Konferansa konuşmacı olarak Maraş Girişimi’nden Mehmet Demir, prof. Beyza Üstün, avukat Mehmet Horuş, gazeteci Rojda Yıldırım, gazeteci Şükrü Yıldırım ve Maraş Katliamı tanıklarından Hüseyin Acar katıldı. 

Moderatörlüğünü Elif Sonzamancı’nın üstlendiği konferansta açılış konuşmasını Mehmet Demir yaptı. Demir, 2007’den bu yana avukat Horuş ile birlikte ‘Ovama ve Onuruma Dokunma Hareketi’ içinde olduğunu belirtti. O günden beri Maraş için bir şeyler yapmak istediklerini belirten Demir, Maraş Girişimi’nin ise bütün çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıktığını dile getirdi. 

Gazeteci Sükrü Yıldız da Kürt Alevilerin tarihi ve güncel durumu hakkında değerlendirmede bulundu. Elbistan tarihini bilmeden, Türkiye’de Alevi tarihinin zor anlaşılacağını belirten Yıldız, Elbistan’ın, Kantarma Alevilerinin başkenti olduğunu söyledi. Yıldız, Yavuz Selim’in Çaldıran savaşından önce Elbistan’da büyük bir katliam yaptığına dikkat çekti. Yavuz’un katliamlarından sonra Alevilerin direnişçi ve devlet yanlısı olarak iki kol biçiminde şekillendiğini belirten Yıldız, Hacı Bektaş Dergahı’nın Yavuz’dan bu yana adeta bir işgali yaşadığını vurguladı. 

Yıldız devamla “Elbistan, Osmanlı’da Yavuz döneminde yasaklanır ve Saray’a hiç kimse Elbistan adına gideremez. Ancak Maraş adıyla girdiğinde kabul görür. Elbistan’da homojen bir Kürt ve Alevi nüfus vardır. Türkiye’deki devrimci hareketin buraya tercih etmesi biliçlidir. Sinan Cemgiller bundan dolayı burayı tercih etmiştir. Maraş ortadan kaldırılırsa, Kürt Aleviler büyük bir yara alır. Elbistan’da Kantarma demek Kürt Aleviliğin kütüphanesinidir. Saklı bahçesidir” dedi. 

Hüseyin Acar ise devletin yaptığı katliamlara rağmen, Maraş üzerindeki hesaplarının bitmediğini söyledi. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin hayat bulduğu bir dönemde Maraş Katliamı’nın yapıldığını söyleyen Hüseyin Acar, devamla o dönemin koşulları ve tanık olduğu katliamı anlattı. 

Acar “Maraş Katliamı’nın hem mağduru hem tanığıyım. Bu katliamın hesabının sorulması için çalışan biriyim. Yaşasın Maraş direnişi” sözleriyle konuşmasını noktaladı. 


Üstün: Yeni projeler devrede

Prof. Beyza Üstün de Terolar’da Kürt Alevilere dönük yeni bir saldırı dalgasının başladığını belirtti. Bir meranın, sermaye alanına dönüştürüldüğü gibi, AFAD kampıyla demokrafik yapının da değiştirilmek istendiğini belirten Üstün, Pazarcık, Adıyaman, Maraş hattında bir çok projenin çok önceden planlandığını söyledi. Devletin planladığı projelerin demografik yapıyı değiştirmenin yanı sıra ekolojik katliamın da amaçlandığını söyleyen Üstün, projelerin devletin Sur ve Cizre’de yaptığı katliamlar ve yıkımlarla birlikte düşünülmesi gerektiğine dikkat çekti. Beyza Üstün, Cizre bodrumlarındaki katliamlardan sonra kamulaştırmanın yapıldığı ancak halen kendisi açısından bir başarıyı sağlayamadığını söyledi.  


Pazarcık direnişi, Sur’dur, Kobanê’dir 

Avukat Mehmet Horuş da “Pazarcık’ta 2007’de çimento fabrikalarına karşı mücadeleye başladık. O dönemlerde Irak ve Afganistan’da savaş vardı. Bunlar kapasitelerini arttırdı. Yani savaşın yıkımı arttıkça bunlar da kapasitelerini arttırıyor. Maraş bölgesinde yapılan planlara bu çerçevede bakarsak sermayedarların bu işin ne kadar derinliklerine indiklerini görebiliriz” şeklinde düşüncelerini anlattı. Horuş, Pazarcık direnişinin, Sur ve Kobanê direnişi olduğunu söyledi. 


Mezar yerleri olmayacak

Gazeteci Rojda Yıldırım da geçtiğimiz günlerde Paris’te yaşamını yitiren Kürt yurtsever İsmail Göksungur’u örnek vererek konuşmasına başladı. 

Yıldırım, Göksungur’un yaşamını yitirdiği haftada vatandaşlığı kabul edildiğini, onun Türkiye’de ilk vatandaşlıktan çıkartılan devrimci olduğunu söyledi. Rojda Yıldırım, Göksungur’un cenazesinin memlekete götürüldüğü sırada bir askerin “Siz ilerde cenazelerinizi gömecek toprak bulamayacaksınız” dediğini vurguladı. Yıldırım, tüm bunların Kürt Alevilere karşı Türk devletinin büyük bir savaşa hazırlandığını gösterdiğini söyledi. 




ŞAHİN BOZLAR / FRANKFURT