Katurman, gazetemize yaptığı açıklamada, mevcut kanal için hukuki boyutta mücadeleye edeceklerini vurguladı. Katurman özgür basına yönelik kapsamlı saldırıya karşı “Halkların itirazının güçlü olması gerekiyor” dedi.

‘RTÜK’ün istemini yerine getiriyoruz’

Med Nûçe TV editörü Katurman, ilk olarak Fransız uydu şirketi Eutelsat tarafından kendilerine gönderilen mailde 48 saat içerisinde televizyonlarının kapatılacağının söylendiğini ifade ederek şu ifadeleri kullandı: “48 saat sonrasında da yani Cumartesi günü de yayınlarımız devam etti. Şirket kendi inisiyatifiyle 2 gün daha devam etti. Ardından gelen bir e-mailde de televizyonumuzun yayınının pazartesi günü saat 10.00’da durdurulacağı söyleniyordu. Fakat bu sırada da Kürdistanlıların perşembe ve cuma günü devam eden eylemleri sırasında eylemcilerden bir heyet Eutelsat şirketi yetkilileri ile görüşmeye gitti. Görüşmede, Eutelsat yetkilileri heyete, RTÜK’ün onlara gönderdiği mektubu onlara göstermiş. RTÜK, bu televizyonun derhal kapatılması gerekiyor diye istemini bildirmiş. Gerekçe ise, kamu düzenini bozmak. Eutelsat yetkilileri, heyete “RTÜK bizim için ‘hatırı sayılır’ bir kurumdur, onların istemini yerine getiriyoruz” demişler. Bu birinci ve resmi bilgi. Heyet mektubu almak istemiş ama vermemişler.  Ardından avukatlarımız da pazartesi günü şirketimizin yetkilileri devreye girdi. Çünkü, gelen yazılı belge, Fransa ve Avrupa’nın hukukunu tanımayan bir belge. İktidar ya da RTÜK istedi diye ‘kapatıyoruz’ diye bir şey yok. Bunun bir öncesinin olması gerekiyor. Bir ihtar yollamak gerekiyor. Bu iki ya da üçe kadar gidebilir. Hayır yok biz bu ihtarları dinlemedik, dikkate almadık diyelim hakkımızda dava açabilir. Bir dava süreci olmak durumunda. Tamamen kapatma gerekçesi ile kapatma süreci de hukuki değil.”

‘Ne de olsa yeni televizyon açılır’ yanılgısı….

Hacer Pınar Katurman bundan sonraki süreç için ise “Tabii ki, hukuki olmayan bir kararın itirazını yapmaktır. Hukuki olarak onların kanunları çerçevesinde. Mücadele bu şekilde devam edecek. ‘Ne de olsa bir televizyon kapatıldı, yeni bir televizyon açılır’ yanılgısı yaygın. Televizyonun kapatılma şekli hukuki olmadığı için başlangıçta buna karşı mücadele etmek gerekiyor. İtirazları sadece hukuki olarak ele almamamız gerekiyor. Uluslararası boyutta da bütün kurum ve kuruluşlarla birlikte kendi yasalarını bile tanımayan bu duruma karşı birlikte mücadele etmek gerekiyor. Aynı zamanda bu karar sadece bize uygulanmadı. Aynı anda Türkiye’de 12 televizyon ve 11 radyo kanalı kapatıldı. Kapılarına mühürler vuruldu, çalışanlarının basın kartları alındı, darpedildi. Bu bir konsept çatısı halinde yürüyor ve mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

Avrupa yasalarının devreye girmesi gerekiyor

Katurman, Avrupa ve Uluslarası Gazeteciler Federasyonlarının destek açıklamaları için de “Tabii ki bütün kurumların Avrupa’da bağlayıcılıkları var. Nasıl ki RTÜK, Türkiye’de bağlıyıcı ise, bu kurumlar da uluslararası yasalar ile kurulmuş kurumlardır. Kendileri için hazırlanan prosedürlerine göre işliyorlar. Bu kurumların hepsinin yaklaşımı ise “Alınan karar kesinlikle Avrupa hukukuna ve yasalarına göre alınmış kararlar değildir. Tanımıyoruz, siyasidir” diyorlar.
Med Nûçe’nin yayınlarında herhangi bir kamu düzenini bozan bir yönelim varsa, Avrupa yasalarının devreye girmesi gerekiyor. Bu kurallar hiçe sayılmıştır. Dolayısıyla bu kurumların kararları yaklaşımları bizi bağlıyor ve bundan sonra bizim yanımızda olduklarını da ifade etmişlerdir” ifadelerini kullandı.

Hukuki süreç önümüzdeki günlerde netleşir

Katurman, televizyonlarının kapatılma kararından, iletişime, yaklaşımına kadar, Eutelsat’ın heyetlere gösterdikleri RTÜK belgesi, uluslarası kurumların yaptıkları açıklamalar birleştirilip, dosya halinde pazartesi günü hukuki süreç başlatıldığını belirtti. Katurman “Bu süreci biz de takip ediyoruz. Fakat bunun yanında da Kürdistanlıların yaptıkları eylemler yine diğer basın kurumlarına yöenlik baskılarda aynı zamanda bizim her çevreye iletmemiz gereken ve günü birlikte ilettiğimiz de konulardır.  Gerekli başvurular yapıldı, önümüzdeki günlerde netleşir.”

Halkların itirazının güçlü olması gerekiyor
Pınar Hacer Katurman son olarak şunları vurguladı: “Bu sadece Med Nûçe’ye yönelik bir yaklaşım olarak ele alınmamalı. Med Nûçe, özelde Kürt halkının genelde ise, tüm ötekileştirilenlerin, tanınmayan halkların sesiydi. Dört parça Kürdistan, Türkiye ve dünyaya yönelik haber yapan haber kanalıydı. Türkiye’de kısalan her sesin sahip olduğu bir kitlesi vardı. Alevi kanalından, çocuk kanalına kadar kapatıldı. Dolayısıyla mücadelenin ortaklaşması gerekiyor bu birinci husus. İkinci husus ise, bu halkların kısılan seslerine halkların itirazının güçlü olması gerekiyor. AKP iktidarının baştan beri 15 Temmuz darbesini bahane ederek fırsata dönüştürme yaklaşımı bizler açısından deşifre olmuştu. Biz bu deşifrasyonu devam ettiriyorduk. Aslında korkulan buydu. Bunu devam ettirmek gerekiyor. Hem radyolar hem de televizyonlar açısından sesin bundan sonra uluslararası alanda, Kürdistan ve Türkiye’de daha fazla çıkarılması gerekiyor. Kısılmayan sesin de yaklaşımının da böyle olmaması gerekiyor, “Ne de olsa bize dokunmadı.” Halkında kanıksanmamaya gitmemesi gerekiyor, “Bir tane kapatılır, on tane açılır ne de olsa” gibi alışkanlıktan vazgeçilip, bir tane de kapatılmasın ama on tane de açılsın yaklaşımının olması gerekiyor.”

RAMAZAN MARANKOZ
HABER MERKEZİ