TBMM’nin yeni dönem çalışmaları başladı. Blok milletvekilleri üç aylık boykot kararından vazgeçerek görev yapacakları alana geri döndüler. Kayıtlarını yaptırıp, yemin ederek yasama görevlerine başladılar. Böylece TBMM beş eksiğine rağmen nur topu gibi yeni bir gruba sahip oldu.
TBMM’nin bu dönemde temel görevi “1982 tarihli kışla nizamnamesini” kökten değiştirerek, yeni demokratik bir anayasa yapmak, yapılacak yeni anayasa bağlamında “Kürt sorununu” demokratik, siyasal yollardan çözüme kavuşturmak olmalıdır. Özlem budur. Ancak bu özlemin gerçekleşebilme olanağı ne kadardır? Bunuda zaman ve Kürt sorunundaki gelişmeler gösterecektir.
Cumhurbaşkanı Gül’ün meclisin açılışında yaptığı konuşma geçen yıl yaptığı konuşmanın gerisinde bir konuşma. Gül konuşmasında yeni yapılacak anayasanın “Hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin mührünü taşımamalıdır. Yeni anayasanın taşıyacağı tek mühür milletin mührü olmalıdır” diyor. Bu güne kadar yapılan anayasaların hepsi TC devletinin “bölünmezliği ve birliği” mührünü taşımaktadır. Buna çok ünlü, Kürtlere özerlik tanıdığını(!) iddia ettiğimiz 1921 anayasasıda dahildir. Ancak “devletin bölünmezliği ve birliği” mührü bu güne kadar Türkiye’nin sorunlarına çözüm getiremediği gibi, seksenbeş yıl boyunca ne Kürtlerin inkar ve imhasını önledi, ne de açılan yaraları pansuman edebildi.
Yeni anyasa çalışmalarını başlatabilmek için mecliste grubu bulunan partilerden gösterilecek üçer kişilik üyelerden oluşacak bir komisyonun oluşması hedefleniyor. Komisyonun isminin ne olacağı henüz tam belirlenmemiş. Oluşturulacak olan komisyonda her konuda anlaşma sağlanması mümkün olmayacaktır. AKP-CHP-MHP’li üyeler anayasanın değiştirilemez olduğu iddia edilen ilk üç maddesi konusunda birlikte hareket ederken, BDP’li üyeler değiştirilemezlik ilkesine sanırım karşı çıkacaklardır. Geçmiş anayasalardaki değiştirilemez maddeler Kürtlere statü tanınmasına engeldir. Kürtlerin ise yanlış değil isem artık statüsüzlüğe tahammülleri bulunmamaktadır.
Cumhurbaşkanı Gül mecliste yaptığı konuşmada yeni anayasanın “özgürlükçü bir zihniyeti temsil etmesi”, ”evrensel standarları ölçü alması”, ”herkese eşit vatandaşlık” ilkelerini içinde barındırmasını isterken ”cumhuriyetin temel ilkelerinden” taviz verilmemesini de istiyor.
Cumhuriyetin temel ilkelerinden taviz verilmeden yapılacak yeni anayasa “özgürlükçü bir zihniyeti” nasıl temsil edecek, ”evrensel standartları” nasıl esas alacak, ”herkese eşit vatandaşliğı” nasıl sağlayacak, anlaşılır değildir.
Demokratik bir anayasa yapmak için toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği kurucu bir meclisin oluşması gereklidir. Böyle bir meclisin oluşması bugünkü koşullarda  mümkün olmadığı için toplumun tüm kesimlerinin yeni anayasa konusunda görüşlerinin alınması gerekir. İşverenlerin, sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin ve de Kürtlerin (Tüm Kürt çevrelerinin).

Yeni yapılacak anayasanın belli bir zaman sürecinde yapılmasını zorlamak yapılacak anayasanın ısmarlama, antidemokratik bir anayasa olmasından başka bir şey sağlamaz. Ne diyelim başta BDP grubu olmak üzere kolay gelsin. Şimdilik bu kadar, görüşlerimizi ileride daha detaylı olarak açıklamak fırstını buluruz herhalde.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 5 Ekim 1962 günü Suriye’de yapılan nüfus sayımında 120.000 Kürt yabancı (ecnebi) olarak kayıt edildi. Bu gün halen 250.000 dolayında Kürt yabancı statüsünde bulunuyor. Pasapor alamıyor, resmi olarak evlenemiyor, mülk sahibi olamıyor
* 8 Ekim 1997 tarihinde kürt basınının unutulmaz ism, ARGK militanı Gurbeteli Ersöz Gare’de bir tank saldırısı sonucu 25 arkadaşı ile birlikte şehit düştü.
* 9 Ekim 1998 günü PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan uluslararası bir komplo sonucu Ortadoğu’yu terk etmek zorunda kaldı.
* 1919 ve 1930 başkaldırılarının öncüsü Şex Mehmud Berzenci 9 Ekim 1956 tarihinde Bağdat’ta yaşamını yitirdi.