
Bilindiği gibi Hicret’in 61’inci yılında Muharrem ayının onuncu günü (10 Ekim 680) Bağdat’a yakın Kerbela’da İslam ve hatta dünya tarihinin en acı katliamlarından biri yapıldı. Peygamberin torunu, Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin ve yakınları, Muaviye’nin oğlu Yezid’in zebanilerince uzun bir susuzluk döneminden sonra katledildiler. Kadın/erkek, yaşlı/genç/çocuk kılıçtan geçirildi. O sülaleden kimseyi sağ bırakmamaya yeminli kara kafalılar Hüseyin’in bebek yaştaki oğullarını bile katlettiler. Onların sığındıkları çadırlar yağmalandı, kadınlar/kızlar paylaşıldı.
Otuzüç mızrak, otuzdört kılıç darebesiyle yerlere serilen Hüseyin ayağa kalkıp direnişe devam etmeğe çalışırken Ömer’in 'Başını kesin!’ emri üzerine Şimr isimli bir katil kanlar içinde çırpınan Hüseyin’in başını canlı bedeninden kopararak dört nalla Ömer’e yetiştirdi. Ömer kanlı mızrağa takılı Hüseyin’nin kesik başını katliamcı sürülerine göstererek: ''İşte, işte bu bu gördüğünüz, Yezid’in önünde eğilmeyen Hüseyin’in başıdır. Allah’a şükürler olsun ki, görevimizi yerine getirmeyi, Allah bizlere nasip etmiştir!'' dedi ve böylece bu canavarlığa Allah’ını da ortak etti.
Bu zulme karşı Hüseyin, "Her isteyen istediğine boyun eğdirirse, boyun eğmeyenlerin hali nasıl olacak? Ben de boyun eğerim ama bilirim ki, Yezid’in önünde boyun eğersem, zalimlik azalacağına çoğalacaktır" diyordu. Zalimlik çoğalmasın diye inanmışlık hep direndi. Dersim örneği büyük/ağır acılı Kerbelalar yaşandı. Maraş/ Çorum /Sivas /Gazi /Gezi ve diğerleri aslında her biri bir Kerbela’dır!
Kan/katliam üzerinden saltanat sürdüren zalimlik zulmetmeğe devam ederek yeni Kerbelalar yaşatıyor! Zira yaptıkları yanına hep kar kaldı! Zulmün faturası çıkarıldı ama hesabı sorulmadı! Katliam sürülerini acıtacak küçük bir taş bile atılmadı. Ulu Divan’da hesap sormaya sığınarak ağlamayı/sızlamayı ve gözyaşını çocuklarına acı bir miras bırakarak geçip gittiler!
Bu yakarış Seyit Rıza’nın ''Beşikteki çocuklarımız bu zulmün hesabını soracaklar'' vasiyetinin can bulmasına kadar devam etti! Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan aylar önce ''Biz bir Kerbela Hareketi’yiz'' diyerek 30 yıllık direnişin dünya genelindeki rolüne dikkati çekti. Ve bugün ayni topraklarda soykırım çemberine alınmış yeni bir Kerbela’yla karşı karşıyayız! Kobanê! Tıpkı Allah adına Hüseyin’in başını kesen cehennem itleri yine Allah adına sınırsız bir katliama başlamışlardır! Yezidler kendilerine sunulacak mazlumların başlarını saymakta! Direnişin öncü gücü Kürt savaşçıların kazanımını içine sindiremeyen ve yüzyıldır kimlik/kültür soykırımıyla halkları katleden zihniyetin bekçisi Erdoğan orası 'Ayn el-Arap’ olup 'Araplarındır’ hükmüne vardığına göre tarihi ismi yüzyıllar 'Konstantinopolis’ olan İstanbul’u da sahiplerine teslim etmesi gerekir!
Kerbela’da olduğu gibi Kobanê de bütün insanlığın ortak acısı olmaktadır! Kan donduran bu vahşeti/barbarlığı tekrarlamaya gerek yok! Ancak inanmışların direnişini sergileyen Hüseyin gibi, son mermiyi bedenine saklayarak tarihe destan kaydeden özgürlüğe inanmışlar cephesine/ordusuna, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bu muharrem/matem günlerinde de güç vererek yeni Kerbelaların önüne geçmek gerekmektedir!
Kobanê direnişi Hüseyin ve inanmışların Kerbela’daki direnişidir! Mazlumla zalimin savaşıdır! İnsan ve insanlığın yaşam kavgasıdır! Zafere yeminli bir direniştir! Zaferle taçlanması yakın olan bu direniş, zulmeden zalimlerin de sonu olacaktır! Bu yılki Aşure’miz Kobanê için olsun!