobanê’ye ve Şengal’a girdi. Şengal’ın binlerce kadınını götürüp esir pazarlarında sattı. Ve yüzlercesı halen ellerinde. Başta AB olmak üzere dünya seyirci kaldı.
AKP, Kürt kadının bilincini kırmak için, özellikle kadınlara özel işkenceler yapıyor. Bunları anlatmaya dilin varmıyor. Sadece basına yansıyanlara değinelim: Daha once öldürdükleri Kürt kadının çıklak halini caddelerde gezdirdiler. Geçenlerde de öldürülen Kürt kanın çıklak fotoğrafını sanal dünyaya servis yaptılar.
Ama Kürt kadını pes etmiyor. Savaş hukukunu tanımayan bu tür düşmandan her şey beklenir diyor ve mücadelesine devam ediyor. Ülkede ve diyasporada örgütleniyor, onurlu bir yaşam için.