2012 Newroz’u Kürdistan ve bölge tarihinde yeni bir dönemin açılmasıdır. Hükümet yanlısı bazı yazarlar bile “Yıllardır serbest iken Newroz niye yasaklandı, niye boşa kan döküldü” diye eleştiriyorlar. Newroz’dan sonra başbakan’ın açıkladığı yeni strateji Newroz kutlamalarının niye yasaklandığını da açıklıyor.
AKP Hükümeti devletin bütünlüğü içinde Kürt halkına karşı yeni bir savaş açmış ve bunu da Newroz dolayısıyla açıkça ilan etmiştir. Bugüne kadar statükoya karşı mücadelenin güya öncülüğünü yapan, askeri vesayeti yıkan ve herkese demokrasi –özgürlük getireceğini iddia eden AKP’nin yüzündeki maske tamamen düşmüştür. Aslında son bir yılda bu durumun belirtileri ortaya çıkmıştı. AKP çözüm isteseydi Öcalan ile vardığı mutabakata sadık kalır, seçimlerde BDP’nin ve demokratik güçlerin meclise girmelerine hukuk dışı engeller koymak yerine bunları kaldırır ve meclisi çözüm zemini haline getirirdi. Oysa Erdoğan ve AKP yapılan Oslo protokollerini tanımadı.
KCK operasyonlarıyla BDP’nin seçimlere katılmasını ve temsiliyetini her yolla engellemeye kalkıştı. Halen seçilmiş vekiller zindanda ve açlık grevi direnişinde. Bu engellere rağmen BDP blok hareketiyle güçlü olarak meclise girdi. Ama devlet ve AKP, Kürt özgürlük hareketini tasfiye etme niyetinden vazgeçmedi. 12 Haziran seçimlerinden sonra Sri Lanka modelini açıkça diline dolayıp PKK’ye karşı imha savaşını başlattı. Buna paralel olarak BDP’li seçilmiş temsilcilere, BDP kadrolarına ve Kürt özgürlük hareketine yakın duran tüm sosyalist—demokratlara karşı saldırılara-tutuklamalara başladı. AKP kalemşörleri bu hukuk dışı saldırılara karşı çıkanları terör yandaşlığı-kışkırtıcılıyla suçladılar. Operasyonların çok yararlı olduğunu, artık PKK’nin miting yapacak gücü kalmadığını iddia ettiler. Hatta “Bölge halkını PKK vesayetinden kurtardıklarını“ iddia ettiler. Böylece meydan AKP’li “iyi Kürtlere” kalmıştı. İşte Newroz kutlamalarını yasaklamaları bunu test etmek içindi.
“PKK ve teröristlerin” düzenlediği Newrozlara kimse katılmazken “iyi Kürtlerin” daha doğrusu “Kürt kökenlilerin” boğaza bakan saraylarda ya da salonlarda kutlayacakları NEVRUZLAR özgürlük hareketinin cenaze töreni olacaktı. Ama halk ilk adımda ve açık olarak bu oyunları bozdu. İlk adımı kazanan özgürlük ateşiyle yanan halkın azmi, bilinci ve gücüdür. Mazlumların ve o günlerden beri özgürlük uğruna can veren bütün şehitlerin anısı yaşatılmıştır, ahı alınmıştır. BDP ve HDK bütün ezilenlerle birlikte Kürdistan ve Türkiye’nin her köşesinde NEWROZ ateşini tutuşturmuştur. Bu özgürlük yolunda yeni bir dönemdir.
AKP ve devletin ilan ettiği strateji aslında hiç de yeni değil, 90 yıllık inkar-imha stratejisinin aynısıdır. Statükonun her yolla sürdürülme çabasıdır. Yeni olan AKP’nin reformcu, yenilikçi, statükoya ve vesayete karşı vb. maskelerini atıp açıkça statükonun fedailiğine soyunmasıdır. Bölge ve dünya konjonktüründen de istifade ederek başarıya ulaşabileceğini zanneden AKP ve ona destek verenler çok feci olarak yanılmaktadırlar. PKK’yi dış güçlerin piyonu olmakla suçlayanlar açıkça birçok dış güçle ittifak halinde, kendi vatandaşı olan Kürtlere karşı imha savaşı ilan etmektedirler. Halk düşmanlarının çözüm sürecini erteleyerek, savaşı büyüterek, daha fazla kan dökerek kazanabilecekleri bir şey yoktur. Halklara karşı işledikleri insanlık suçlarını arttıracaklar ve bedelini de çok ağır olarak ödeyeceklerdir.
Eskiden soğuk savaş yıllarında her şey “komünizme karşı mücadele”ye odaklanırdı. Hatta statükocuların-faşistlerin “komünizmle mücadele dernekleri” bile vardı. Büyüteçle her köşede “gomoniz” avına çıkılırdı. O günlerde “komünizmle mücadele derneği” mensubu olanlar bugün de “terörle mücadele derneği”ne dönüştüler. Dinci-dinsiz-ırkçı-sahte demokrat-sahte solcu bütün statükocuların birliği “terörle mücadele” şapkası altında sağlanmış görünüyor. Yani gene “Alavere-dalavere, Kürt Memet nöbete” diyorlar. Görmedikleri-anlamadıkları artık ne Kürtler eski Kürtler, ne de Memet eski Memet. Yasakları, engelleri, panzerleri aşarak kutlanan Newroz eylemleri bunu ilan etti.
Eskiden “aşırı sağa da sola da karşıyız” denilerek demokrasi ve özgürlük mücadelesine saldırılırdı. AKP diktası ise “teröre karşıyız”, “Teröre karşı mücadele” vb. sloganlarla Kürt halkının ve tüm ezilenlerin özgürlük mücadelesini bastırmaya çalışıyor. Bunun neresi yeni? Bu yeni şapkalı-eski kafa da AKP’nin açılım mezarlığına atılacaktır.
Yeni strateji mi?