Yeni lider atamak, sorunların en küçüğü

Forum Haberleri —

Mücteba Hamaney/foto:AFP

Mücteba Hamaney/foto:AFP

  • İran'da bazı güçler, savaş zamanında görece deneyimsiz bir akrabaya iktidar verilmesinin yıkıcı olacağını düşünüyor. Mücteba, babasının ofisinin iç işleyişine hâkimdi ve şimdi onun yenilenmiş bir versiyonu olarak sunuluyor.

* PATRICK WINTOUR-Çeviri: Yeni Özgür Politika

Öldürülen babasının yerine yeni İran dini lideri olarak Mücteba Hamaney'in seçilmesi, rejimin muhafazakâr sürekliliği anlamına geliyor. Bu, aynı zamanda veraset ilkesinin, dini liderlik makamının babadan oğula geçmesini öngörmeyen ideolojiyle nasıl uyumlu olacağı sorusunu da gündeme getiriyor.

Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları Ordusu'nun adayıydı ve resmi atamasından saatler sonra, Irak Savaşı'nda 17 yaşındayken cephede yer aldığı eski görüntüler yayımlandı. Bu sonuç, savaş koşullarında kararın ertelenmesi gerektiğini savunan reformcular için bir yenilgi daha oldu; en azından 88 üyeli Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hoşgüzeş) tam katılımla toplanana kadar.

Eski reformist Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, böyle bir seçimin ulusal birliği korumanın zorunlu olduğu bir dönemde dikkat dağıtıcı olacağını savunmuş; herhangi bir açıklamanın “kamuoyunun kutsal savunma (defa-i mukaddes) üzerindeki odaklanmasına zarar vermeyecek uygun bir zamanda” yapılması gerektiğini söylemişti. Hamaney'in destekçileri ise toplantıya yönelik tehdidi gerekçe göstererek Uzmanlar Meclisi'nin yüz yüze toplanmasının zorunlu olmadığını, sekreteryasının uzlaşının sağlandığını ilan edebileceğini ileri sürmüştü. Uzmanlar Meclisi üyesi Hüseyin Ali İşkevari, resmi sonuç açıklanmadan kısa süre önce “Hamaney'in adı devam edecek” dedi.

Mücteba Hamaney'in seçimi, kendisini “kabul edilemez” olarak niteleyen Donald Trump tarafından muhtemelen reddedilecektir. ABD Başkanı, seçimde belirleyici rol oynamakta ısrar etmiş; İsrail ise bir sonraki dini lideri ve onu seçenleri öldürmekle tehdit etmişti.

İran'da bazı güçler, savaş zamanında görece deneyimsiz bir akrabaya iktidar verilmesinin yıkıcı olacağını düşünüyor. Bunlar, savunma çabalarının silahlı kuvvetler ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin deneyimli sekreteri Ali Laricani'nin elinde kalması gerektiğini savunuyordu. Mücteba, babasının ofisinin iç işleyişine hâkimdi ve şimdi onun yenilenmiş bir versiyonu olarak sunuluyor.

İran, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da dahil olduğu geçici üçlü liderlik konseyi tarafından yönetiliyordu. Pezeşkiyan, Cumartesi günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar için özür dileyerek ilişkileri yeniden kurma konusunda başarısız bir girişimde bulundu. Körfez ülkelerinin topraklarından İran'a saldırı düzenlenmesine izin vermemeleri halinde saldırıların sona erdirileceğini açıkladı. Pezeşkiyan'ın açıklamaları Rusya'nın arabuluculuğu sonrasında gelmişti ve en az iki Körfez ülkesinden olumlu yanıt bekleniyordu, ancak iç muhalefet ve Körfez ülkelerine yönelik devam eden saldırılar bunu engelledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, özrü savundu ve İran kültüründe özür dilemenin “onur ve güç göstergesi” olduğunu belirtti. Pezeşkiyan'ın açıklaması, Körfez'deki ABD üslerini varoluşsal bir savunma savaşında meşru hedef olarak gören İran ordusu tarafından derhal yalanlandı. Ordu, ayrıca Pezeşkiyan'ın Devrim Muhafızları'nın “serbest atış” yaptığı iddiasına da tepki gösterdi. Laricani, bir televizyon röportajında İran'ın tutumunu netleştirdi: “Komşularımıza söyledik ve tekrarlıyoruz: Topraklarınızdan Amerikalılara İran'a saldırmaları için üs sağlanırsa, o üslere karşılık verme hakkımız tartışmasızdır. Bunu açıkça söyledik ve yalan söylemiyoruz.”

Askeri kaynaklar, ABD'nin İran rafinerileri ve yakıt depolarına yönelik saldırısına karşılık olarak Körfez'deki ABD varlıklarına yönelik saldırıların kapsamının genişletileceğini belirtti. İran, saldırıya günlük benzin tüketim üst limitini düşürerek yanıt verdi, ancak tedariklerin istikrarlı olduğunu söyledi. İranlı yetkililer, Ruslardan istihbarat yardımı aldıklarını da inkâr etmedi. Batılı diplomatlar, İran'ın insansız hava aracı ve füze saldırılarını düzenleme kabiliyetinde hiçbir azalma görmediklerini belirterek, bölgeye yığılan askeri varlıkların ölçeğinin ABD'nin erken tek taraflı zafer ilan etme niyetinde olmadığını gösterdiğini ifade etti.

İran'ın ateşinin büyük kısmını Körfez ülkelerine yöneltmesine yönelik artan öfkeye rağmen, bu hükümetlerin çoğu henüz Tahran'a karşı ABD ve İsrail tarafında yer alacak bir karşı saldırı başlatmayı desteklemiyor. İran, füzelerinin ve insansız hava araçlarının yüzde 60'ının Körfez ülkelerine, yüzde 40'ının İsrail'e yöneltildiğini kabul etti. Arap Birliği dışişleri bakanları Pazar günü seçeneklerini tartışmak üzere toplandı; bir Batılı diplomat “Sabırları tükeniyor. Ekonomilerinin cazibesi ve istikrar itibarı yerle bir ediliyor” dedi.

* The Guardian Diplomasi Editörü Patrick Wintour'un yazısı çevrilerek düzenlendi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.