Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmasına son verildi. Sonuç şaşırtıcı değil ama tepkiler muhtelif ve kimi umut kırıklıkları var. Lakin, neye inanıyorsanız onun aşkına; her türlü hukuk, kanun kural hükmünü yitirmişken, her gün katliamlara uyanırken, parlamento ve toplum sert bir kutuplaşma içindeyken hangi mutabakata dayalı bir yeni anayasa? Müsait bir ortam, güçlü bir toplumsal talep, insan haklarını özgürlüklerini demokrasiyi esas alarak anayasa yapmak isteyen bir hükümet ya da muhalefet var da ya da HDP tek başına bu işi kotaracak, hiç değil zorlayacak güçte de, biz mi göremiyoruz?

24. dönem yani bir önceki yeni anayasa çalışmalarını herkes anımsar eminim. AKP'nin bu derece kopmadığı bir dönem olmasına rağmen yirmi beş ayda sadece 60 maddede uzlaşılabilmişti ve bu maddeler arasında hak ve özgürlüklere dair önemli maddeler yoktu. Ve hükümetin saçma sapan itirazları arasında bu çalışma da nihayete varamadan ömrünü tamamlamamış mıydı?

O günden bu yana çok şey değişti evet, ama gidişat hep başaşağı oldu. AKP gerdikçe gerdi, zalimlikte sınır tanımadığını ispat etti, etmeye de devam ediyor halen. Üstelik açıktan yapıyor katliamlarını. Silopi'de, Cizre'de, Sur'da katletti, yaktı, yıktı, şimdi sıra İdil'de. AKP Kürtleri sadece fiziken katletmekle de kalmıyor, bölgenin demografik yapısını ve dolayısıyla etnik ve siyasi yapısını değiştirmeyi hedefliyor, bunu hazırlıyor. 

Meclis çatısı altında da aynı uzlaşmaz tutumunda ısrar ediyor. Resmi çalışmalarda dahi pervasızca saldırıyor Kürtlere ve HDP'ye. Bir yandan; yeni anayasa için uzlaşma komisyonu deyip bir arada olacaksın, bir yandan; katil, terörist, meclise gelme dağa git diyeceksin. Daha bir hafta evvelki Plan ve Bütçe komisyonu toplantısı sırasında AKP'li bakan Süleyman Soylu'nun Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve HDP'li vekilleri hedef alan, katil ve terörist ithamını kimse unutmamıştır herhalde. 

Komisyon tutanaklarını incelemek pek çok ayrıntıyı yakından görmeye olanak sağlıyor gerçekten. Bu yüzden bu konuda kesin yargılara varmadan mümkünse incelemenizi öneriyorum. 12 gün üç toplantılık ömrü olabilen Anayasa uzlaşma Komisyonu tutanaklarını incelediğinizde de çalışmaya son noktayı koyanın CHP'li vekiller değil AKP'li meclis başkanı olduğunu göreceksiniz, hem de tartışmaların önünü keserek. CHP'nin, var olan anayasanın ilk dört maddesini ve başkanlık önerisini kapsam dışında tutma ısrarına karşılık, AKP'nin de başkanlık tartışmasını başa yerleştirme ısrarında olduğu ve başka bir şeyle oyalanmak istemediği hatta yeni anayasadan muradının Tayyip'in başkanlığını anayasal güvenceye bağlamak olduğu açık. Toplantıdan iki gün önce Tayyip ile Meclis başkanının iki saat süren bir görüşme yapmalarına ve bu toplantıdan sonra Meclis başkanının uzlaşma aramaksızın komisyon çalışmasını bitirmesine de özel bir anlam yüklenmeli bence. 

İktidar, hedefleri konusunda çok tutarlı davranıyor. Bu ün AKP için de, Tayyip için de hedefleri dışında kalan herşey teferruat. Ayanayasa da olsa teferruat, devlet kurumları da olsa teferruat, yargı da olsa teferruat. Tayyip "Anayasa beni bağlamaz" diyerek başı çekti hatırlarsınız. Ardından Davutoğlu'da benzer bir açıklama yaptı. Şimdi de devlet yetkisini kullanabilecek olanlara aynı telkinde bulunuyor. Daha doğrusu kanun kural tanımayın diye talimat veriyor. Ocak sonunda yaptığı mülki amirler toplantısında "mevzuatı bir kenara koyun" demişti, üç gün önce de kaymakamlara hitaben "kendini mevzuat hazretlerine mürit yazdıran kaymakamın belki başı ağrımaz ama eseri de olmaz" dedi, daha ne desin? Peki siz, bunu diyenin kendisini bağlayacak bir anayasaya niyeti var diyebilir misiniz? 

Ya da, "Türkiye’de artık Türkiye Büyük Millet Meclisi diye bir kurum yoktur. Ya kapalı ya da AKP grubu tarafından işlevsiz hale getirilmiştir" dedikten sonra, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaya devam etsin, AKP'nin başkanlık önerisini de bir görüp tartışalım, barışa katkı sunacak bir yeni anayasa yapalım, yaklaşımına ne dersiniz? Bana biraz tirajik geldi de.