Kürt halkının ulusal birlik talebine yanıt bulmak için organize edilen Lozan-Cenevre yürüyüşü yüzü aşkın aydın, sanatçı ve siyasetçinin katılımıyla dün start aldı. Kürdistani örgüt ve partilere birlik çağrısı yapan yürüyüşçüler, uluslararası güçlerin Türk devletinin işgal saldırılarına karşı harekete geçmesini istedi.

HÜLYA EMEÇ / LOZAN

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan anlaşması ile Kürdistan dört parçaya bölündü. 96 yıl sonra Kürdistan’ın 4 parçasında yaşayan Kürtler ulusal birlik yürüyüşünde parçalara ayrıldıkları İsviçre’nin Lozan kentinde bir araya gelerek sınırların çizildiği yerden Cenevre’de bulunan Birleşmiş Milletler ofisine doğru yürümeye başladı.  114 akademisyen, sanatçı, gazeteci, siyasetçi, yazar ve sendikacın da  aralarında olduğu grup dün sabah saatlerinde Lozan Antlaşması’nın imzalandığı Place de Riponne meydanında bir araya geldi. 4 parça Kürdistan’ın Kürt partilerinin ve YPG ile YPJ bayraklarının taşındığı eylemde katılımcılar, Tel Rifat’daki  katliamda yaşamını yitirenler için yakalarına siyah kurdele taktı ve Kürdistan mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.

Lozan’dan Cenevre’ye

“Ji bo têkbirina dagirkeriyê yekîtiya netewî ava bikin” sloganı ile gerçekleştirilen yürüyüş basın açıklamasıyla start aldı. Yürüyüşçüler adına ilk olarak Kürtçe, Fransızca ve İngilizce olarak ortak açıklama okuldu. Ortak açıklamada, “Bizler, farklı siyasi görüşte, Kürdistan’ın farklı parçalarında yaşayan kurum, parti temsilcileri, aydın, yazar, sanatçı, ressam, gazeteci, akademisyen, Kürt, Süryani-Keldani-Asuri, Ermeni, Türkmen, Hristiyan, Alevi, Müslüman, Êzîdî, kadın ve gençler olarak bugün Lozan’dan Cenevre’ye ulusal birlik yürüyüşü gerçekleştiriyoruz” denildi.

“Kürdistan’ı ve Kürt halkını dörde bölüp farklı ülkelerin egemenliklerine bıraktılar. Kürdistan’ı bölüp parçalayan anlaşma 24 Temmuz 1923’te Lozan’da şu anda önünde durduğumuz binada imzalandı” denilen açıklamada, şöyle devam edildi: “Böl-yönet ve asimilasyon politikalarıyla Kürt halkı ortadan kaldırılmak istendi. Kürtler bu haksızlığa ve zalimliğe karşı sürekli bir direniş içinde oldular. Bu direnişler sonucu 100 yıl aradan sonra Kürt halkı derin bir ulusal bilince ulaşmış ve ulusal birlik ile bu yüzyılda sonuç alacağına inanmaktadır. Kürdistan’ı işgal eden güçler Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri, eskisi kadar güçlü olmadıkları gibi içte ve dışta büyük sorunlarla karşı karşıyadırlar. Mevcut durum başta Kürtler olmak üzere tüm ezilen halklara altın değerinde fırsatlar sunmaktadır.”

Birlik Kürtlere kazandıracaktır

Kürtlerin birlikte olmamasının sömürgecilerin amaçlarını kolaylaştırdığının ifade edildiği açıklamada, şunlar ifade edildi: “Bugün Kürtler ulusal birlikle artık sonuç alabilecek bir aşamaya gelmişlerdir. Birliği pekiştirerek, Kürtler kimliklerini bir statüye kavuşturabilecekleri kadar, bölgenin demokrasisine de katkı sunabilecek konumdadır. Ancak halen işgalci ve sömürgeci güçler, Kürdü yok etme politikalarını dünyanın gözü önünde tüm acımasızlıkları ile devam ettiriyor. Dünya politikasına yön veren BM gibi uluslararası kurumlar ve büyük güçler, işgalcilerin bu yaptıklarını sessiz kalarak onaylıyorlar. Tıpkı 9 Ekim’de TC’nin Kuzey ve Doğu Suirye/Rojava’da başlattığı etnik temizlik karşısında uluslararası güçlerin büyük ölçüde tavırsız kalmaları gibi. Bu durumu durdurabilecek yegâne yol, Kürtlerin ulusal birlik konferansıyla bu yüzyılda kendi kaderini tayin etmeleridir. Parçacılık, mezhepçilik, particilik tek bir parçaya değil, tüm Kürt halkına kaybettirecektir. Birlik ise Kürtlere kazandıracaktır.”

‘Ulusal Birlik için seferber olalım’

21. yüzyılı Kürdistan’a özgülük ve statü yüzyılı yapmak için ulusal birlik hepimiz için tarihi bir zorunluluktur” vurgusu yapılan açıklamada, “Halkımız, aydınlarımız ve sanatçılarımız bu büyük tehlikeyi bertaraf etmek için ulusal birlik çağrıları yapıyor. Bu çerçevede Lozan’dan dünya kamuoyu ve Kürdistan halkının huzurunda tüm partileri sorumluluk almaya, ulusal birlik için seferber olmaya ve ulusal bir çatı altında toplanmaya çağırıyoruz” diye belirtildi.

Uluslararası kurumlara çağrı

Yürüyüşün bir diğer amacının Türk devletinin işgal saldırılarını protesto etmek olduğunun vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi: “Yapacağımız bu yürüyüşle başta BM olmak üzere uluslararası kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye davet edeceğiz. Türk devleti yürüttüğü bu işgal saldırılarıyla sadece Kürt halkına değil, bütün bölge halklarına bir katliam dayatıyor ve gerçekleştiriyor. Türk askerinin Kuzey ve Doğu Suriye’yi istila ve işgaline tahammül etmenin sonuçları korkunçtur. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı gibi, etnik temizlik, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik devam eden bu askeri saldırganlık kampanyasının temel hedeflerinden birisidir. Eğer, Türk askeri saldırısının devam etmesine izin verilirse, dünyanın gözü önünde etnik temizlik ve soykırım devam edecektir.”

‘Kürdistan’ın birliği için buradayız’

Açıklamanın ardından ilk olarak sanatçı Şivan Perwer konuştu. Konuşmasını İngilizce ve Kürtçe yapan Perwer, “Buruk duygularla ve doğru taleplerle,   96 yıl önce Kürdistan’ın 4 parçaya bölündüğü yerdeyiz. Farklı görüşte olan ama Kürdistan birliği için buradayız” dedi.

Sanatı ve siyaseti birleştirerek, ulusal birlik için bir araya gelme çağrısı yapan Perwer, “Şuan toplandığımız bu binadan nefret ediyoruz. Ne yazık ki bu ülkede bizim narin güzel ülkemiz 4 parçaya bölündü. Ulusal birlik için bizim mücadele etmemiz gerekiyor.  Kürtler aslında sadece 4 parçaya ayrılmadı. Bizler binlerce parçaya ayrıldık. Artık ulusal birlik için adım atmanın zamanı gelmiştir” şeklinde konuştu.

‘Birlik ve kardeşlik elzemdir’

Kürdistan İslam Partisi Avrupa Temsilcisi Hikmet Serbilind da ulusal birlik yürüyüş için burada oldukları söyleyerek, “Bu şehirde Kürtlerin kaderi belirlendi. Eğer Kürtler kendi ulusunu ve haklarını korumazsa herkes saldırmaya devam edecektir. Bizler diğer haklar gibi kendimize sahip çıkmazsa sonuç sürekli aynı olacak ve bölüneceğiz, parçalanacağız. Gerilla ve Peşmerge’nin ölmemesi için ulusal birlik ve kardeşlik bizim için elzemdir. O zaman işte biz de kazanacağız” şeklinde konuştu.

İsviçre İşçi Partisi temsilcisi Paris Krypis ise Kürtlerin bu buluşmasını değerli ve anlamlı bulunduğunu belirterek, “Kürtler ile dayanılma içerisindeyiz. Ve Kürtlerin ulusal birliğinden yanayım” dedi.

Bugün değilse ne  zaman!

PYD temsilcisi Ahmet Şêxo da ise şöyle konuştu: “Bu günkü duruşumuz ile 96 yıl önce kirli anlaşma ile parçalanan sınırlarımızı birleştiriyoruz. Bu gün sadece Lozan Anlaşmasını kınamakla yetinmemeliyiz. Pratiğe ihtiyacımız var. Yeni bir Lozan olmaması için birleşmeliyiz. Bu gün Rojava üzerindeki saldırı sadece Rojava’ya dönük değildir. Tüm Kürt halkına karşıdır. Herkes gitsin şehit mezarlığına baksın. İnsanlık için mücadele edenlere borcumuz var. Bu gün her şeyden daha önemlidir. Bu gün Dewrêşê Evdî günüdür. Bu gün birlik oluşturmazsak daha beter şeyler gelecektir başımızı. Yeter artık bıçak kemiğe dayandı. Bu gün olmazsa başka gün olmayacak. Bu gün birlik içinde yer almayan düşman pratiğine düşecektir. Lozan tekrarlanırsa şimdi ki nesil hiç birimizi affetmeyecektir. Bugün Kürt’ler için yeni bir sayfa açma ulusal birliği yaratma günüdür.”

‘Kaybedecek zamanımız kalmadı’

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) adına konuşan Besime Konca ise şunları belirtti: “Bu girişimi çok önemli buluyoruz. Şuan bir yastayız. Rojava’da çocuklarımız yaşamını yitirdi. Onlara sözümüz olsun ki; ulusal birlikle Kürdistan’ı özgürleştireceğiz. Kürdistan bu gün burada 4 parçaya ayrıldı ama bizler bu sınırları kaldırmak için toplanıyoruz. Erdoğan rejimine karşı Kürdistan halkı, Kürt birliğini oluşturmalıdır. Bu gün kadına, çocuklara ve halkımıza karşı borcumuz var. Kadın hareketi olarak diyoruz ki; kaybedecek zamanımız ve tarihimiz kalmadı. Hep beraber ulusal birliğimize, kültürümüze, dilimize sahip çıkalım. Bu birliğe katılmayan bunun karşısında duran herkes tarihe ihanetçi olarak yazılacaktır.  Artık hiç bir Kürt ulusal birlikten uzak durmamalıdır. Kadınlar olarak bu temelde üzerimize ne düşerse yapacağız.”

‘Ulusal birlik şarttır’

Güney Kürdistan Komünist Partisi Avrupa temsilcisi Hajar Nuri Faqe ise ortak strateji ve ortak hareket edilmeden özgürlüğün elde edilemeyeceğinin altını çizerek, “Yıllardır Kürtler hep yok sayıldı. Bizler birleşmediğimiz için de güçler ve devletler bizi bölüp parçalamaya bizim hakkımızda karar almaya devam ediyor. Ulusal birlik artık şarttır” dedi.

‘Ortak mücadele zamanı’

KCDK-E Avrupa Eşbaşkanı Yüksel Koç da “Kürt’ler birliğini oluşturamadığı için burada Kürdistan 4 parçaya bölündü. Tüm partilere çağrımızdır. Bugün bu birliğe girmeyen her kişi ve parti Türk devletinin katliamının ortağıdır. Bu yüzden de herkes bu sorumlulukla hareket ederek ortak mücadele içinde yer almalıdır” dedi.

BM önünde miting yapılacak

Konuşmamanın ardından alkış ve zılgıtlarla yürüyüş başladı. Sık sık, “Yaşasın Kürt halkının birliği”, “Yaşasın Kürdistan” sloganlarının atıldığı yürüyüşte, İsviçreliler de alkışlarla destek verdi.

Yürüyüşün ardından akşam saatlerinde “ulusal birlik” paneli ve daha sonrasında ise yürüyüşte yer alacak sanatçıların katılımıyla bir konser düzenlendi.

Bugün ise yürüyüşçüler, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi önüne yürüyecek. Yürüyüş, BM önünde gerçekleştirilecek bir mitingle sona erecek.

 

Yürüyüşçülerin  ortak talepleri

   

Yürüyüşçüler açıklamanın son bölümünde ise taleplerini şu şekilde sıraladı:

  • Tüm Kürdistani örgüt ve partiler bir an önce bir araya gelmeli ve birlik için ortaklaşmalı.
  • Ortak strateji, ortak savunma, ortak diplomasi için adımlar atılmalı. Bu çerçevede ulusal birliğin sağlanması için aydın ve sanatçıları rol üstlenmeye çağırıyoruz.

Uluslararası kurum ve kamuoyundan talepler

  • Türk ordusunun kayıtsız şartsız derhal Kuzey Doğu Suriye ve Efrîn’den çıkarılması. Kuzey ve Doğu Suriye’deki halkların güvenliği için hava sahasının (insani yardım çalışmaları hariç) tüm uçuşlara kapatılması.
  • BM denetiminde Türkiye ile Kuzey ve Doğu Suriye arasındaki sınıra acilen barışı korumak amacıyla uluslararası askeri güçlerin konuşlandırılması.
  • Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetiminin tanınması ve Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi temsilcilerinin BM’nin Suriye Anayasa Komite Toplantılarına katılımlarının sağlanması.
  • Rojava’da yerinden göçertilen insanların güvenli bir şekilde yerlerine dönmelerinin sağlanması ve zararlarının tazmin edilmesi.
  • Rojava’daki etnik temizliğin önüne geçmek için Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmalı. Savaşa finansman sağlayan Türk turizmini ve malları boykot edilmeli.

 

Biel’deki eylemde boykot çağrısı

   

İsviçre’nin Biel kentinde işgalci Türk devletinin Kuzey Doğu Suriye’deki işgal ve katliamlarına karşı Türkiye’ye tatil ile Türk mallarını boykot çağrılarının yapıldığı bir eylem gerçekleştirdi.

Rojava ile Dayanışma Komitesi tarafından merkez tren istasyonu önünde “Türkiye tatiline hayır” çağrısıyla bir teatral gösteri yapıldı. Sık sık “İsviçre finanse ediyor, Türkiye bombalıyor”, “Katil Erdoğan”, “Türkiye’ye tatile gitmeyin, katliama ortak olmayın” sloganlarının atıldığı eylemde Almanca, Fransızca ve İngilizce bildiriler okundu. Yapılan açıklamada, “Faşist Erdoğan rejimi başta çocuklar olmak üzere sivil halka yönelik katliam saldırıları yapmıştır. Eğer Türkiye’ye giderseniz sizin orada harcayanınız paralarla Türk silah makinelerine yatırım yapılacaktır” denildi. 

ANF/BIEL

 
 

Bonn’da BM önünde protesto

 

Türk devletinin Til Rifat’ta yaptığı çocuk katliamı Bonn’da Birleşmiş Milletler-BM binası önünde protesto edildi.  Kürdistanlılar ve dostları Türk devletinin Rojava’ya dönük işgali ve yaptığı sivil katliamlara karşı sessizliğini bozma çağrısıyla Bonn’daki BM binası önünde bir araya geldi. Eylemde YPG, YPJ ve TEVDEM bayraklarının yanı sıra Til Rifat katliamında hayatını kaybeden çocukların fotoğrafları taşındı. “Türk devletinin işgal ve katliamlarını acilen durdurun” pankartıyla da BM’ye sorumlulukları hatırlatıldı. Eylemde sık sık “Çocuk katili Erdoğan” sloganları atıldı. Eylemde okunan bildirgede Til Rifat katliamının uluslararası kuruluşların Türk devletinin işgaline karşı suskunluğunun bir sonucu olduğuna dikkat çekildi. Eylemde BM yetkililerine konuyla ilgili dosya da verildi.

 

ANF/BONN