KCK Yürütme Konsey Üyesi Sabri Ok, Kürtlerin süreci geldiği noktadan rahatsız olduğunu belirterek, bu kritik noktanın aşılması için ciddi müzakerenin gerektiğini söyledi.

KCK Yürütme Konsey Üyesi Sabri Ok, gündemdeki gelişmeleri ANF'ye değerlendirdi. Diyalog sürecinin kritik bir noktaya geldiğini ve böyle gitmeyeceğini ifade eden Sabri Ok, AKP'nin sürecin önemine ve büyüklüğüne denk düşen bir yaklaşım içerisinde olmadığını; halen pragmatik, günü kurtarmaya çalışan bir tutumda ısrar ettiğini söyledi. "Bu tutum, tabi sürece yazık eder. Süreç böyle gitmez zaten" diyen Sabri Ok,  tek taraflı veya 'demokratikleşme paketleri'yle çözülebilecek bir sorun ve gelişebilecek bir süreç  olmadığını kaydetti. Bunun aslında AKP'nin zihnen Öcalan'ın muhataplığını kabul etmediği anlamına geldiğini vurgulayan Ok, taktiksel yaklaşımın hem Öcalan hem de Kürt halkı tarafından bilindiğini belirtti.

Çıkışın yolu nettir

AKP'nin içinde bulunduğu sıkıntılı zor durumdan kurtulmak ve Kürt sorununun çözümünü gerçekten istemesi halinde bunun yolunun çok net olduğunu ifade eden Sabri Ok, "Önderlik ile çok ciddi bir şekilde müzakere yapacaklar. Heyetler bu temelde oluşturulacak. Heyetler karşılıklı oturup birbirini kabul edecek, gündemlerini belirleyip müzakere yapacaklar. Hangi zamanda taraflar hangi adımı atacaklar, bunları birlikte müzakere edecekler ve ona göre süreç gelişecek" dedi.

Yeni şiddet dalgası
Artık sadece Kürt tarafının çabasıyla yürüme eşiğinin aşıldığını kaydeden Sabri Ok, AKP'nin mevcut pozisyonunu koruyup müzakereden kaçınarak, görüşmelerin hukuki boyutunu netleştirmemesinin sonuçlarına işaret etti: "Bu süreç tıkanır. Tıkanması da yeni bir sürecin başlaması demektir. Bu sürecin adı da ister istemez yeni savaş, şiddet dalgasıdır.”

Sona gelindiğini bilmeli

AKP’nin gerçekten sona doğru gelindiğini çok iyi bilmesi gerektiğini kaydeden Ok, Kürt halkının gidişattan rahatsız olduğunu, "AKP’nin hiçbir şey yapmaması ne anlama geliyor?" sorusuna muhatap olduklarını söyledi. Sabri Ok, şöyle devam etti: "Bir yılı aşkın bir zamandır neredeyse tek ayak üzerinden gelişen bir süreçtir. Umarız artık ciddi yaklaşırlar.  

KDP’nin Rojava tutarsızlığı


Federe Kürdistan Hükümeti Dışilişkiler Sorumlusu Felah Mustafa’nın Rojava’daki kantonları hükümet olarak tanımadıkları yönündeki açıklamasını değerlendiren KCK Yürütme Konsey Üyesi Sabri Ok, aralarında YNK ve Goran'ın da bulunduğu Güney Kürdistanlı en az 13 yapının Rojava’daki kantonları ve Demokratik Özerkliği desteklediklerini ve tanıdıklarını hatırlattı. Sadece KDP'nin açıklama yapmadığının altını çizen Sabri Ok, şunlara diktat çekti: "Hükümet adına yapılan açıklamada şu da önemlidir. Hükümette yer alan diğer örgütler adına da bu açıklama yapılmış oluyor ki YNK kantonları desteklediğini açıklamıştı. Bu bir çelişkidir. Bu açıklama gerçekten hükümet adına mıdır? Eğer böyleyse bu ne doğru ne de tutarlıdır. Fakat bizim bildiğimiz ve inandığımız, KDP’nin bu açıklamada rolü etkileyici ve belirleyicidir. Her ne kadar hükümet denilse de aslında KDP’nin siyasetidir bu.”

Saygıya davet

Sabri Ok, Öcalan’ın yazdığı mektubun Sırrı Süreyya Önder ve Leyla Zana tarafından Barzani’ye iletildiği gün bu açıklamanın yapılmış olmasının anlamına işaret ederek,"Bu açıklama hangi amaçlara hizmet ediyor?” diye sordu. Türk devletinin Rojava politikasını KDP'ye de empoze ettiğini kaydeden Ok, şunları vurguladı: "Bu kadar demokratik olan, bölge halklarına bir model olabilecek bir sistemi tanımıyoruz demek çok tehlikelidir. Bu Kürt halkının çıkarlarına hizmet etmediği gibi, bu açıklamayı yapanların da çıkarlarına hizmet etmez. Bizim tavsiyemiz daha samimi, Kürt halkının iradesine saygı duyan, olumlu ve olgun bir tutum sergilemeleridir.”

Ulusal Kongre
Uzun süredir hazırlıkları ve tartışmaları yürütülen Kürt Ulusal Kongre’sinin Barzani'nin eşbaşkanlığı reddederek başkanlıkta ısrar etmesi ve delege dağılımını dayatmasından dolayı ilerleyemediğini kaydeden Sabri Ok, Öcalan'ın çabasından da görüldüğü gibi kendilerinin yapıcı ve olum davranmayı sürdürdüklerini söyledi. “Rojava’yı tanımıyorum diyen zihniyet ile Kürt Ulusal Kongresi nasıl gerçekleşir” sorusunun bütün karamsarlığıyla ortada durduğunu belirten Sabri Ok, “Bir Kürt Ulusal Kongresi gerçekleşecekse, her şeyden önce tarihsel bir anlamı ve değeri olan halkımızın kendi özgücüyle gerçekleştirdiği Rojava Devrimi'nin ve halkımızın yine kendi öz iradesiyle oluşturduğu demokratik yönetiminin tanınması gerekiyor. Bu sorunlar çözülmeden, halkın demokratik iradesi tanınmadan, hangi Kürt Ulusal Kongresi'nden bahsedilebilir. Bunun ilk ve en önemli adımı Rojava’daki gelişmelere dönük herkesin kendi politikalarını tekrar gözden geçirmesi, Rojava Devrimi ve demokratik özerkliğini benimsenmesi, sindirmesi hatta güç vermesidir. Ancak bu temelde gerçekten bir Kürt Ulusal Kongresi gerçekleşebilir. Rojava’ya yaklaşımı esas alıyoruz.”

5 aydır hükümet kurulamıyor
Seçimlerin üzerinden 5 ay geçmesine rağmen Güney Kürdistan’da yeni hükümetin hala kurulamamasını da eleştiren KCK Yürütme Konsey Üyesi Sabri Ok, “Bu durum, aslında Kürt Ulusal Kongresi'nin bile nasıl ve ne kadar sıkıntıyla gelişebileceğinin işaretidir” dedi.

Seçimlerde başarı kaçınılmaz

BDP ve HDP'nin 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlere büyük avantajlarla girdiğini; önümüzdeki süreçlerde Türkiye’de koalisyonlar döneminin gelişebileceğini, hükümete ortak olma şansına da sahip olunacağını savunan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, HDP’nin var olan siyasete alternatif olarak Türkiye halklarının arayışlarına cevap olması gerektiğini söyledi.
BDP’nin de Kuzey Kürdistan'da AKP'yi de diğer düzen partilerinin konumuna getirmesi gerektiğini ifade eden Sabri Ok, “Kürt halkı yaşanan bu süreçte AKP’yi çözümlemiştir. Geçmişte kimisi inanç nedeniyle, kimisi değişik kaygılarla ya da beklentilerle AKP’ye oy vermişse de artık bunun gereksiz ve anlamsızlığını daha iyi bilmektedir. Bu kesimler de artık AKP’den desteğini çekerek, özgürlüğünü ve haklarını talep eden BDP’ye destek vermelidir. Bu açıdan AKP’nin artık Kürdistan’da fazla şans bulmaması lazım" dedi.
Sabri Ok, BDP'nin gücü ve avantajını şöyle izah etti: "AKP ile Gülen’in çelişkileri, her ikisinin de kirlenmişliği ve birbirini besleyen yüzsüzlükleri ortadadır. BDP, bunlarla hiç kıyaslanmayacak kadar temizdir. Kire, menfaate, yolsuzluk ve rüşvete bulaşmamıştır. Hizmet anlamında da diğer partilerle karşılanmayacak kadar başarıları vardır. Siyasi hava BDP’den yanadır. Rojava Devrimi'nin yanı sıra PKK’nin Ortadoğu’daki ağırlığı ve önemi ile Önderliğin Türkiye gündemini belirleyen varlığı halkımızı çok olumlu etkiliyor. BDP’nin yapması gereken doğru temelde ve gece-gündüz çok çalışmaktır. Bu temelde BDP iyi çalışırsa, inanıyoruz ki çok iyi bir sonuç elde edecektir. Bu da Kürdistan’da Demokratik Özerkliğin inşasının güçlü bir zemini olacaktır.”

Aydınların kaygıları
KCK Yürütme Konsey Üyesi Sabri Ok, Gazeteci-yazar Hasan Cemal’in de aralarında bulunduğu bazı aydınların eleştirilerine şöyle yanıt verdi: "Kaygılarını anlıyor ve iyi niyetli değerlendirme yaptıklarını düşünüyoruz fakat yanılgıları vardır. Hasan Cemal’in de aralarında bulunduğu liberal demokratların ‘yetmez ama evet’ diyerek Erdoğan’ı destekledikleri dönemde de, Önder Apo ve Hareketimiz her zaman olduğu gibi AKP’nin tutarsızlığını eleştirmiştir. Birçok kişinin bize ‘Türkiye’de ilk defa Erdoğan’ın gibi bir başbakan Kürt sorununu çözmek istiyor. PKK bunu bilmeli, buna değer vermeli, elini tetikten çekmeli. Bu sorunu çözerse Erdoğan çözer’ gibi değerlendirmeleri ve tavsiyeleri olmuştur. AKP’ye karşı Önder Apo’nun ve Hareketimizin tutumu baştan beri bellidir. Önderliğimiz her zaman AKP’nin ideolojik olarak hangi noktada olduğunu, politik olarak nerede durduğunu, Türkiye’nin demokratikleşmesinde ve Kürt sorununda ne kadar sorumsuz ve tutarsız yaklaştığını sorgulamış ve eleştirmiştir. (…) Önder Apo’nun yapmak istediği siyasi bir partiye, devlet de dahil bir çözüm perspektifi kazandırmak ve güven sorununu aşmaktır.” 


DİREN ROJ/ÇEKDAR BOTAN/ANF/BEHDİNAN