7 Haziran seçimleri Türkiye tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. AKP’nin tek parti-tek adam diktasına dur denilmiştir. AKP liderleri, bunu bir felaket ve kaos gibi göstermeye çalışıyorlar. Seçim döneminde de, Erdoğan her türlü kuralı çiğneyip sahneye çıktı. Bütün devlet olanakları ve havuz medyası borazanlığıyla tek parti-tek adam rejimini empoze etmeye çalıştı. Bunu garantiye almak için de, HDP’yi her yolla susturmayı amaçladı. Emrindeki medya her türlü kışkırtmayla psikolojik savaşı şiddetlendirirken, emrindeki tetikçi çeteleri de sokaklarda kanlı saldırılara giriştiler. HDP liderlerine suikast girişimleri sürerken, Mersin ve Adana’da parti binalarına, Diyarbakır’da ise mitingteki halka yönelik bombalı katliam girişimleri yapıldı. Bütün bunlara rağmen HDP oyları iki katından fazla arttı ve barajlar yıkıldı. AKP oyları ise hızla düştü ve AKP’nin tek parti iktidarı çöktü. Seçimlerin en önemli sonucu budur. Halk, yıllardır çözüm-barış diyerek kendisinden oy alan AKP iktidarının çözüm sürecine ihanetini affetmedi. Kürt illerinde AKP’yi sıfırladı. Demokratik Çözüm mücadelesini sürdüren ve bütün ezilenleri birleştiren HDP ise barajı yıkıp geçerek, meclise güçlü biçimde girdi.
Egemen sınıflar, ezilenleri hep bölüp parçalayıp birbirleriyle çatıştırarak diktalarını sürdürürler. Bölgemizde de, ülkemizde de bunun canlı örneklerini yaşadık, yaşıyoruz. Geçmişten beri sol-demokrat güçler ezilenleri bir araya getirmeye çalıştı. Bunun tarihi bir hayli eskidir ve birçok örneği vardır. Ne var ki yakın zamanlara kadar kalıcı bir mücadele birliği oluşturulamadı. Bunun nedenleri ve sonuçları ayrı ve uzun bir tartışma konusu olabilir. Ama son yıllarda, önce Halkların Demokratik Kongresi toplandı. Sonra bu kongre zemininde Halkların Demokratik Partisi oluştu. Farklı örgütsel yapılardaki tüm ezilenler HDP’de birleşti. Bütün ezilenlerin kendi istemleri ve kimlikleriyle bir araya gelip ortak bir program oluşturmalarıyla yeni bir devir açılmış oldu. Yeni Yaşam projesi bütün ezilenlere eşit-özgür yaşam yolunu açıyordu. HDP’nin kuruluşuna çeşitli gerekçelerle burun bükenlerin ya da karşı çıkanların haksız olduğu anlaşıldı. Ezilenler büyük bir coşkuyla HDP ve Yeni Yaşam projesine sahip çıktılar. HDP’nin bütün seçim çevrelerinde, bütün toplumsal kesimlerde oylarını arttırması ve ilgi odağı olması bundandır. Artık HDP, sadece kendisine oy verenlerin değil, bütün ezilenlerin de temsilcisi ve umududur. Dolayısıyla bütün politikalarında bunu göstermelidir.
Seçim sonuçları tek parti diktasına son verdi ve hiç bir partiye tek başına iktidar olanağı vermedi. AKP’liler başlangıçta bunu felaket-kaos gibi gösterdiler. Oysa tek parti iktidarları çok yararlı olsalardı, hiç yıkılmazlardı. Tarihe ve çevremize bakarsak tek parti iktidarlarının tümüne yakını bir diktaya dönüşmüş ve ülkelerini harabeye çevirip yıkılıp gitmişlerdir. AKP iktidarı da, güvenlik yasalarıyla, özel savcıları ve mahkemeleriyle tam bir dikta rejimine dönüşürken halk tarafından yıkılmıştır. Şimdi AKP de seçim sonuçlarına uyum göstermeye çalışıyor. Çünkü onlar da kendi hesaplarına bir koalisyon arayışındadır. Bu durum bütün ezilenler için de bir şanstır.
Bölgede ve ülkede yüz yıllık statüko yıkılıyor. Eski sistemin, statükonun, vesayetin sürdürülmesi olanaksızdır. Zaten halk da eskiye hayır, diktaya hayır, yeni yaşama-demokratik çözüme evet demiştir. Partiler ve yeni meclis halkın bu tercihlerini dikkate almak zorundadır. Sanki seçimler hiç yapılmamış ve halk tercihini ortaya koymamış gibi eski sistemi sürdürmek olanaksızdır. Halkın tercihini ortadan kaldırmak için bazı tetikçi çetelerini halkın üzerine sürmek de bozguna uğrayacaktır.
Koalisyon kurulurken bütün bunlar dikkate alınmalıdır. Kurulacak ve biçimsel olarak 276 güvenoyu alacak her hükümet bu ülkeyi yönetemez, birikmiş sorunları çözemez. Kurulacak koalisyon halklarımızın demokratikleşme ve çözüm istemlerini gündemine alırsa bir anlamı ve kalıcılığı olacaktır. Yoksa, eskide direnirse esas kaos o zaman başlayacaktır.
Koalisyon arayışları sürerken, bütün partiler bu gerçekleri görmek ve kabullenmek zorundadır. Yoksa gerçekçi bir çıkış yolu, demokratik bir çözüm bulunamaz. Seçim öncesi her yöntemle HDP’yi susturmaya çalışanlar, hala bu niyetlerinden vazgeçmiş değiller. Yeni yol ve yöntemlerle HDP’yi baskı altında tutmaya ve etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. Oysa uzun yıllardır mecliste ne HDP, ne de başka bir demokratik eğilim vardı. Mecliste tekel kuran statükocu partiler, ülkenin hiç bir temel sorununu çözemediler. 12 Eylül rejimini, anayasasını ve kurumlarını esas alarak dikta rejimini körü körüne savunup ayakta tutmaya çalıştılar. Ama kar etmedi. Sonuçta 12 Eylül rejimi anayasası, partileri ve tüm kurumlarıyla iflas etmiş bulunuyor. 7 Haziran seçimleri bu iflasın belgesi ve ilanıdır. Halk statükonun iflasını ilan ederken, HDP’ye verdiği oylarla çözüm yolunu da göstermiştir. Bütün siyasi partiler ve devletin bütün kurumları bu mesajı görmeli ve iyi anlamalıdır. HDP’nin bu kadar ağır bedeller ödemeyi göze alıp meclise girmesi ve mecliste kalmak istemesi tüm halkların lehine olan demokratik-siyasi çözüm yolunun tercih edilmesi demektir. Bu yolun başarısı içindir. Halkın HDP’ye desteğinin anlamı da budur. HDP bu çabalarına rağmen saf dışı edilmek istenirse, halk bunu affetmeyecektir. Bu siyaseti sürdürenler de, kim olursa olsunlar, AKP’nin akıbetini paylaşacak, HDP ise her geçen gün güçlenerek halkların özgürlük mücadelesini başarıya götürecektir.