
11 Eylül saldırıları ve ilk müdahele
ABD ve emperyal güçlerin hegemonyalarını yeni bir versiyon ile sürdürme arayışlarının pratize olmasında Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilme girişiminde El Kaide tarafından yapılan veya yaptırılan 11 Eylül 2001 saldırıları gerekçe olmuştu. 11 Eylül saldırılarına ilişkin, "Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" söylemleri 15. yılına giren kaos, kan, gözyaşı ve belirlisizlikler olarak Ortadoğu halkları nezdinde ifadesini buldu. Afganistan ve Irak işgaliyle sonuçlanan bu süreçte ABD başına buyruk hareket etti. Güvenlik Konseyi ve Almanya gibi batılı bir çok mütefikinin itirazına rağmen müdahe etti. İtifakları oluşturulmadan, müdahele edilecek bölgenin toplulukları 'hazırlan’madan yapılan müdahelenin ve projenin başarılı bir şekilde sonuçlanması mümkün değildi. Nitekim fazla zaman geçmeden de bu gerçeklik görüldü ve projenin gerçekleşmesi için şartların‚ 'olgunlaştırılması' gerektiğine karar verildi. ABD ve müdaheleci güçlerin 'olgunlaşma’dan kastı da aslında kaosun daha da derinleşmesi, daha fazla kan dökülmesi ve var olan tüm dinamiklerin bu kaos sürecinde güçsüz düşerek onlara bağımlı hale gelmesi anlamına geliyordu. Projenin tekrar pratikleştirilmesi için bölgenin tüm güçlerinin tahakküm altına alınması kaçınılmazdı.
'Arap Baharı' projeye kurban edildi
Onyıllarca diktatöryel rejimlerin baskısına maruz kalan ve 'Arap Baharı' olarak adlandırılan halkların başkaldırışı da bu global hegemonik güçlerce sabote edildi, özünden boşaltıldı. Diktatörlere karşı ayaklanan halklar devrilen diktatörlükleri aratan radikal, vahşi terör örgütlerinin insafına terkedildi. Yarım kalan veya yürümeyen projenin tekrar pratikleştirilmesi için IŞİD örgütü kuruldu, güçlendirildi ve halifelik ilan edecek düzeye getirildi denebilir. Planlarına hizmet için IŞİD’i destekleyen Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkeler bire bir ABD’nin güdümündeki ülkeler.
Artık Şiiler ve Kürtler kontrol altında
Irak’ın Musul merkezli Sünni bölgesinin IŞİD’e bırakılması/hediye edilmesi, halifelik ilanı, binlerce kişinin öldürüldüğü katliamların görmezden gelinmesi ve Şengal’e saldırtılması büyük planın zeminini oluşturulan kirli, kanlı bir kurgunun evreleri oldu. Şengal katliamı ile de sınırlı kalmayarak IŞİD’in Güney Kürdistan’ın varlığına son vermeyi amaçlayan taarruz girişimini ise ABD ile müttefiklerinin yeni müdaheleyi başlatacağı üssün belirlenmesi olarak da görebiliriz. IŞİD’in eliyle Irak’taki Şiiler güçsüz ve katliam tehdidi ile karşı karşıya bırakıldılar. Güney Kürdistan yönetiminde de "var olan kazanımlar bir günde ortadan kalkabilir" hissini uyandırmayı başardılar. ABD öncülüğündeki Batılı devletler Kürt ve Şiilere yardımcı olma adına hava desteği ve silah göndermeye başlamakla Irak’ın bu iki kesimini kendilerine bağlamayı ve kontrol etmeyi başardılar.
Yine binlerce Müslüman'ın IŞİD eliyle katledilmesi, Müslümanlar'ın kutsal mekanlarının yıkılması, kadınların köle pazarlarında satılması gibi uygulamalarla radikal düşünceye sahip azınlık dışındaki tüm Müslümanlar da olası bir müdahaleyi sevinçle karşılayacak noktaya getiriliyor.
Son damla: ABD’li gazetecinin katledilmesi
En son kameralar önünde ABD’li gazeteci James Foley’in katledilmesi global müdaheleci güçlerin kanla dolmasını bekledikleri bardağı taşıran son damla niteliğinde. ABD, İsrail ve müttefikleri yarattıkları IŞİD canavarını artık durdurulması kaçınılmaz noktaya kadar getirdiler. Bilimsel denemelerle yaratılan ve ortalığı kasıp kavuran canavarın yine kendilerince yokedildiği‚ dünyayı 'kurtardıkları' tipik Hollywood filmlerini aratmayan senaryolar devreye kondu.
Müdahelenin zemini hazır
IŞİD’i maşa olarak kullanan güçler İngiltere öncülüğünde Irak’a müdahele için yoğun bir diplomatik çalışma yürütüyor. Gazeteci James Foley’in boğazlanması üzerine ABD Başkanı Barack Obama’nın yaptığı değerlendirme de aslında yukarıdaki tespitleri doğruluyor. Müttefiklerine "IŞİD kanserini yenmeliyiz" diye seslenen Obama şöyle diyor: "IŞİD, kentlere ve köylere baskınlar düzenleyerek, korkakça şiddet eylemleriyle masumları, silahsız sivilleri öldürüyor. Kurbanları çoğunlukla Müslüman ve hiçbir din insanlara masumları katletmeyi öğretmez. Hiçbir adil Tanrı, (IŞİD'in) dün yaptığını ve her bir gün yaptıklarını onaylamaz. Dünyanın herhangi bir yerinde insanlar Amerikalılara zarar verdiğinde, adaletin yerine getirildiğini görmek için gereken herşeyi yaparız ve IŞİD'e karşı diğerleriyle birlikte harekete geçeriz. Ortadoğu genelindeki hükümetler ve halklar tarafından, bu kanseri yayılmaması için ortaya kaldırmaya dönük ortak bir çaba sergilenmeli. Hepimizin üzerinde anlaşabileceği bir nokta da şu, IŞİD gibi bir örgütün 21'inci yüzyılda yeri yok."
ABD yarattığı canavarla savaşıyor
21. yüzyılda yeri olmayan bir örgütü yarattılar, yaşattılar, güçlendirler ve kendi yarattıkları durumdan vazifeyi de çıkardılar. Yarattıkları kaos ve şiddet sarmalının 'kurtarıcı' ve 'umudu' olarak kendilerine rol biçilmesini büyük ölçüde sağladılar denebilir. Kendi yarattıkları canavarı yok etmek için zemin büyük ölçüde hazır, 2003 yılında oluşturulmayan ittifak ise defacto olarak oluşmuş durumda. Olası müdahalede ABD ve yandaşlarının Güney Kürdistan’ı üs ve Kürtleri en sadık müttefik yapma hesaplarının olduğu da aşikar.
AZİZ OÐUR/HABER MERKEZİ