
Amed GÖÇ-DER Başkanı Vecih Aydoğdu, askeri operasyonlar ve yasak bölgelerin yeni bir göç dalgası kaygısı uyandırdığını belirterek, operasyonların durması ve yasakların kaldırılması çağrısı yaptı.
Amed Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Amed GÖÇ-DER) 2006 yılından bu yana her yıl Haziran ayının 3. haftasında düzenlediği "Göç Haftası" etkinlikleri kapsamında dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Aydoğdu, 14 Haziran 1934 tarihinde çıkarılan 2510 sayılı Mecburi İsk‚n Yasası'nın 21 Haziran 1934 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, 1934 yılında çıkarılan mecburi İskan Kanunu'nun birkaç değişiklik geçirdiğini ve hala yürürlükte olduğunu söyledi. Aydoğdu, "Bu yasaya göre devletin uygun görmesi halinde yurttaşlar bulundukları yerlerden bir başka yere zorunlu olarak göçertilip mecburi iskana tabii tutuluyorlar. Mecburi İskan Yasası'nın uygulanması neticesinde yüz binlerce yurttaşımız doğal yaşam alanlarından sökülüp bilmedikleri, tanımadıkları yerlere zorunlu oturmaya tabi tutulmuştur" dedi.
'Operasyonlar göç dalgası oluşturur'
Zorunlu göçün 1987 yılında başladığını belirten Aydoğdu, OHAL ile sistemli ve kapsamlı bir hale getirildiğini ifade etti. Aydoğdu, "Yaptığımız araştırmaların ortaya koyduğu verilere göre, bu süreçte 4 bine yakın köy yakılıp-boşaltılmış, 3 milyonu aşkın insan yerinden edilmiştir" dedi. Bu uygulamaların halen devam etmekte olduğunu belirten Aydoğdu şöyle konuştu: "Sürdürülen operasyonlar ve askeri yasak bölgelerin ilan edilmesi, yayla yasaklarının uygulanması gerek bizleri gerekse bu alanlarda yaşayanlar üzerinde yeni bir göç dalgası kaygısı oluşturmaktadır. Biz Amed GÖÇ-DER olarak operasyonların derhal durdurulması ve askeri yasak bölgelerinin serbest kalmasını istiyoruz."
GÖÇ-DER'in talepleri
Akdeniz Göç Der, Göç Haftası nedeniyle Mersin Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenledi. Akdeniz Göç-Der Eş Başkanı Sosyolog Menice Ürün derneklerinin taleplerini sıraladı:
- Devlet zorunlu göç olayının neden ve sonuçlarını doğru bir biçimde değerlendirerek, geçmişiyle yüzleşmeli, hükümetler kendi sorumluluğunu kabul etmeli ve zorunlu göç mağdurlarından özür dilemelidir.
- Barışın ve toplumsal bir uzlaşmanın gelişebilmesi için askeri operasyonlar, şiddet ve çatışmalı ortam son bulmalı, siyasi soykırım operasyonlarına vazgeçilmeli, bu kapsamda tutuklanan yerel yöneticiler ve politikacılar derhal serbest bırakılmalıdır.
- Uluslar arası yasalarca yasaklanan her türlü mayınlar yalnız sınır bölgelerinde değil bütün ülke topraklarında temizlenmeli ve bir daha kullanılmamak üzere imha edilmelidir.
- Geriye dönüşler önündeki engeller kaldırılmalı. Boşaltılan yerleşim yerleri yeniden imar edilmeli ve bir suç örgütüne dönüşen koruculuk sistemi derhal kaldırılmalıdır.
- Şark islahat Planı gereği adları değiştirilen köy, kasaba ve kentlerin adları iade edilerek, gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
- Mezopotamya halklarının ortak tarih ve kültür mirasının sembolü olan Hasankeyf'i su altında bırakacak Ilısu Barajı projesinden vazgeçilmelidir.