Geçen hafta cenazesi verilen hasta tutsak Muhsin Kızılkan’ın ailesi, “yaşam sevinci olan bir kişiydi” dedikleri Kızıltan’ın ardından cezaevlerinden yeni tabutların çıkmaması için hasta tutsakların serbest bırakılmasını istedi. HAMDULLAH KESEN MA/ADANA Kaldırıldığı hastanede 20 gün sonra yaşamını yitiren kanser hastası tutsaklardan Muhsin Kızılkan, 26 yıl boyunca cezaevinde kaldı. İhsan Kızılkan, “Ağabeyimin ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmalarını talep ediyoruz" dedi. Hatay-İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutukluyken 5 Temmuz’da fenalaşarak hastaneye kaldırılan kolon kanseri hastası Muhsin Kızılkan, İskenderun Devlet Hastanesi'nde 24 Temmuz'da yaşamını yitirdi. Kızılkan, 25 Temmuz'da ailesi tarafından İskenderun Çankaya Mezarlığı'na defnedildi. Götürüldüğü hastanede ailesine haber verilmeden ameliyat edilen Kızılkan, 20 gün boyunca hastanenin yoğun bakım ünitesinde gözetim altında tutuldu. Bu süreçte ailesi, hayati tehlikesi devam eden Kızılkan'a verilen müebbet hapis cezasının infazının ertelenmesi için İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Ailenin talebine 16 Temmuz’da olumlu yanıt verildi ve Kızılkan’ın cezası 3 ay ertelendi. 26 yıl boyunca cezaevinde kalan ve tutukluluk sürecinde kolon kanserine yakalanan Kızılkan için ailesi “yaşam sevinci olan bir kişiydi” diyerek bir daha cezaevlerinden tabutların çıkmaması için hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi. İşkence tezgahlarından geçirildi Muhsin Kızılkan, 1962'de Siirt merkezde dünyaya geldi. İlkokulu Siirt'e okuyan Kızılkan, maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimine devam etmeyip ailesinin ekonomisine yardımcı olmak için çocuk yaşta çalışmaya başladı. Kızılkan ve ailesi maddi imkansızlıklardan ötürü çareyi 1974'te Siirt'ten Hatay'ın İskenderun ilçesine göç etmek buldu. 1984’te Kızılkan, Terfa Kızılkan'la evlendi. 3 çocuğu dünyaya geldi. 10 Kasım 1993'te İzmir'de polislerce gözaltına alınıp 3 ay boyunca ağır işkencelerden geçirildi. Kendisi gözaltına alındığında en küçük çocuğu henüz 40 günlüktü. İşkenceden sonra İzmir’de tutuklanıp Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) yargılanan Kızılkan'a PKK davasından müebbet hapis cezası verildi. Kızılkan önce İzmir Cezaevi, ardından ise Mersin, Konya, Bartın ve son olarak İskenderun cezaevlerinde kaldı. Kızılkan'a Aralık 2016’da kolon kanseri teşhisi konuldu. Teşhis sonrası hastaneye kaldırılan Kızılkan’ın, bağırsaklarından bir metrelik bir kısmı kesilirken, hayati risk taşıyan bu ameliyatın öncesi ve sonrasında ailesine herhangi bir şekilde haber verilmedi. Geçirdiği ameliyat ardından Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) verdiği bir raporla Kızılkan’ın cezasının infazı 1,5 yıl ertelendi ve 2017'de tahliye edildi. Rapor süresi bittikten sonra Kızılkan tekrar tutuklanarak İskenderun T Tipi Cezaevi’ne konuldu. Kızılkan kanser hastalığının yanı sıra bir kez fıtık ameliyatı oldu. En son 5 Temmuz’da fenalaşması üzerine kaldırıldığı İskenderun Devlet Hastanesi'nde beyin ameliyatına alındı ve 20 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti. Ölmesini beklediler Ağabeyinin hayatının en güzel zamanlarını cezaevinde geçirdiğini ifade eden kardeşi İhsan Kızılkan, "İyi bir insandı. İyi huylu merhametliydi. Kimseye zararı yoktu.  Sosyal bir insandı. Açık görüşlü yardımseverdi" dedi. "Siyasi tutsak olduğu için bırakmadılar. Tahliyesi için Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazdık ama bir sonuç alamadık. Ölmesini beklediler. Öleceği kesinleşince cezasını ertelediler" diyen Kızılkan, artık cezaevlerinden tabutların çıkmasını istemediklerini dile getirdi. Kızılkan, "Ağabeyimizi ameliyat eden doktor ameliyattan 3 gün sonra izne ayrıldı. Doktor kafatasının sağ tarafını 'çürümüş ve işlevsiz kaldığından' ötürü aldı. Cezaevinde ağabeyim hasta olduğu için ayakta sayım vermediğinden ötürü gardiyanlarca feci şekilde darp edildiğini ifade etmişti bize. Ağabeyimin ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmalarını talep ediyoruz."

Vural tedavi edilmiyor

Tokat T Tipi Cezaevi’nde tutulan Cebrail Vural, tedavi edilmesini istiyor. Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 256. haftasında hasta tutsakların durumuna dikkat çekti. Her hafta olduğu gibi bu hafta da üzerinde "Hasta mahpuslar serbest bırakılsın" tişörtleri ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde bir araya gelen İnisiyatif üyeleri, basın açıklaması gerçekleştirdi. Tokat T Tipi Cezaevinde tutulan Cebrail Vural’ın durumuna dikkat çekilen açıklamayı, İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen okudu. Yavaşlatılmış ölüm Çevirmen, "Bir hasta mahpusun deyimiyle 'Hapishanelerde adeta yavaşlatılmış ölüm yaşatıyorlar. Binlerce hasta mahpus hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Bir yandan hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da insanca yaşayabilmenin mücadelesini veriyorlar. Yatağa kelepçelenmek, tek kişilik havasız ve sağlıksız ring araçları, kelepçeli muayene ve tedavi, ırkçı yaklaşımlar ve daha birçok insan onuruna aykırı muameleye maruz kalıyorlar. Mahpuslar yaşamlarını yitirmeye devam ediyor" dedi. Çevirmen, Vural'ın durumuna ilişkin şunları söyledi: "Cebrail Vural tutuklanmadan önce TNT patlaması basıncına iki kere maruz kalmış, akciğer kulak ve boğazı bundan etkilenmiştir. Cezaevinde kaldığı ilk 7 yılda bu patlamanın etkisiyle tükürüğünde siyahlıklar çıkmaya devam etmiştir. Gözaltında herhangi bir tedavi görmemiştir. 1998’de tüberküloz başlangıç bulgusu konulmuş ama herhangi ciddi bir tedavi yapılmamış. Kendi imkanları ile bunu aşmıştır. 2010’da iki kez endoskopi yapılmıştır. Erozif gastrit, ödem, kös gevşekliği tespiti yapıldı. Mayıs 2011’de akciğer iltihaplanması kanaması olmuş, 1 hafta hastanede kalmış, bu sürede 30 adet serum verilmiştir. Daha iyileşmeden 26 Temmuz 2011’de Midyat M Tipi Hapishanesinden Tokat T Tipi Hapishanesine sevk edilmiş. O hastalığın kontrolü de yapılmamış, rutin muayeneler dışında tedaviye devam edilmemiştir. 2015 ve 2016’de birer kez idrar yolu iltihaplanması geçirmiş, acile kaldırılmış, antibiyotik verilmiştir. 2 Nisan 2016’da Adli Tıp’a gitmiş ve burası '9 Mayıs 2016 tarihli Tokat Hastanesinin bulgularına (Akut peptik ülser yeri tanımlanmamış, hemoroji veya performans yok) katıldığının yanı sıra prostat hastalığı, orta derecede KOAH olduğunu raporladı. Bu haliyle ceza infaz kurumu başvurusunda hayatını yalnız idame ettirebileceği, toplum güvenliği bakımında tehlike oluşturmayacağı, kocama hali oluşturmadı şeklinde karar alınmış. Cebrail Vural'ın cezasının geriye bırakılması gibi bir talebi yok. Sadece kontrollü bir tedavisinin yapılmasını istiyor. Cebrail Vural’ın tetkik ve iyileştirmeye dönük tedavisinin yapılması, sevklerinin aksatılmadan ve insanca koşullar içinde yapılması gerekmektedir."