Çember daralıyor. Erdoğan’ın, "deli Pedro“ya kadar uzanan dayanılmaz tipolojisi, Türkiye’de dayanılır hale getirildi.

Ekmek ve güvenlik birimleri "sigortalı“ toplum, Erdoğan sisteminin başaşağı gitmesinden şimdilik bihaberdir.

Bunun "insanlığın yıkıcı anatomisi“ (Erich From) akrabalığı var.

Rejim, insanın kendisini yıkmasını sistemleştiren mekanizmalar geliştirdi.

Türkiye’de, "bize tecavüz ettiler, size ne oluyor?“ dendi.

"Kanda banyo yapma“ düşüncesi, DAİŞ‘e paralel yükselen, Saray sloganıdır.

"Namaz kılmayan hayvandır“ belirlemesi, Türkiye’nin gireceği karanlık döneme işaret ediyor.

"Çocuk doğurmayan“ın kadın olmadığıyla ilgili düşünce, Nazi dönemine denk düşen "Turancılığın“ biyolojik-ırkçı devamı oluyor.

Abdes suyuyla yüz yıkamayı, Allah’ın lütfu addeden sosyal sapık fikirlerin üretildiği yer Türkiye’dir. 

Erdoğan’ın, histerik çıkışları, Allah’ın ilhamı olarak telaki ediliyor.

Saray’dan açıklanan her saçmalık, vahi sayılıyor.

Dünyevi mantığa sığmayan her "delilik“ Türkiye’de, insanlığın yolunu açan bir çığır gibi gösteriliyor.

Bunu Türkiye’deki insanlara kanıtsatmak için, İslami entelektüeller devreye giriyorlar.

Kolonyal faşizm, Türkiye’deki insanlara entelektüeller tarafından enjekte ediliyor.

Bu virusun taşıyıcılarından biri olan ve;

Erdoğan’ı dünyanın beklediği "Önderlik“ olarak lanse eden İsmail Kahraman, çıldırmadı.

Erdoğan’ın son görüntüsüne ayna oldu.

Erdoğan ve AKP’nin düzenlediği ve onbinleri "kucaklayan“ iftar sofraları, "mübarek günlerin“ önderlerinin bir ilhamı olarak görüntüleniyor.

Bu küçük sahada beklenen "önderlik“i dünyaya "önder kılmak“ isteyen Kahraman, aslında, silah ve ekmek olmazsa, Erdoğan’ı omuzlarında taşımak mecburiyetinde kalmayacak, kitleleri kaybetmeme korkusu taşıyor. 

Erdoğan Kürdistan’da hafiye bir eleman gibidir artık.

Cumhurbaşkanı,  Kürdistan’da gizli hareket ediyor.

İftar sofrasına katıldığına dair haberler, Kürdistan’dan ayrıldıktan sonra veriliyor.

Korkusunun Gerilla atış sahasına girmesi olduğuna inanmıyorum.

Şırnak’taki Erdoğan, İran, Irak, İsrail ve Rusya’nın atış menzilindedir.

Siyasi forsu Sur’da bitti.

Kabadayılık kudretini, Şırnak’daki "gizli iftar“da yitirdi.

Yıkılan, yakılan Kürdistan kentlerine bakınca;

Erdoğan’ın bu harabelere gömülü olduğunu düşünüyorum.

"Yeni bir dönem başlayacak“.

Çünkü, yolun sonuna gelindi.

"Artık bundan kötüsü ne olabilir ki“ düşüncesinin belirtileri, dayanılması mümkün olmayan bir yaşama işaret ediyor.

Dünyanın zengin ülkeleriyle, en yoksul halklarından biri olan Kürdistanlıların, karşı olduğu adam Erdoğan’dır.

Bu paradoks, hem "tehlike barındıran“ ancak Erdoğan reriminin sonunu getirebilecek bir hamleye işaret ediyor.

"İkinci bir Erdoğan çıkar mı“ sorusuna sempatiyle bakmıyorum. Tarihin hiçbir dönemi, eskisi gibi olmaz, gelecekte nelerin olacağına, yarından itibaren sahneye çıkacak toplumlar karar verirler.